TJA’nın tarım işçisi kadınlar raporu: Görünmeyen emek, çoklu sömürü 2026-05-01 09:18:00   RIHA - TJA tarafından hazırlanan “Mevsimlik Tarım İşçiliğinde Kadınların Görünmeyen Emeği ve Yaşamsal Riskleri” başlıklı rapor yayımlandı.   Tevgera Jinên Azad (TJA) tarafından hazırlanan “Mevsimlik Tarım İşçiliğinde Kadınların Görünmeyen Emeği ve Yaşamsal Riskleri” başlıklı rapor yayımlandı. Raporda çalışma, kadınların maruz bırakıldığı yoksulluk, güvencesizlik, şiddet, ayrımcılık ve eşitsizlikleri çok boyutlu biçimde ortaya koydu.  Çalışmada, mevsimlik tarım işçiliğinin yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığı; aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin yeniden üretildiği bir alan olduğu vurgulandı. Kadınların hem tarımsal üretimde hem de ev içi emekte kesintisiz çalıştırıldığı, bu nedenle çok katmanlı bir sömürüye maruz bırakıldığı belirtildi.   Demografik yapı: Erken yaşta başlayan emek döngüsü   Rapor kapsamında görüşülen kadınların büyük kısmını 25-55 yaş aralığındaki kadınlar oluştururken, mevsimlik işçiliğe katılımın çoğunlukla çocuk yaşlarda başladığı tespit edildi. Kadınların önemli bir bölümü bu döngünün içine erken yaşta dahil edilirken, yıllar boyunca aynı koşullarda çalıştırılmaya devam ediliyor. Kadınların çoğunun evli olduğu, çok çocuklu aile yapısının yaygın olduğu ve geniş aile içinde yaşandığı belirtildi. Bu durum, kadınların hem üretim hem bakım emeğini aynı anda üstlenmesine yol açıyor.   Kuşaklararası yoksulluk yeniden üretiliyor   Kadınların büyük çoğunluğunun eğitim düzeyinin düşük olduğu, önemli bir kısmının ilkokul seviyesinde kaldığı ya da hiç eğitim alamadığı ortaya konuldu. Mevsimlik işçilik nedeniyle çocukların eğitim süreci de kesintiye uğruyor. Kadınlar, “Çocuklarım düzenli okula gidemiyor” sözleriyle bu durumu ifade ederken, araştırma bu döngünün kuşaklar boyunca devam ettiğini ve yoksulluğun yeniden üretildiğini ortaya koyuyor.   Zorunlu göç ve mevsimlik işçiliğe katılım nedenleri   Kadınlar, mevsimlik tarım işçiliğine çoğunlukla ekonomik zorunluluklar nedeniyle katılıyor. Yerelde iş imkanlarının sınırlı olması, güvencesiz çalışma koşulları ve derinleşen yoksulluk, kadınları aileleriyle birlikte göç etmeye zorluyor. Kadınlar bu durumu açık biçimde ifade ediyor: “Bırakmak istemesem de mecburum, başka iş yok.” Bu tablo, mevsimlik işçiliğin bir tercih değil, yapısal eşitsizliklerin sonucu olduğunu ortaya koyuyor.   Günlük yaşam: 14-16 saatlik kesintisiz emek   Kadınların günlük yaşamı sabah erken saatlerde başlıyor. Yemek hazırlama, çocuk bakımı ve ev içi işler tamamlandıktan sonra tarlaya gidiliyor. Gün boyu süren ağır tarım emeğinin ardından akşam saatlerinde yeniden ev içi emek başlıyor. Kadınlar, “Sabah yemek yapıyorum, sonra tarlaya gidiyorum, akşam yine iş bitmiyor” sözleriyle bu döngüyü anlatıyor.   Rapor, kadınların günlük çalışma süresinin 14-16 saate ulaştığını ve dinlenme hakkının fiilen ortadan kaldırıldığını ortaya koyuyor.   Ücretlendirme: Eşitsizlik ve ekonomik kontrol   Kadınlar düşük ücretlerle, çoğunlukla kayıt dışı biçimde çalıştırılıyor. Aynı işi yapmalarına rağmen erkeklerle eşit ücret alamayan kadınların önemli bir kısmı, kazandıkları gelir üzerinde söz sahibi olamıyor. Rapora göre; ekonomik kontrol çoğunlukla erkeklerde bulunuyor. Bu durum kadınların ekonomik bağımsızlığını engellerken, patriyarkal sistemin yeniden üretimini güçlendiriyor.   