Sedef Güler davasında faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası 2026-05-11 14:50:32   İSTANBUL – Sedef Güler’in katledilmesine ilişkin görülen karar duruşmasında fail Yavuz Güngör’e ağırlaştırılmış müebbet, Fırat Baykara’ya 18 yıl hapis cezası verdi.    İstanbul’un Büyükçekmece ilçesinde 7 Haziran 2024’te Sedef Güler'i  “kasten öldürme” ve “kasten yaralama” suçlarından yargılanan Yavuz Güngör ve Fırat Baykara hakkında açılan davanın karar duruşması, İstanbul Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya taraf avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları, Sedef Güler'in yakınları, faillerden Yiğit Hüseyin Ayvalık ve Fırat Baykara duruşma salonunda hazır bulunurken Yavuz Güngör ise SEGBİS ile katıldı. Duruşmayı çok sayıda avukatın yanı sıra kadın örgütleri temsilcileri ve siyasi parti eşbaşkanları da takip etti.   Kimlik tespitinin ardından duruşuma başladı.    Duruşmada söz alan failler kendilerini aklamaya yönelik ifade verirken, Sedef Güler’i hedef aldı.   Mahkeme heyeti, fail Yavuz Güngör’ü “kasten öldürme” suçundan suçlu bularak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, fail Fırat Baykara hakkında ise “nitelikli kasten öldürme” suçuna yardım ettiği ve suç delillerini gizlediği gerekçesiyle 18 yıl hapis cezası verildi. Mahkeme heyeti, fail Yiğit Hüseyin Ayvalık hakkında da yargılanmasının devamına ve tevkif kararı verildi.   Mahkeme heyeti ayrıca Yavuz Güngör'ün kızı Hande Yağmur Güngör ve kızının arkadaşı Dilara Gün’ün dosyada yer alıp almadıklarının tespiti edilmesi yönelik kararın da devam ettiğini belirtti.    Duruşma sonrası açıklama   Karar duruşmasının ardından Avukatların Sesi İnisiyatifi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM), adliye önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada basın metnini Avukatların Sesi İnisiyatifi adına Sevda Demirtaş, KCDP adına Ece Akpulat ve KADEM adına Sinem Ermiş okudu.   ‘Sedef’in katledilmesi toplumsal bir trajedidir’   Sevda Demirtaş, Sedef Güler’in ölümünün münferit bir olay olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Sedef Güler, 4 Haziran 2024 tarihinde canice katledilerek failler tarafından günlerce saklandı. Kaçma planları yapıldıktan ve deliller karartıldıktan sonra göle atıldı. Yaklaşık 2 yıldır süren yargılama boyunca sanıklar tarafından en ufak bir pişmanlık göstergesi sergilenmediği gibi Sedef’in hatırasına hakaret boyutuna ulaşan savunmalar yapıldı. Sedef’in katledilmesi asla münferit bir olay değil, toplumsal bir trajedidir.”   ‘Cezasızlık politikaları failleri sistematik olarak koruyor’   Cezasızlık politikalarına dikkat çeken Sevda Demirtaş, şöyle devam etti: “Siyasi iktidarın kadınların yaşam hakkını korumaya dönük yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve cezasızlık kültürü nedeniyle her gün onlarca kadın erkekler tarafından katlediliyor. Cezasızlık kültürü, faillerin hesap vermekten sistematik olarak korunmasıdır. Bu durum öngörülebilir hale geldiği için failler de bu düzenden güç alıyor. Verilen kararlara ilişkin yaptırımların uygulanmaması da cezasızlık kültürünü güçlendiriyor.”   ‘6284 etkin uygulanmalı’   Sevda Demirtaş, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek, “Kadınların yaşam hakkını hiçe sayan bu politikalardan vazgeçilmediği, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun etkin uygulanmadığı sürece kadın cinayetleri devam edecektir. Kadınları hedef alan bu düzenin bir parçası olmayı kabul etmiyoruz” dedi.   