Saldırılara karşı çare demokratik İran mı? 2026-07-12 09:03:07   Aysel Işık - Derya Ren   SILÊMANÎ- Rojhilat ve İran'da devam eden direnişe dair değerlendirmelerde bulunan KJAR Dış İlişkiler Komitesi Sözcüsü Rozerîn Kemanger, "İran'a saldırı artınca, İran hükümeti de kadınlara saldırıyor" diye belirtirken, KNK üyesi Esrîn Sîne ise, "Tek çare demokratik İran'dır" dedi.   Emperyalist güçler tarafından Ortadoğu'nun yeniden dizayn edilmeye çalışılması sonrasında başlayan savaşlarda en büyük payı İran alıyor. Dizayn süreci devam ederken, İsrail ve ABD tarafından İran Rejimi'ne yönelik gerçekleşen her saldırı sonrasında rejim topluma daha büyük baskı araçları ile yönelerek, halkın direnişini kırmaya çalışıyor. Ancak rejimin bu saldırılarına karşı sadece İran kentlerinde değil, aynı zamanda Rojhilat'ta da büyük serhildanlar gerçekleşiyor. 2022 yılında "Jin Jiyan Azadî" felsefesi etrafında kenetlenen kadınlar, bugün de İran rejiminin saldırılarına karşı koymakta, buna karşı büyük serhildanlar gerçekleştirmekte. Rojhilat'ta her geçen gün büyüyen kadın serhildanları, sadece bölgesel düzeyde değil, bugün tüm dünyaya örnek oluyor.   Rojhilat ve İran'da devam eden saldırılar, anlaşmalar ve buna karşı kadınların direnişine dair Rojhilat Kürdistan Özgür Kadın Topluluğu (KJAR) Dış İlişkiler Komitesi Sözcüsü Rozerîn Kemanger ve Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) üyesi Esrîn Sîne ajansımıza konuştu.   İran İslam Cumhuriyeti neyi kabul ediyor?   Ortadoğu'da sürekli farklı devletlerin eliyle savaşların devam ettiğini belirten Rozerîn Kemanger, bu süreçlerle birlikte kimi noktalarda değişim ve dönüşümlerin yaşandığına vurgu yaptı. Rozerîn Kemanger, "Dünyanın dizaynı yeniden yapılıyor. Bu dizayn içerisinde İran rejimi yer alıyor. Bu süreç içerisinde İran rejimi kimi belli başlı şeyler söyleniyor ve bunlar kabul ettiriliyor. Bu sürecin bir parçası olarak görüyoruz. Görüşmeler yapılıyor, anlaşmalar yapılıyor; ancak bu diplomasi çalışmalarına baktığımızda diğer devletler eliyle kimi şeyler İran rejimine kabul ettiriliyor. Eğer İran kimi noktaları kabul etmezse savaş derinleşir" diye ekledi.   ‘Saldırı artınca, İran hükümeti de kadınlara saldırıyor'   Devam eden sürece baktığımızda olağanlaşan bir durumun yaşanmadığının altını çizen Rozerîn Kemanger, şunları söyledi: "Çünkü herkes kendi çıkarını düşünüyor ve buna göre hareket ediyor. Ulus devletler noktasında Ortadoğu'da değişikliklerin yaşandığını görüyoruz. İran rejimi dışarıya karşı verdiği savaşın yanı sıra halk üzerinde çok büyük baskılar uyguluyor. Kadınlar başta olmak üzere toplum üzerinde büyük bir saldırının olduğunu görüyoruz. Topluma yönelik baskılar, katliamlar, cezaevlerinde tutsakların durumu... Kadın tutsaklara büyük cezalar veriliyor. Bu, İran rejiminin siyaseti haline gelmiş bir durum. Her saldırı yapıldığında İran hükümeti de toplum üzerinde baskısını artırıyor, saldırıyor."   Kadınların direnişi ve İran rejimi   İran ve Rojhilat'ın tarihten bu yana değişim ve dönüşüme açık bir halk olduğunu ifade eden Rozerîn Kemanger, "İran tarihine baktığımızda en cesurca sesi çıkaran kadınlar olmuştur. 1979 yılında yaşanan duruma karşı kadınlar, 'Biz Şah sistemini istemiyoruz' demiştir. Maalesef o süreçten sonra kadınlara yönelik siyasi ve kanuni olarak saldırılar yapılmıştır. Gerçekleşen büyük serhildanlarda kadınlar öncülük yapmıştır. Büyük bir direniş göstermiştir. Jin Jiyan Azadî serhildanında bir kez daha kendisini göstermiştir. Jin Jiyan Azadî serhildanında sadece cinsiyet mücadelesi değil, aynı zamanda uluslararası olarak kadınların birlik olmasına vesile oldu. Jin Jiyan Azadî serhildanında sadece Rojhilat ve İran değil, dünyada kadınların ses çıkarmasına neden oldu. İran Rejimi, bugün eğer kadınlara yönelik saldırılarını artırmışsa, kadınların mücadelesinden korktuğu içindir. Kadınlar kendi kimlikleriyle her alanda var olmaya başlamıştır. Bunun için de İran rejimi, eğer bir değişim olacaksa bunun kadınların öncülüğünde gerçekleşeceğinin farkındadır" diye konuştu.   