Botan’da özel savaşın çoklu yüzü (1) 2026-09-21 09:02:22   Araçlar değişti, politika sürdü   Rojda Aydın   ŞIRNEX - Botan’da 1990’lı yıllarda köy boşaltmaları ve zorunlu göçle derinleşen özel savaş politikaları, 2015-2016 yıllarında kent yıkımları ve kitlesel göçle devam etti. Bugün ise kalekollar, özel güvenlik bölgeleri, ekolojik talan, uyuşturucu, kadın ve gençlere yönelik politikalarla toplumsal yaşam kuşatılıyor.   Kürdistan’da uzun yıllardır yürütülen savaş politikalarının en yoğun yaşandığı bölgelerden biri Botan. 1990’lı yıllarda köy boşaltmaları, zorunlu göç, yayla yasakları ve koruculuk sistemiyle toplumsal yaşam büyük bir değişime uğradı. 2015-2016 yıllarında ise sokağa çıkma yasakları, kent yıkımları ve yeniden yaşanan göç bu politikaların devamı oldu.   Sonraki yıllarda kalekol ve karakolların sayısının artması, özel güvenlik bölgeleri, yayla ve mera yasakları, enerji ve maden faaliyetleri ile ağaç kesimleri bölgedeki yaşamı doğrudan etkiledi. Kadın ve gençlere yönelik politikalar, uyuşturucu kullanımı ve cinsel şiddet vakaları da bölgede özel savaş politikaları kapsamında tartışılan başlıklar arasında yer aldı.   Dosyamızın ilk bölümünde Botan’da 1990’lı yıllardan bugüne uzanan bu politikaların toplumsal yaşama etkilerine bakıyoruz.   Köylerden başlayan zorunlu göç Botan’da 1980 ve 1990’lı yıllar, savaşın köylere ve gündelik yaşama yayıldığı yıllar oldu. Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasıyla birlikte köy boşaltmaları, zorunlu göç, yayla yasakları ve koruculuk sistemi bölgedeki yaşamı doğrudan etkiledi.   Devlet kayıtlarına göre 1990’lı yıllarda Şirnex genelinde 47 köy boşaltıldı. İçişleri Bakanlığı, köylerde yaşayanların “güvenlik” gerekçesiyle göç etmek zorunda kaldığını ileri sürerken, yıllar sonra bazı köylere geri dönüşler başladı.   Cizîr’e bağlı Hisar köyünde yaşayanlar da 1991 yılında köylerini terk ederek Silopiya’ya yerleşti. Köylüler ancak 22 yıl sonra topraklarına dönebildi.   Köylerin boşaltılmasıyla tarım ve hayvancılık kesintiye uğradı. Binlerce kişi kent merkezlerine ve Türkiye metropollerine göç etmek zorunda bırakıldı. Koruculuk sisteminin yaygınlaştırılması da köylerdeki toplumsal ilişkileri etkiledi.   Aynı yıllarda Şirnex, faili meçhul katliamlar, gözaltında kayıplar ve JİTEM faaliyetleriyle de gündeme geldi.   Köylerin boşaltılması, yalnızca zorunlu göçe neden olmadı. İnsanların toprakları ve üretim alanlarıyla kurduğu bağ da kesildi.   2015-2016: Yıkım kentlere taşındı   2013 yılında başlayan çözüm sürecinin sona ermesinin ardından 2015 ve 2016 yıllarında Cizîr, Şirnex ve Silopiya’da sokağa çıkma yasakları ilan edildi. Cizîr’de Eylül 2015’te uygulanan yasağın ardından 14 Aralık 2015’te yeniden sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yasak 79 gün sürdü. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Amed Barosu ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) tarafından hazırlanan ortak raporda Yafes, Nur, Cudi ve Nuh mahallelerinde yaşanan hak ihlallerine yer verildi.     Bu dönem, Cizîr’de “bodrumlarda yaşanan katliam” ile hafızalara kazındı. İnsan hakları örgütlerinin raporlarında, bodrumlarda mahsur kalanların yaşamını yitirmesine ilişkin tespitlere yer verildi. Anayasa Mahkemesi’nin yayımladığı bir kararda da Cizîr’deki ikinci bodruma ilişkin insan hakları heyetlerinin tespitleri yer aldı.   Silopiya’da 14 Aralık 2015’te başlayan sokağa çıkma yasağı 19 Ocak 2016’ya kadar sürdü. TİHV verilerine göre yasak sırasında en az 27 sivil yaşamını yitirdi.   Şirnex merkezinde ise 14 Mart 2016’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi. TİHV, operasyonların 3 Haziran’da sona ermesine rağmen yasağın 14 Kasım 2016’da kısmen kaldırıldığını; yaklaşık 69 bin kişinin yaşadığı kentte binlerce kişinin göç etmek zorunda bırakıldığını ve yaklaşık 7 bin konutun tamamen yıkıldığını aktardı.   TBMM’ye sunulan resmi bir yanıtta da yasağın 245 gün kesintisiz sürdüğü, bazı mahallelerin tamamen, Aydınlıkevler Mahallesi’nin ise büyük bölümünün yıkıldığı ve kent merkezinin yaklaşık yüzde 80’inin haritadan silindiği belirtildi.   1990’lı yıllarda köylerde yaşanan zorunlu göç, 2015-2016 yıllarında kent merkezlerine taşındı. Bu kez insanlar mahallelerinden ve kentlerinden göç ettirildi.   