KCDP: Katliamlar sistematik şiddet ağı içinde gerçekleşiyor   Ece Akpulat, Sedef Güler katliamına ilişkin süreçte faillerin birlikte hareket ettiğini belirterek, firari fail Yiğit Hüseyin Ayvalık’ın halen yakalanmadığını hatırlattı. Dosyanın takipçisi olmaya devam edeceklerini vurgulayan Ece Akpulat, kadın katliamlarının sistematik bir şiddet ağı içinde gerçekleştiğini ifade etti. Ece Akpulat, “Namus kılıfı altında kadınlar, kendi hayatlarına dair verdikleri kararlar nedeniyle ya tehdit ediliyor ya da öldürülüyor. Karşımıza çıkan birçok örnekte faillerin birbirini koruduğunu, delilleri ortadan kaldırmaya çalıştığını görüyoruz” dedi.   ‘Devlet kurumları katliamlarla birebir bağlantılı’   Gülistan Doku ve Ayşe Tokyaz dosyalarına da değinen Ece Akpulat, şüpheli ölümlerin üzerinin polisler tarafından bilinçli şekilde kapatıldığını belirtti. Ece Akpulat, “Yine aynı şer dayanışmasını Gülistan Doku dosyasında da görüyoruz. Devlet kurumları içindeki çeşitli bağlantılarla bu ölümlerin üzeri ‘intihar’ denilerek örtülmeye çalışılıyor” diye konuştu.   ‘Nefret söylemi politikalarının da karşısındayız’   Kadın bedeni üzerinden kurulan söylemleri de eleştiren Ece Akpulat, “Kadın bedeni üzerinden nefret söylemi üreten politikaların karşısındayız. ‘Kadın şöyle giyinmelidir, şöyle doğurmalıdır, doğurmayan kadın eksiktir’ gibi söylemler bu şiddetin doğrudan sonucudur” ifadelerini kullandı. Ece Akpulat, “Bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması, 6284’ün etkin uygulanmaması ve kadının beyanının tartışmaya açılması bu tablonun nedenidir. Adalet sağlanana kadar biz her gün adliyelerin önündeyiz, meydanlardayız. Şüpheli bırakılan dosyaları bırakmayacağız. Sözümüz olsun ki kadın cinayetlerini durduracağız” dedi.   KADEM: Verilen karar toplumsal güveni etkiliyor   Duruşma boyunca verilen kararın toplumsal etkisine dikkat çeken Sinem Ermiş, “Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri karşısında verilecek her karar; toplumun adalet duygusunu, kadınların hukuk sistemine duyduğu güveni ve kamu vicdanını doğrudan etkilemektedir” dedi. Sinem Ermiş açıklamasına şöyle devam etti: “Verilen bu karar, kadınlara yönelik ağır şiddet olaylarında ve kadın cinayetlerinde cezasızlık algısının önüne geçilmesi bakımından çok önemlidir. Kadınların yaşam hakkını hedef alan suçlarda etkin soruşturma yürütülmesi, faillerin hak ettikleri cezaları almaları ve adaletin gecikmeksizin tecelli etmesi; hukuk devleti ilkesinin ve toplumsal huzurun temel gerekliliklerindendir. Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca belirli kurumların değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Şiddeti besleyen her söylemle, cezasızlığı güçlendiren her yaklaşımla ve kadınların yaşam hakkını değersizleştiren her anlayışla kararlılıkla mücadele edilmelidir.”   Açıklamanın ardından söz alan Sedef Güler’in annesi Gülizar Sezer ise, “İştirak halinde olan kişilerin birkaçı dışarıda. Adaletin tam anlamıyla sağlanmasını istiyorum. Dışarıda olanların da aynı şekilde yargılanmasını istiyorum” dedi.   Açıklama, alkışlar eşliğinde atılan “Asla yalnız yürümeyeceksin” sloganıyla son buldu.