Barınma ve yaşam koşulları: Çadırda hayatta kalma mücadelesi   Kadınlar, çoğunlukla çadır alanlarında, altyapıdan yoksun koşullarda yaşamını sürdürüyor. Temiz suya erişim sınırlı, tuvalet ve banyo imkanları yetersiz. Kadınlar, “Tuvalet yok, gitmemek için su içmemeye çalışıyorum” sözleriyle yaşadıkları durumu ifade ediyor.   Raporda, bu koşulların hem fiziksel hem psikolojik sağlık üzerinde ciddi etkiler yarattığını ortaya koyuyor.    Sağlık hakkına erişim engelleniyor   Kadınların büyük çoğunluğu sosyal güvenceden yoksun bırakılırken, sağlık hizmetlerine erişimde ciddi engeller yaşanıyor. Ulaşım, maliyet ve dil bariyerleri sağlık hizmetlerinden yararlanmayı zorlaştırıyor. Kadınlar, “Hastaneye gidemiyorum, uzak ve masraflı” diyerek bu durumu ifade ediyor. Menstrüel hijyen ürünlerine erişimde yaşanan eksiklikler de kadın sağlığını doğrudan etkiliyor.   Kadın sağlığı ve özel ihtiyaçlar görünmez kılınıyor   Kadınlar, uzun çalışma saatleri, ağır yük taşıma, hijyen eksikliği ve yetersiz beslenme nedeniyle sağlık sorunları yaşıyor. Ancak bu sorunlar çoğu zaman tedavi edilmeden devam ediyor. Kadınların dinlenme, izin ve sağlık hizmetlerine erişim hakkının fiilen ortadan kaldırıldığı belirtiliyor.   Güvenlik, şiddet ve taciz   Kadınlar, hem çalışma alanlarında hem çadır alanlarında şiddet, taciz ve güvensizlikle karşı karşıya bırakılıyor. Kadınların önemli bir bölümü taciz deneyimi yaşadığını ifade ederken, büyük bir kısmı kendini güvende hissetmediğini belirtiyor.Kadınlar, “Rahatsız eden oluyor ama söyleyemiyoruz” sözleriyle maruz bırakıldıkları baskıyı dile getiriyor.   Bu durum, kadınların hareket alanını daraltırken yalnız başına hareket etme korkusunu artırıyor.   Sosyal dışlanma ve kültürel baskı   Kadınlar gittikleri bölgelerde ayrımcılık ve dışlanmaya maruz bırakılıyor. Dil farklılıkları ve kültürel bariyerler, kadınların hizmetlere erişimini daha da zorlaştırıyor.Bu durum, kadınların yalnızlaşmasına ve güvencesizlik hissinin derinleşmesine neden oluyor.   Çocuk emeği ve eğitim hakkı ihlali   Rapor, çocukların önemli bir kısmının tarlada çalıştırıldığını ortaya koyuyor. Eğitimden kopan çocuklar, erken yaşta emek sürecine dahil ediliyor. Kadınlar çocuklarını bırakacak güvenli alanlar olmadığı için onları da çalışma alanlarına götürmek zorunda kalıyor.   Kadınların ihtiyaçları ve talepleri   Kadınlar, güvenli yaşam alanları, sosyal güvence, sağlık hizmetlerine erişim, çocuklar için eğitim olanakları ve insani çalışma koşulları talep ediyor.Temiz su, hijyen, barınma ve güvenlik gibi temel ihtiyaçların karşılanması gerektiği vurgulanıyor.   İstatistikler: Güvencesizlik ve eşitsizlik yaygın   Raporda, yer alan verilere göre:   *Kadınların büyük çoğunluğu güvencesiz koşullarda çalışıyor,    *Önemli bir kısmı sağlık hizmetine erişemiyor,   *Menstrüel hijyen ürünlerine erişim sınırlı,    *Çoğunluğu kendini güvende hissetmiyor ,   *Ayrımcılık ve dışlanma yaygın,    *Büyük bir kısmı yoğun stres ve yorgunluk yaşıyor."    Bu veriler, mevsimlik tarım işçiliğinde kadınların çok yönlü hak ihlallerine maruz bırakıldığını ortaya koyuyor.   Sonuç   Rapor, kadınların yaşadığı sorunların bireysel değil yapısal olduğunu vurguluyor. Yoksulluk, güvencesizlik, şiddet ve eşitsizlik birbirini besleyen bir sistem içinde sürdürülüyor. Kadınlar çözüm olarak örgütlenmeyi, kolektif mücadeleyi ve kadın emeğinin görünür kılınmasını işaret ediyor. Çalışma, mevsimlik tarım işçiliğinde kadınların maruz bırakıldığı hak ihlallerinin acil müdahale gerektirdiğini ortaya koyarken, bu alanda hak temelli politikaların geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.