'Özerklik talebi tüm kadınlar için'   Kadının rolünün Rojhilat’ta önemli olduğuna değinen Esrîn Sîne, "Jin Jiyan Azadî serhildanından önce de kadınlar aktifti, sonrasında ise kadınlar daha önemli adımlar attı. Serhildan döneminde kadınların bu direnişi sadece Rojhilat'ta değil, dünya kadınları üzerinde de önemli bir etki yarattı. Özgürlük talebi tüm kadınlar içindi. Bu nedenledir ki bu istem sıradan değil, aynı zamanda siyasi bir istemdir. Bir felsefeye dönüştü, kadın ve ekolojik mücadelenin öncü istemi oldu" dedi.    Rojhilat'ta kadın kazanımları   Rojhilat’ta kadın çalışmalarına dair bilgi veren Esrîn Sîne, "Kadınların Rojhilat'ta çalışmaları önemli bir ivme kazandı. Toplumun sorunlarını erkeklerle birlikte, hatta öncü bir pozisyonda yürütecek bir role sahip oldu. Güçlü bir öncülük pozisyonu üstleniyorlar. Siyasi haklar ve toplumsal sorunlara çözüm olacak bir pozisyondalar. Tarih boyunca bu misyonunu oynayan kadın hep işgalci, zorba rejimlerin hedefi haline de geldi. Ama buna rağmen mücadelesinde geri durmamıştır. Kadınlar eğitimde, siyasette ve birçok alanda kimlik sahibi oldu. Bu da, kadınlar için büyük bir kazanım olarak duruyor" diye belirtti.   Ulus devlet zihniyetine karşı mücadele   İran rejiminin kadınlar ve toplum üzerinde baskılarını artırdığına dikkat çeken Esrîn Sîne, bu baskının bir zihniyet meselesi olduğunun da altını çizdi. Esrîn Sîne, "Rojhilat başta olmak üzere diğer parçalarda devlet baskısı görünür düzeyde. Bu devletler güç gösterilerini iki yolla sürdürüyor. Birincisi kadın üzerindeki baskısı, ikincisi ise toplum üzerindeki baskısı. Bu yolla korku ve sindirme politikası uyguluyor. Bu baskı ve kadını zayıf halka olarak tanımlayan zihniyete karşı direniş gösteriliyor. Toplum ve kadını ayrıştıran ulus devlet anlayışına karşı kadınlar mücadele ediyor. Toplumu, doğayı, bir bütünen yaşamı işgal edenlere karşı bir karşı koyuş var. Bu işgal alanları kadınların yaşam alanıdır. Bu nedenledir ki sistem, kadınların örgütlü gücünden korkuyor ve sürekli kadınları hedef gösteriyor" dedi.   Özgür kadına saldırı   Toplumu sindiren zihniyet karşısında kadın siyasetçilerin rolüne değinen Esrîn Sîne şunları belirtti: "Kadın siyasetçilerinin de rolü çok önemli. Mücadele eden kadına karşı idam ve tutuklama politikası yürüten zihniyete karşı ses çıkarabilme, politika üretebilme elzemdir. Özgür kadın modeli için mücadele eden kadınlar İran rejimi için korku ve tehlike arz eden bir yerde duruyor. Bu nedenle İran rejimi zindanlarda kadın tutsaklara işkence ediyor. Pexşan Ezizi, Werişe Muradi, Zeynep Celaliyan, Nergiz Muhammedi gibi isimler fikir sahibi, kimlik sahibi kadınlar. İslam Devleti de bu kadınlara özel olarak yöneldi. Fikirlerine, düşüncelerine işkence yapmak istiyorlar. Bu baskı yoluyla kadınların mücadelesini ve aynı zamanda Kürt mücadelesini sönümlendirmeye ve geri adım attırılmaya çalışılıyor."   'Tek çare demokratik bir İran'dır'   İran rejiminin demokrasiye karşı olduğuna dikkat çeken Esrîn Sîne, "Demokrasiye ve özgürlüğe karşı bir rejim hâlihazırda var. Demokrasi kapsamlıdır. Demokrasinin olduğu yerde kadın, çocuk, ekoloji ve bir bütün o coğrafya üstünde yaşayan her bir canlının haklarının gözetilmesi gerekir. Fikir özgürlüğü olması gerekir. Bu durumda İran'da bu anlattıklarımızın oluşması için rejimin zihniyet olarak değişmesi gerekir. Biz de Kürt kadınlar olarak demokrasinin hâkim olması ve özgürlüklerin sağlanması için bugün mücadele yürütüyoruz. Tek çarenin demokratik bir İran’ın olmasıdır” diye belirtti.