Sêwreg saldırısı: Salt güvenlik sorunu değil, detaylıca araştırılmalı 2026-04-15 09:54:21   Derya Ren    RIHA - Sêwreg’de bir okulda yaşanan silahlı saldırının ardından konuşan DEM Parti Çocuk Komisyonu Eş Sözcüsü Beritan Güneş Altın, olayın salt güvenlik sorunu olarak ele alınamayacağını belirterek, kapsamlı bir araştırma yürütülmesi gerektiğini söyledi. Eğitim-Sen Riha Şubesi’nden Özlem Ulutaş Şengül ise çocuklar için psikolojik ve sosyal destek çalışmalarının oluşturulması çağrısı yaptı.   Riha’nın Sêwreg ilçesinde bulunan bir okula, Ömer Ket (16) isimli öğrencinin silahlı saldırısı sonucunda 10’u öğrenci, 4’ü öğretmen olmak üzere 16 kişi yaralandı. Saldırının ardından zincirleme biçimde ortaya çıkan hak ihlalleri tüm gerçekliğiyle sürerken, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), aldığı genel grev kararıyla bugün  iş bırakma eylemi gerçekleştirecek.    Öte yandan saldırıya ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında bir kişi gözaltına alınırken, ikisi İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde, ikisi de İlçe Eğitim Müdürlüğü’nde görev yapan dört kişi görevinden uzaklaştırıldı. Yaralanan 16 kişiden üçünün ise hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi.   Eğitim Sen Riha Şubesi’nden Özlem Ulutaş Şengül ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Çocuk Komisyonu Eş Sözcüsü Beritan Güneş Altın, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   ‘Destek çalışmaları oluşturulmalı’   Saldırının toplumda gelişen şiddet kültürüyle bağlantılı olduğunu söyleyen Özlem Ulutaş Şengül, “Toplumda gittikçe artan şiddet kültürünün, gerek medya yoluyla gerekse dijital ortamlarda çok fazla çocukların gündemine girdiğini ifade edebiliriz. Şiddet içerikli dijital oyunların toplumsal yaşama yansımaları ve bunlardan etkilenen gençlerin şiddete çok fazla eğilimi oluyor. Toplumun her kesimini etkileyen ve her kesimini ilgilendiren bu sorun, bütünlüklü güvenlikçi tedbirlerle değil; sosyal, psikolojik desteklerle tedbirlerin alınması gereken bir sorundur. Toplumun içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal kriz de bu durumu etkiliyor. Milli Eğitim’deki tüm yetkililerin önlemler alması gerekiyor. Bu, sadece basın açıklamalarıyla veya üzüntü mesajlarıyla giderilebilecek bir sorun değil. Çok yönlü psikolojik ve sosyolojik destekleri olan bir çalışmaya dönüştürülmesi gerekiyor. Bu noktada destek çalışmalarının oluşturulması gerekiyor” diye kaydetti.   Yaşanan eksiklikler   Yaşanan saldırıdan derin bir kaygı duyduklarını ifade eden Beritan Güneş Altın, “Mekânsal olarak olayın okulda yaşanıyor olması, endişelerimizi ve sorgulamalarımızı da arttırdığını ifade etmek gerekir. Çünkü okullar çocuklar için en güvenli olması gereken mekânlarken, böyle bir vahşetin sahnelendiği bir alan olması durumu daha da vahimleştiriyor.   Çocuk güvenliği açısından sadece fiziksel güvenlikten, sadece asayiş güvenliğinden bahsetmiyorum. Daha geniş bir kavram olarak çocuk güvenliğinden bahsediyorum. Çocuk korumanın yanı sıra çocuk güvenlik standartlarının ve prosedürlerinin hem yasal hem de politik olarak yeniden konuşulması, yasal adımların atılması gerekir. Orada olası gelişecek kayıpların ve olayın yaşanış biçiminin de çocuklar üzerinde çok ciddi bir etkisi olduğunu ifade etmek gerekir” dedi.   ‘Çürüme ortaya çıkıyor’   Bireysel silahlanmanın etkisine değinen Beritan Güneş Altın, devamında şunları söyledi: “Uzun zamandır, hatırlarsınız, geçen senelerde İstanbul’da iki kadının katledilme biçimi toplumsal çürümeyi bir kez daha hatırlattı. Bu vahşetten sonra toplum zaman zaman bu soruyu kendine soruyor: Gerçekten bir toplumsal çürüme içerisinde miyiz? Fakat bu soru, bir olayın ardından refleksif bir şekilde sorulduğu için ne yazık ki bunun karşılığında toplumsal çürümeye tekabül edecek çözümler, çalışmalar ve politik bir hat oluşturamıyoruz. Bunu oluşturamamamızın sebeplerinden birinin de siyasetin ve siyasetin kullandığı ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı dil olduğunu düşünüyorum. Toplumsal çürümenin bir anda gerçekleşmediğini; var olan çatışmalı ortamların, savaşın, kutuplaştırıcı siyasetin, yoksulluğun, yolsuzlukların bütün bunları ördüğünü ve bugün sonuç olarak da toplumda çocuktan kadına, topyekûn bütün toplumu hedef alan bir çürümenin açığa çıktığını görüyoruz.”   