Êlih’te halk buluşması: Kritik bir aşamadayız 2026-06-27 01:08:19   ÊLIH – Êlih’te, Organize Sanayi Bölgesinde devam eden halk buluşmalarında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Êlih’te emekçilerle bir araya gelerek Kürt sorununun çözülmemesinin derin adaletsizlik ve ekonomik krizi büyüttüğünü belirterek, sürecin “tarihi bir fırsat” olduğunu vurguladı.   Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), "Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz” şiarıyla Êlih'teki halk buluşmalarını sürdürdü. DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın da aralarında olduğu DBP heyeti, Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan tekstil emekçilerini ziyaret edip Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ilişkin soruları yanıtladı. Çiğdem Kılıçgün Uçar, ardından Qubin (Beşiri) ilçesine bağlı Keverzo (Yenipınar) köyünde halkla bir araya geldi.   ‘Zorluklar yaşadığınızı biliyoruz’   Ülkenin en temel sorunlarından birinin Kürt sorunu olduğunu ve bu sorunun ancak demokratik yöntemlerle çözülebileceğinin altını çizen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu sorunun çözülmemesinden kaynaklı yaşanan derin adaletsizlik, hukuksuzluk ve ekonomik krizin değişmesi mümkün. Yaklaşık 2 yıldır Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla yürüyen bir süreç var. En güçlü şekilde geçmesi için sizlerleyiz bugün. Bu ülkenin ekonomik yükü sizin omuzlarınızda. Emeğinizin karşılığını almanızda zorluklar yaşadığınızı da biliyoruz. Bunun çözülmesi için yanınızda olduğumuzu bilmenizi isteriz” dedi.   ‘Siyasetçilerin serbest bırakılmasını istiyoruz’   Çiğdem Kılıçgün Uçar, yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu yineleyerek, “Kürt halkının kadınıyla, genciyle, çocuğuyla ve yaşlısıyla onlarca yıllık bir mücadelesi var. Verdiği ağır bedeller var. Şimdi ise acıyı ve gözyaşını değil, yeniyi konuşmak istiyoruz. Bu yeninin içinde de her birimizin geleceğini güvence altına alacak yasal düzenlemelere ihtiyaç var. 27 Şubat çağrısından sonra silah bırakan PKK’lilerin Türkiye’ye gelmesi var. Bu ülkede herkesin yasal haklarının güvence altına alınmasını, yıllardır cezaevlerinde tutulan hasta tutsaklar başta olmak üzere rehin tutulan bütün siyasetçilerin serbest bırakılmasını istiyoruz” diye belirtti.   Tekstilde çalışan emekçiler ise cezaevlerindeki siyasi tutsakların bırakılmadığını, buna rağmen Kürt halkının müzakere masasına davet edilmeye çalışıldığını söyledi. Konuşmalarda sürece ilişkin tek isteklerinin barışla sonuçlanması olduğu ifade edildi.   Devletin önceki süreçler gibi oyunlar oynadığını söyleyen bir işçi ise, “2015 yılında nasıl olduysa süreç bozuldu ve savaş başladı. Tekrar böyle olma ihtimali var. Bundan dolayı AKP ve MHP’nin siyasetine güvenmiyorum” dedi. Bu sürecin Kürt halkından oy almak için olduğunu dile getiren yurttaş, “Ne olursa olsun bu süreçten vazgeçmeyeceğiz. Sayın Öcalan’ın başlattığı süreci yürüteceğiz” ifadelerini kullandı.   Devletin baştan kendisini değiştirmesi gerektiğini söyleyen başka bir emekçi, “Biz bu sürece nasıl güvenelim? Bizim tek takımımız olan Amedspor’a bile gittikleri her yerde ırkçı saldırılar yapıyorlar. Böyle bir zihniyetle barış süreci zor olacak” şeklinde konuştu. Bir diğer yurttaş ise sürece rağmen hâlâ baskı ve tutuklamaların olduğuna değinerek, “Tüm siyasi tutsakların bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz” dedi.   2023-2015 süreci hatırlatıldı   Kürt meselesinin hep yarım kaldığını belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Yani barış süreci, çözüm süreci dediğimiz şeyi ilk defa konuşmuyoruz bu ülkede ama hep yarım kaldı. Ülkede yarım bırakılmış bir barış hafızası var ama bu dönemi biraz ayrı görmek istiyoruz, ayrı ele almak istiyoruz. 