Enternasyonalist Heyet İmralı için Adalet Bakanlığı’na başvurdu 2026-10-09 16:56:57   ANKARA - Enternasyonalist Gençlik Heyeti, İmralı’ya gitmek için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu. Heyet burada yaptığı açıklamada, “Barış sürecinin devam edebilmesi için, Kürt toplumu ve kolektif bilinci içindeki benzersiz siyasi konumu nedeniyle Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü talep ediyoruz” dedi.   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Gençlik Meclisi Diplomasi Komisyonu üyeleri ve 8 ülkeden gelen Enternasyonalist Gençlik Heyeti, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu.   Heyette İsviçre'den Contre-Attaque & Autonomie, İtalya'dan Sindacato Unione Democrazia Dignità Cobas, Yunanistan'dan Aleksandras Caddesi Prosfygika İşgal Evleri Topluluğu, Katalonya'dan La Saó, Avusturya'dan Mala Zêrîn, Fransa'dan Jeunesse Internationaliste Française ve İrlanda'dan Cumann Saol Saor temsilcileri yer aldı.   Başvurunun ardından heyet adına basın açıklamasını Almanya Demokratik Gençlik Birliği (YUNA) üyesi Isabelle Marie Whittenberg okudu.   ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci tarihî bir fırsattır’   Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni desteklemek üzere Avrupa ülkelerinden geldiklerini belirten Isabelle Marie Whittenberg, “Bizler, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni desteklemek üzere Avrupa ülkelerinden gelen Enternasyonalist Gençlik Delegasyonu'yuz. 27 yıl önce Kürt Özgürlük Hareketi'nin önderi Abdullah Öcalan, ABD, AB ve Türkiye'nin başını çektiği, çeşitli devletlerin yer aldığı uluslararası bir komplonun hedefi oldu. Bu komplonun amacı, onu Kürt halkının özgürlük fikriyle birlikte hapsetmek ve küresel kapitalist elitlerin çıkarları doğrultusunda bölge halkları arasındaki savaş döngüsünü sürdürmekti. Abdullah Öcalan o günden beri İmralı Adası'nda tutuluyor; bu sürenin büyük bölümünü tecrit altında, kesintisiz bir fiziksel ve psikolojik savaş koşullarında geçirdi. Şubat 2025'te, Abdullah Öcalan'ın ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin önerisi üzerine barış ve demokrasi süreci başlatıldı. Bu süreç yalnızca Kürt ve Türk halkları için değil, barış, özerklik ve kendi kaderini tayin temelinde yaşamak isteyen bütün dünya halkları için demokrasi adına tarihî bir fırsattır” dedi.   ‘Yerel mücadelelerimiz ortak bir temele sahiptir’   Toplumların ve hareketlerin gelişebilmesi için uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çeken Isabelle Marie Whittenberg, “Bütün toplumlar ve hareketler, ayakta kalabilmek ve gelişebilmek için ilişkiler ve ağlar kurmak zorundadır. Bu küreselleşmiş kapitalist dünyada yerel mücadelelerimiz, bir ülkeden diğerine ne kadar farklı görünürse görünsün, ortak bir feminist, antikapitalist, antiemperyalist, antifaşist ve ırkçılık karşıtı temele sahiptir. Enternasyonalistler olarak sorunlarımızı ve mücadelelerimizi diğer bütün toplumlara açmak, bunları birbirine bağlayıp konfederal temelde birleştirmek ve ortak hedefimiz olan sömürüsüz, eşitsizliklerden arınmış bir toplum için birlikte mücadele etmek her zaman sorumluluğumuz olmuştur. Barış ve onur içinde bir yaşam için verilen mücadele bütün insanlığın ortak mücadelesidir” diye belirtti.   ‘Uluslararası kız kardeşlik barışın inşasında öncü olacaktır’   Kadın özgürlüğü ve demokratik değerlerin toplumsal mücadeledeki yerine değinen Isabelle Marie Whittenberg, “Her özgür toplumun özünde, demokratik değerler olan komünalite, eşitlik, ekoloji ve dayanışma yer alır. Enternasyonalistler olarak biliyoruz ki bu değerler ancak kadın özgürlüğü ve demokrasi doğrultusunda büyük bir örgütlülük ve mücadeleyle geniş ölçekte hayata geçirilebilir. Kadının ve toprağın sömürüsü üzerine kurulu devlet ve sermaye tahakkümü, halkın öz örgütlenme ve kendi kendini yönetme girişimlerini her zaman bastırmaya çalışacaktır. Bu gerçeklikten hareketle uluslararası kız kardeşlik, barışın ve demokratik komünal toplumun inşasında öncü olacaktır” ifadelerini kullandı.   ‘Kürt ve Türk halklarıyla dayanışma içindeyiz’   Avrupa devletlerinin Kürt sorunundaki tarihsel sorumluluğuna işaret eden Isabelle Marie Whittenberg, “Avrupa devletleri, geçen yüzyılın başında Kürdistan'ın parçalanmasından ve ardından bölgedeki ulus devletlerce sömürgeleştirilip inkâr edilmesinden sorumludur. Avrupa'dan gelen enternasyonalistler olarak, bu demokratik gelişim ve sömürgeci boyunduruktan kurtuluş sürecinde Kürt ve Türk halklarıyla dayanışma içinde olma sorumluluğunu hissediyoruz. Bunu Kürt ve Türk halklarına borçluyuz; çünkü emperyal güçlerin de payı olan çatışma her iki halka büyük acılar yaşatmıştır. Kürt Özgürlük Hareketi'yle dayanışma içindeyiz; çünkü Kürt sorununun, Kürt halkının özgürlüğünü de içeren siyasi çözümünün Ortadoğu'nun, ardından da dünyanın demokratikleşmesinin yolunu açacağının farkındayız” dedi.   ‘Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü talep ediyoruz’   Barış sürecinin devam edebilmesi için Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü talep ettiklerini söyleyen Isabelle Marie Whittenberg, “Barış sürecinin devam edebilmesi için, Kürt toplumu ve kolektif bilinci içindeki benzersiz siyasi konumu nedeniyle Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü talep ediyoruz. Tek bir kişinin geniş bir ulusal hareket nezdinde bu denli saygı ve bağlılık gördüğü pek az olmuştur. Abdullah Öcalan'ın, son yirmi yılda en ağır cezaevi koşullarında bile Kürt sorununa siyasi çözüm çağrısı yapan teorik ve pratik açılımları ışığında, onun özgürlüğünün bu barış sürecinin kalıcı başarısı ve daha da gelişmesi için Türk devletinin atabileceği zorunlu bir adım olduğuna inanıyoruz. Umudu hapsetmek imkânsızdır; ama toplumun barış içinde yaşamayı öğrenmesi için gereken yaratıcılığı ve iyi niyeti kısıtlayan hücre kapılarını açmak mümkündür” diye konuştu.   ‘İmralı Cezaevi'nde ziyaret etmek için başvuruda bulunuyoruz’   İmralı'ya ziyaret başvurusunun gerekçelerini açıklayan Isabelle Marie Whittenberg, “Enternasyonalist Gençlik Delegasyonu olarak, yukarıda belirttiğimiz bütün nedenlerle Abdullah Öcalan'ı İmralı Cezaevi'nde ziyaret etmek için başvuruda bulunuyoruz. Türk devletini, başlatılmış olan barış ve demokrasi sürecine saygı göstermeye ve bu süreçle tutarlı davranmaya çağırıyoruz; çünkü bu süreç, bölge halklarına çok uzun zamandır yük olan Kürt sorununun siyasi çözümü için bir fırsat, aynı zamanda Ortadoğu'da daha fazla kan dökülmesini önleyecek bir çözümdür. Türk devletini ilk pratik adımı atmaya ve iç ve dış aktörlerle diplomatik ilişkiler kurabilmesi için Abdullah Öcalan'ı serbest bırakmaya çağırıyoruz” dedi.