Kalekollarla kuşatılan yaşam   2015-2016 sonrasında Botan’ın dağlık bölgelerinde kalekol ve karakol yapımları sürdü. Kato, Cudi, Gabar ve Besta’da askeri noktaların yanı sıra yeni yollar, kontrol noktaları ve gözetleme sistemleri oluşturuldu. Şırnak Valiliği de son yıllarda Cudi, Gabar ve Besta başta olmak üzere birçok bölgeyi farklı tarihlerde “özel güvenlik bölgesi” ilan etti. Bu kararlarla bazı alanlara girişler yasaklandı. Yayla ve meralara getirilen yasaklar, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan köylülerin üretim alanlarına erişimini de etkiledi.   Cudi, Gabar ve Besta’da ekolojik talan   Botan’da savaş politikalarının etkilediği alanlardan biri de doğa oldu. Cudi, Gabar ve Besta’da askeri faaliyetlerin yanı sıra yol yapımları, enerji yatırımları, petrol ve maden çalışmaları ile ağaç kesimleri devam etti. Gabar son yıllarda petrol çıkarma faaliyetlerinin yoğunlaştığı bölgelerden biri oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2025 yılında Gabar’da petrol üretiminin sürdüğünü ve 80 hektarlık alana 100 bin fidan dikileceğini açıkladı.   Cudi eteklerinde bulunan Silopi Termik Santrali de bölgede ekolojik tahribata karşı yürütülen tartışmaların başlıklarından biri. Şırnak İl Müdürlüğü’nün 2024 Çevre Durum Raporu’na göre santralde bir yılda 840 bin 682 ton kömür/asfaltit kullanıldı. Aynı dönemde 262 bin 636 ton uçucu kül ve 192 bin 521 ton katı atık oluştu.   Ağaç kesimleri, petrol ve maden sahaları, termik santral ve yeni yollar doğayı tahrip ederken, köylülerin tarım, hayvancılık ve yaşam alanlarını da daraltıyor.   Gençler hedefte   Botan, genç nüfusun yoğun olduğu bölgelerden biri. TÜİK’in 2024 verilerine göre Şirnex’te 15-24 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payı yüzde 20,6. Ancak kentte gençler işsizlik, göç, eğitim olanaklarının yetersizliği ve sosyal alanların azlığıyla karşı karşıya. Uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması da kentte gençlere yönelik özel savaş politikaları kapsamında tartışılıyor.   Gençlerin kültür, sanat, spor ve örgütlenme alanlarından uzaklaştırılması ile uyuşturucunun yaygınlaştırıldığına yönelik iddialar, bölgede faaliyet yürüten siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin uzun süredir gündeminde.   Kadınlara yönelik politikalar   Zorunlu göç ve savaşın yarattığı ekonomik ve toplumsal yıkım kadınların yaşamını da doğrudan etkiledi. Köylerin boşaltılmasıyla üretim alanlarından koparılan kadınlar, kentlerde yoksulluk ve ekonomik bağımlılıkla karşı karşıya kaldı. 2015-2016 yıllarında yaşanan göçle bu durum yeniden derinleşti.     Kadınlara yönelik erkek şiddeti, cinsel şiddet, uyuşturucu ve fuhuşa sürükleme de bölgede kadın örgütlerinin özel savaş politikaları kapsamında ele aldığı başlıklar arasında. Özellikle kamu görevlileri, korucular ya da devlet kurumlarıyla ilişkili kişilerin fail olduğu cinsel saldırı dosyalarında cezasızlığa yönelik tepkiler de sürüyor.   Şirnex’in  bir ilçesinde bir çocuğa yönelik cinsel saldırı suçlamasıyla korucu Ramazan Babat hakkında Şırnak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Ayrıca kente bağlı ilçede başka bir çocuğa yönelik cinsel saldırıya ilişkin dosyada da aralarında bir korucu ve belediye başkanının korumasının bulunduğu kişiler hakkında dava açıldı.   Araçlar değişti, politika sürdü   Botan’da 1990’lı yıllarda köy boşaltmaları, zorunlu göç ve koruculukla yürütülen politikalar, 2015-2016 yıllarında sokağa çıkma yasakları, kent yıkımları ve kitlesel göçle devam etti. Sonraki yıllarda ise kalekollar, özel güvenlik bölgeleri, yayla yasakları, ekolojik talan ile kadın ve gençlere yönelik politikalar öne çıktı.   Yöntemler değişse de ortaya çıkan tablo, toplumun yaşam alanlarından ve üretimden koparılması, göçe zorlanması ve toplumsal yapının dağıtılması oldu.   Dosyamızın sonraki bölümlerinde Botan’da uyuşturucunun yaygınlaştırılması, gençlere ve kadınlara yönelik politikalar, cinsel şiddet, fuhuşa sürükleme, insan ticareti ve ekolojik talanı somut veriler, vakalar ve tanıklıklarla ele alacağız.   Yarın: Üniformalıların uyuşturucu ve fuhuş ağı