Bursa Barosu: Kadınları yaşatan bir hukuk talep ediyoruz 2026-06-11 18:31:44   BURSA - Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi, AYM'nin yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararına karşı yaptığı açıklamada, "Bizler kadınların haklarını budayan değil, kadınları yaşatan bir hukuk ve bir kamu politikası talep ediyoruz” çağrısında bulundu.   Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararı ve Medeni Kanun’da yapılması planlanan yasal değişikliklere karşı basın açıklaması gerçekleştirdi.   Adliye önünde yapılan açıklamada konuşan Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Ceren İlgen Altuntaş, "Anayasa Mahkemesi’nin, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin "süresiz olarak" ibaresini iptal etmesi, ülkemizde kadınların yüz yılı aşkın süredir büyük mücadelelerle kazandığı haklara vurulmuş en ağır darbelerden biridir. Yıllardır örgütlü bir biçimde yürütülen algı operasyonları ve gerçek dışı mağduriyet söylemleri ne yazık ki yüksek yargı eliyle yasallaştırılmak istenmektedir. Üstelik bu karar; ardı sıra getirilmek istenen 12. Yargı Paketi ve Medeni Kanun değişiklikleri ile kadınları sosyo-ekonomik açıdan tamamen güvencesiz bırakmayı hedefleyen daha büyük bir yasal geriye gidiş dalgasının ilk adımıdır" dedi.   'Kadınları yaşatan bir hukuk talep ediyoruz'   Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, istihdamdaki yapısal engellerin ve kadın yoksulluğunun yakıcı bir gerçeklik olarak ortada olduğunu vurgulayan Ceren İlgen Altuntaş, “Evlilik birliği boyunca tüm ev içi yükü ve bakım emeğini üstlenen, bu nedenle eğitimden ve çalışma hayatından koparılan kadınların boşanma sonrasında nafakaya ihtiyaç duyması sosyolojik bir zorunluluktur. Bu yapısal eşitsizlikler ortadan kaldırılmadan atılan bu adım, kadınları yoksullaştırma ve şiddet dolu evliliklere mahkum etme amacı taşıyan açık bir kadın düşmanlığıdır. Kadınların kazanılmış haklarını hedef alan düzenlemelerle uğraşmak yerine; kadınların neden hâlâ şiddet döngüsü içinde yaşamaya zorlandığını, neden öldürüldüğünü, neden korunamadığını ve neden eşit yurttaşlar olarak var olamadığını sorgulamak zorundayız. Yasama, yürütme ve yargı organlarının görevi kadınların haklarını daraltmak değil, onların yaşam hakkını, güvenliğini ve özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bizler kadınların haklarını budayan değil, kadınları yaşatan bir hukuk ve bir kamu politikası talep ediyoruz” çağrısında bulundu.   'Değiştirilmesi gereken sistemdir'   Gündemdeki yasal düzenlemelerin ve 12. Yargı Paketi hazırlıklarının, yargı süreçlerini hızlandırma kılıfı altında, taraflar arasındaki ekonomik ve sosyal dengesizlikleri derinleştirdiğine vurgu yapan CEren İlgen Altuntaş konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Güvencelerin zayıflatıldığı, yasal koruma mekanizmalarının esnetildiği bu yeni süreç, hak kaybına uğrayan tarafı yasal haklarını talep etmekten fiilen alıkoyacaktır. Adalet mekanizmasının asli görevi süreçleri sadece hızlandırmak değil; hak dengesini korumak ve zayıf olan tarafın yasal haklarına erişimini güvence altına almaktır. Uygulamada hükmedilen üç kuruşluk nafaka miktarları dahi tahsil edilemezken ve kanunda zaten nafakanın kaldırılmasına ilişkin gerekli hukuki mekanizmalar mevcutken verilen kararlar ve yapılmak istenen değişiklikler; Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine ve kadının insan onuruna aykırıdır. Değiştirilmesi gereken Medeni Kanun değil, kadınları yoksulluğa ve güvencesizliğe iten sistemin kendisidir. Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, hukukun üstünlüğü ilkesi ve mesleki sorumluluğumuzla, nafaka hakkının gasp edilmesine, kadınların güvencesiz bırakılarak aile içine hapsedilmesine asla izin vermeyeceğimizi, yasal kazanımlarımıza sonuna kadar sahip çıkacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”