2 yıl önce MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bir tokalaşmasıyla başladığı söylenen ama aslında Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve Sayın Öcalan’ın 1993 yılından beri dile getirdiği bir şey var: ‘Bir muhatap arıyorum.’ Ne için? Barış için. Ne için? Kürt halkının tanınması için. Yaşadığı ülkede, kurucusu olduğu bu sistemde eşit haklarla yaşayabilmesi için. Bugüne kadar bunu çok deneyimledik. Özal dönemini büyüklerimiz bilir, Erbakan dönemini bilirler. Herkes ‘demokrasinin yolu Diyarbakır’dan geçer’ dedi. Kimisi ‘Kürt realitesini tanıyorum’ dedi ve benzeri süreçler yaşandı. Çoğu yarım kaldı. Belki de en çok hafızamızda 2013-2015 dönemi var” diye belirtti.   ‘Kritik bir aşamadayız’   Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürt halkının kendi tarihini yazarak kendi hikâyesinden başarılı çıktığını hatırlatarak şunları kaydetti: “Yeni dönemde devlet, Kürtlerle olan ilişki biçimini değiştirmek zorunda kaldı. Kürtler eski Kürtler değil. Bunu herkes söylüyor, herkes farkında. 100 yıllık tanınmama hikâyesinden Kürt halkı kendi tarihini yazarak başarılı çıktı. Bugün o başarının sonucu olarak müzakere masasının bir tarafında devlet, bir tarafında Sayın Öcalan var. Bu kıymetli bir masa. 27 Şubat çağrısı yeni dönem açısından tarihi bir fırsat. Silahların bırakılması, PKK’nin feshi, güçlerin geri çekilmesi devlete güçlü bir mesajdır. Silahlı mücadelenin yerine demokratik siyaset konuldu. Devlet de Kürt halkına yönelik inkâr ve şiddet politikasını değiştirerek bunu yasayla ve hukukla tanımalıdır. Eğer bu ülkenin yasasında ve hukukunda olsaydık, Kürt halkının evlatları bugün yanlarında olurdu. 30-35 yıl cezaevinde kalmazdı, belediyelere kayyum atanmazdı. Halkın kimliğini ve dilini savunmak gözaltı ve tutuklama gerekçesi olmazdı. Şimdi kritik bir aşamadayız: Ya ülke yeni yüzyılını Kürtlerle barışarak, halkların kimliklerini tanıyarak daha demokratik bir seviyeye taşıyacak ya da bu süreci görmezden gelerek yeniden krizli ve acılı bir döneme girecek.”   ‘Her şey sözde kaldı’   Barışın yol haritasının çizenin Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın olduğunu vurgulayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Çok kritik bir zaman dilimindeyiz. 93'ten beri başkanın bir barış arayışı var, bir muhatap arayışı var. Dönem dönem şöyle karşılıklar buldu. Özellikle siyasi partiler seçimlere doğru giderken ya da işte ülkede yeni bir şey söylemenin imkanı yaratmak için biri dedi demokrasinin yolu Diyarbakır'dan geçer. Biri dedi Kürt realitesini tanıyoruz gibi gibi birçok örnek verilebilir. Ama hepsi sözde kaldı. Bu konuda en istikrarlı, en başından beri barışı konu koyan, barışın yol haritasını çizen, barışa niye ihtiyaç olduğunu onlarca yıllık mücadelede hiçbir değişikliğe uğratmadan söyleyen başkan. Kime güvenerek? Halkına güvenerek. Kime güvenerek? Mücadelesine güvenerek. Bunun taşıyıcılarıyız bu dönemde. Böyle bir farkımız var. Şimdi bu kadar zaman sonra 2013-2015'in de tamamlanmasına izin vermeyen, fırsat vermeyen devlet aklı ne oldu da 2024'te geldi DEM Partisi sıralarında bu süreci başlatmanın sinyalini verdi. Ama şunu ısrarla söyleyeyim. Süreci başlatan MHP lideri Devlet Bahçeli değil. Bizim açımızdan zaten hiç o arayış bitmemişti. Barışa dair söz kurmak ve barışı konuşabileceğimiz siyasilerle yan yana gelebilmek bizde hiç bitmemişti. Ama onlar o zamana denk getirdiler. Kürtler eski Kürt mü? Değil. Yıllardır bunun sözünün öncülüğünü yapan Sayın Öcalan yıllardır yeter ki ulusal birlik için bir araya gelinsin, kongre kurulsun öncülüğünü şu yapabilir, bu yapabilir diye öneri bile sürüyor, orası da yok. Peki gelelim Türkiye'ye bakalım. Burada ne var? Ağır savaş koşullarının yerine kalıcı bir barışı, demokratik bir ülkenin tesisini koymak var” diye konuştu.