Barış ve Demokratik Toplum vurgusu   Yaşanan toplumsal sorunlar karşısında başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önemine değinen Beritan Güneş Altın, “Savaşların getirdiği o travmatik duyguları, insanlıktan çıkarılma uğruna toplumların kutuplaştırıldığı bu noktadan geri dönüşün ancak gerçekten onurlu ve gerçekçi bir yüzleşme ile onarıcı adalet mekanizmalarının işletildiği bir adalet sistemiyle, barışla ve barış diliyle mümkün olacağını ifade etmek gerekir. Dolayısıyla bu meseleyi bir şiddet kültürü olarak okumak ve bu kültürü besleyen bütün kaynakları hedefleyecek yapıcı politikalar oluşturmak haricinde, sadece adını koymanın süreci yönetmek için yetmeyeceğini düşünüyoruz. Bugün toplumdaki herkes, siyasetçilerin tümü yaşanan olayların ardından bir toplumsal çürümeden bahsediyor. Evet, bugün sosyal medyadan reel hayata kadar yaşanan ve artan şiddetin, kadın katliamlarının, çocukların birbirine karşı yönelttiği nefretin ve suçun kaynaklarını arıyor. Fakat ne yazık ki buna ad koymak, artık sorunu çözmenin çok uzağında olduğumuzu gösteriyor” diye ekledi.   ‘Olayın aydınlatılması gerekiyor’   Beritan Güneş Altın, DEM Parti olarak olayın kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğini belirterek, “Sêwreg’de yaşanmış olan bu olayın aydınlatılması gerekiyor. Bu olayda ihmali olanların tespit edilmesi gerekiyor. İhmalin mekanizmayla mı, kişilerle mi ilgili olduğunun ayrımına gidilmesi gerekiyor. Ki biz mekanizmayla ilgili ihmallerin olduğunu her fırsatta ifade ediyoruz. Çocuk koruma sistemine dair ve çocuk güvenliğine dair ciddi açıklar olduğunu söylüyoruz. Salt güvenlikçi tedbirlerle, okul etrafındaki güvenlik personelinin sayısının arttırılmasıyla çözülemeyecek bir mesele olduğunu ifade ediyoruz. Nitekim biz bu konuyla ilgili çocuk adalet sistemiyle ilgili atılacak adımları da belirtmiştik. Salt güvenlikçi, kapatmaya dayalı bir sistemi değil; sosyal hizmet sisteminin örüldüğü, çocukların lehine işleyen, çocukları gözeten, çocuk bakış açısıyla bezenmiş adımların atılmasının elzem olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Bütünlüklü bir çalışmayı hedefliyoruz’   Devletin okul önlerinde uyguladığı güvenlikçi politikalara değinen Beritan Güneş Altın, son olarak şunları söyledi: “Bugün güvenlik olmasına rağmen okul çevrelerinde uyuşturucu satışı yapılıyor. Bunun zaman zaman kolluk personelinin gözü önünde yapıldığını ve kolluğun da sürece dahil olduğunu biliyoruz. Yani burada biz, sayısal olarak güvenlik personelinin arttırılmasıyla ilgili bir çözümün, soruna yeterince eğilmemek anlamına geldiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla bir zihniyet dönüşümüne, çocuk odaklı politikalara, bunu besleyecek bir çocuk bakanlığına, çocuklar için tahsis edilmiş ve çocuğu bütünlüklü olarak ele alan bir çalışmaya ihtiyaç var. Fakat Milli Eğitim’e bağlı yerler çocuğa kendi bakış açısıyla yaklaşırken, bu meselenin en önemli paydaşlarından biri olan sosyal hizmet mekanizmalarının başka bir bakanlık tarafından yürütüldüğünü görüyoruz. Dolayısıyla çocuklar için yapılan işlerde bir parçalılık olduğunu, bütünsel ve koordineli bir çalışmanın açığa çıkmadığını görüyoruz. Burada çocuğa ilişkin yapılacak adımlarda çocuk algısını entegre edememeyle ilgili bir mesele var. Meclis’teki çalışmalarda çocuk bakış açısını, çocuklara ilişkin politikalarda bütünsel bir yaklaşımı ele almayı ve vurgulamayı hedefliyoruz.”