Hukuk örgütleri: Kürtçeyi resmi ve eğitim dili olarak kabul edin 2026-05-15 13:16:17   WAN - Hukuk örgütlerinin 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na dair yaptığı açıklamada, Kürt halkının anadilinde eğitim hakkının engellendiğine dikkat çekilerek, “Kürtçenin statüsü anayasal güvence altına alınmalı. Parlamentoya ve devlete sesleniyoruz; Kürtçeyi resmi dil ve eğitim dili olarak kabul edin” çağrısında bulundu.    Van Barosu Kürtçe Dil Komisyonu, Hukuk Araştırmaları ve Eğitimi Derneği (DADSAZ) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Wan Şubesi, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı kapsamında Wan Barosu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya, kentte bulunan Kürt dil kurumları ve çok sayıda hukukçu katıldı. “Bila Kurdî bibe zimanê fermî û zimanê perwerdehî yê” yazılı pankart açılan açıklamada, basın metnini DADSAZ Eş Sözcüsü Veysi Atay okudu.    'Kürtçe önündeki engeller devam ediyor'   Açıklamada, anadilde eğitimin hem bireysel hem de toplumsal bir hak olduğu belirtilerek, bu hakkın uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığı hatırlatıldı. Açıklamada, “Evrensel Dil Hakları Bildirgesi, Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı ile Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin dil haklarına ilişkin temel belgeler arasında yer alıyor. Türkiye’nin ise bu sözleşmelere koyduğu çekinceler nedeniyle Kürt halkının dilsel haklardan yararlanması engelleniyor. Kürtçenin, kamusal alanda ve eğitimde kullanımının önündeki engeller hala devam ediyor” denildi.    'Kürtçe eğitim hala yasak'   Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana Kürt dili ve kültürünü resmi olarak tanımadığının belirtildiği açıklamada, Anayasa’nın 42’nci maddesi nedeniyle Türkçe dışında eğitim verilmesinin yasak olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, “Milyonlarca Kürt çocuk anadilinde eğitim hakkından mahrum bırakılıyor. Mahkemelerde Kürtçe savunma için ücret talep ediliyor ve parlamentoda Kürtçe hala 'Bilinmeyen dil’ olarak tanımlanıyor” şeklinde konuştu.    'Kültürel ve siyasal haklar pazarlık konusu olamaz'   Birçok ülkede birden fazla resmi dilin bulunduğuna işaret edilen açıklamada, Kürtçenin de statü sahibi olması ve eğitim dili olarak kabul edilmesi gerektiği belirtildi. Açıklamada, “Kürt halkının dilsel, kültürel ve siyasal hakları pazarlık konusu olamaz. Demokratik ve barışçıl bir toplumun inşası için Kürtçenin anayasal güvence altına alınması gerekiyor. Bunun için yasal düzenlemeler derhal hayata geçirilmeli” ifadelerine yer verildi.   Parlamento ve devlete çağrı: Kürtçeyi resmi dil ve eğitim dili olarak kabul edin   Türkiye’de yürütülen “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine de değinilen açıklamada, bu sürecin demokratik toplumun inşası açısından tarihsel bir fırsat olduğu ifade edildi. Açıklamada, “Başta Kürt dili olmak üzere Kürt halkının kimliği, hakları ve öz yönetim statüsünün siyasal ve hukuki olarak tanınması gerekiyor. Parlamentoya ve devlete sesleniyoruz; Kürtçeyi resmi dil ve eğitim dili olarak kabul edin” çağrısında bulundu.