Nagihan Akarsel: Ben bir serüvenciyim mekan tutmuyorum 2026-10-03 09:02:26   ANKARA - Katledilen Jineoloji Araştırma Merkezi Üyesi Gazeteci Nagihan Akarsel ile uzun süre birlikte yaşayan ve ona dair anılarını paylaşan Reyhan Yıldırımcı, “‘Ben bir serüvenciyim mekan tutmuyorum’ derdi. Erken yaşta mücadele ruhu kazanmıştı. Çalışmalarını kadınlara miras bıraktı" dedi.    Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi, Jineoloji Dergisi editörü, gazeteci ve yazar Nagihan Akarsel, 4 Ekim 2022 tarihinde Federe Kürdistan Bölgesi’nin Silêmanî kentinde evinin önünde uğradığı saldırı sonucunda katledildi. Katlimanın üzerinden 4 yıl geçsede meslektaşları ve sevenleri onun anılarını yaşatmaya devam ediyor.    Nagihan Akarsel’in Ankara’da üniversite okuduğu yıllarda uzun süre birlikte yaşadığı Reyhan Yıldırımcı, ona dair anılarını ve mücadelesine dair tanıklığını anlattı.   ‘Sanki yıllardır tanıyorduk birbirimizi’   Nagihan Akarsel’in Ankara’da üniversite okuduğu yıllarda tanıştıklarını söyleyen Reyhan Yıldırımcı, "Daha sonra evimizi, soframızı yüreğimizi her şeyimizi paylaştık. Evimizin bir bireyi oldu, kızımız, canımız ciğerimiz oldu. Onunla birlikte anı ve yaşanmışlıkları biriktirmek benim için çok kıymetlidir. Onun yaptıklarını yaşadıklarını aktaracak sözler bulamıyorum. Onu anlatırken bütün sözler yavan kalıyor” dedi.    ‘Sevgiyle azimle yapardı’   Nagihan Akarsel’in üniversite yıllarında bir süre cezaevine girdiğini hatırlatan Reyhan Yıldırımcı, “O süreçte de hiç kopmadık. Ulucanlar Cezaevi’nde kaldı. Onunla uzun süre birlikte geçirdik. Cezaevi süreçleri oldu, tekrar beş yıl cezaevinde kaldı. Tahliye olduktan sonra tekrar Ankara'ya geldi. Üniversitede af çıkmıştı. O afla Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesini bitirdi. Diplomasını aldı, DİHA’da çalışmaya başladı. Ajans'ta çalışmaya başladığı dönemde F klavyeyi kullanmayı bilmiyordu. Gece gündüz klavye çalışması yapardı. Bu kadar kısa sürede kavramasına imreniyordum. Gelir ‘Reyhan bir bak güzel yazabiliyor muyum’ derdi. Metni okurdum o hızlı hızlı yazardı. Sonra gelip ‘On parmak gazetecilikte çok önemli’ derdi. Önüne koyduğu ne varsa sevgiyle azimle yapardı" diye belirtti.    ‘Sezgileri çok güçlüydü’   Birlikte kaldıkları dönemde Nagihan Akarsel’in öykü yazdığını aktaran Reyhan Yıldırımcı, o dönem yazdığı iki öyküyü kendisiyle paylaştığını belirtti. Nagihan Akarsel’in yayımlanan öykülerinde kurgu ve hayal kahramanlarının olmadığını belirten Reyhan Yıldırımcı, “Gerçek hayattan esinlenmiş kendi dili ve yüreğiyle ilmek ilmek emek verdiği öyküler yazdı. Nagihan’ın sezgileri çok güçlüydü. Karşındakinin hissiyatına çok önem veren bir arkadaşım, yoldaşımdı" ifadelerini kullandı.    ‘Ben bir serüvenciyim mekan tutmuyorum’    Nagihan Akarsel’in "Ben bir serüvenciyim mekan tutmuyorum" dediğini paylaşan Reyhan Yıldırımcı, erken yaşta mücadele ruhunu kazandığını söyleyerek, “Konya’nın Gölyazı köyünde dünyaya gelmiş, Gölyazı ’da erkekler Avrupa'ya çalışmaya gider ve aslında kadınları o köydeki yaşama hapseder. Erkek gider Avrupa'da para kazanma sevdasıyla kendine bir yaşam kurar. Yılda bir kez dönüp geldiğinde sanki bir mükafatmış gibi davranır. Nagihan bunu ilk fark edendir. ‘İlk mücadelesi köyüne dairdi'   Her bir kadının bir yaşamı var. ‘Kül Kokusu’ kitabında da onları anlatır. Asıl kitabın ismi de bence oradan geliyor. Babası ölüyor. Annesinin komşularının yaşamını gözlemlemişti. Kadınlara oradaki yaşam tarzının doğru olmadığını anlatmaya çalışıyordu. Onların yaşamlarına dokunmak için günler organize ediyordu. Ama kadınlar bu yaşamı çok kanıksamıştı. İlk mücadelesi kendi köyündeki kadınların yaşamına yönelikti. ‘Burada başarılı olamadım’ derdi” dedi.    ‘Çalışmalarını kadınlara miras bıraktı’   Birlikte yaşadıkları dönemde kadın köyü üzerindeki fikirlerini kendisiyle paylaştığını söyleyen Reyhan Yıldırımcı, JİNWAR kadın köyünün Nagihan Akarsel’in projesi olduğunu hatırlattı. Sîlemanî'de açılan kadın hafıza merkezinin Nagihan Akarsel’in fikirleriyle oluştuğunu dile getiren Reyhan Yıldırımcı, “Sonradan duydum o kütüphaneye geceli gündüzlü nasıl bir emek verdiğini. İnşaat aşamasında işçileri nasıl motive ettiğini. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden çalıştıklarını duydum. Çok acele ettiğini söylediklerinde muhtemelen katledileceğini hissetmişti. Ölümü zaten söylüyordu. ‘Ben çok genç yaşta öleceğim, yaşlanmayacağım’ derdi. Vasiyetinde, ‘kadınlar beni taşısın’ derdi. Cenazesi Süleymaniye’den karayoluyla geldi. Kürdistan’ın her bir yerinde ona selam durdular. Arkasında öyle bir çalışma bıraktı ki... Sadece Kürdistan’daki kadınlar değil tüm dünyada ki kadınlara bir miras bıraktı. Jin Jiyan Azadî felsefesi, onun bedeninde vücut buldu” diye belirtti.   Bir nisan günü bekle beni...   Reyhan Yıldırımcı şöyle devam etti: “Onunla benim aramda çok güçlü bir bağ vardı. Bir mektup yazdım Nagihan’a, çünkü en son konuştuğumuzda uzun uzun mektup yazacağımıza dair sözleşmiştik. Bu yılki anmalarda ona yazdığım mektubu sevenleriyle paylaşacağım. En son konuştuğumuzda Nisan’da geleceğini söylemişti. Nisan ayı onun için özel bir aydı giderken de ‘Bir nisan günü bekle beni geleceğim’ demişti. O zaman Amed’de basında çalışıyordu. Sonra öğrendim Rojava tarafına gittiğini. Nisan ayında geleceğini söylediği için her nisan ayı onu bekledim. Ama bana Nisan adıyla şiir kitabı geldi. Onun söylediği her şey gerçekti. Mutlaka bir karşılığı vardır. Nagihan salı günlerini ve sarı rengini hiç sevmezdi. Salı günleri onun uğursuz günüydü. Salı günü Nagihan’ın katledildiği gündü. Onu sevgiyle minnetle özlemle anıyorum.”