‘Sayın Öcalan’ın yasal statüsünün belirlenmesi gerekiyor’ 2026-07-07 09:05:19   AMED - Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin hukuki güvencesine dair konuşan İlknur Alcan, “Çerçeve yasayla birlikte Sayın Öcalan'ın da yasal statüsünün belirlenmesi gerekiyor” dedi.   Çok sayıda hukuk kurumunun çağrısıyla “Özgürlük, statü ve barış için demokratik hukuk” şiarıyla Amed’de 5-6 Temmuz tarihlerinde konferans gerçekleştirildi. Konferansta birçok başlık tartışılırken, sonuç bildirgesinde Barış ve Demokratik Toplum Süreci için hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiği vurgusu yapıldı. Konferansa katılan Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarından İlknur Alcan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan öncülüğünde başlatılan sürece ve yapılması gereken yasalara değindi.   ‘Statünün belirlenmesi gerekir’   İlknur Alcan, çerçeve yasanın sürecin nasıl ilerleyeceğini belirleyeceğini belirterek, “Sürecin aynı zamanda kimlere neler yüklediğini göstereceğini ve bunun sorumluluklarını kimlerin üstleneceğini de göstermesi açısından önemli. 2015 sürecinden biliyoruz, sürece ilişkin bir yasa düzenlenmediğinden kaynaklı Cumhurbaşkanı Dolmabahçe'de yapılan görüntüyü kabul etmediğini biliyoruz. Bu yüzden çerçeve bir yasanın olması kimin yürüteceği, demokratik anlamda yürütücülerin statüsünün belirlenmesi açısından önemlidir. Çerçeve yasayla birlikte Sayın Öcalan'ın bir statüsünün de belirlenmesi gerekiyor. Sürecin yürütücüsü ancak statüsünün, rolünün tanımlanmadığı için çerçeve yasada bunun belirlenmesi gerekiyor” dedi.   ‘Kök yasanın belirlenmesi önemlidir’   İlknur Alcan entegrasyona da değinerek, “Yine entegrasyon yasaları açısından da örgüt mensuplarının Türkiye'ye dönüşleri, aynı zamanda demokratik siyasete, toplumsal hayata nasıl katılacakları, entegrasyon yasalarının neler olacağı açısından da kök yasanın belirlenmesi gereklidir. Bu konuda Sayın Öcalan'ın da açıklamaları vardı. Kök yasayı, onarım ve yenilenmesi açısından kök hücreye benzetmişti. Çatışma dönemlerinde meydana gelen ön yargıların, şiddetin önlenmesi açısından da bu çerçeve yasanın onarıcı bir rolünün olması gerektiğini söylemişti. Aynı zamanda demokratik ve eşit yurttaşlık, kimlik, dil ve Kürtlere statü tanımlanması açısından çerçeve yasanın bir belirleyen olması gerekiyor” diye belirtti.    ‘Bir mutabakat yok’   İktidara yakın medyanın algı yaratmaya çalıştığını kaydeden İlknur Alcan, Kürt Halk Önderi Abdullah ile 40 gündür bir görüşmenin sağlanamadığını ifade etti. İlknur Alcan, “Yani bir mutabakat yok. Bu, iktidara yakın basının medyada güncelleştirildiği; mutabakat sağlandığı, belli maddelerde anlaşıldığı gibi haberler servis edildi fakat bunu DEM Parti de kabul etmedi. Sayın Öcalan da daha önce belirtmişti, yine PKK tarafından yapılan açıklamalar da var. Bunun bir af kapsamında olmasını kabul etmediklerini söylüyorlardı. Bunun bir pişmanlık üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini kendileri de söylediler. Bu tarz bir infaz düzenlemesiyle aslında sürecin ruhuna uymayacağı da söylendi. Yani kalıcı bir barış düşünülüyorsa aslında çatışmayı doğuran nedenlerin bu yasalarla ortadan kaldırılması gerekir. Çatışmayı doğuran nedenleri ortadan kaldırmadan sadece bir pişmanlık, bir af üzerinden bunu düzenlediğiniz zaman o zaman yine kalıcı barış sağlanmamış olacak. On binlerce kişinin Türkiye'ye dönüşünün planlanması gerekiyor; yasal olarak o kişilerin demokratik bir toplum içerisinde yaşayabilmesi, siyaset yapabilmesi düzenlenmeden sadece belli bir af yasası çerçevesinde bunu düzenleyip onları toplumdan soyutlamak kalıcı bir barışa yol açmayacaktır” sözlerine yer verdi.   Umut hakkı hatırlatıldı   “2014'te Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin umut hakkına dair verdiği bir karar var” diyen İlknur Alcan, “Türkiye'de çeşitli dönemlerde süreler verdi. En son Haziran ayına kadar süre vermişti ve yine Meclis'teki komisyona da atıf yapmıştı. Haziran toplantısında da Kürt sorunu meselesinde Meclis'teki komisyonun düzenli raporunu istedi. Henüz Türkiye bunu uygulamadı. Avrupa Birliği'nin, Avrupa Konseyi'nin bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de belirlediği bir tespit var. 25 yılı dolduran ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kişilerin tahliyesinin, durumunun tekrar gözden geçirilmesi ve salıverilmesi yönünde. Örneğin birçok ülkede bunun düzenlemesi yapıldı, bu düzenleme yasal çerçeveye de kavuştu. Sayın Öcalan bir yandan sürecin muhatabı ve yürütücüsüyken bir yandan bu kararın uygulanmaması, statüsünün belirlenmemesi, özgürlüğünün sağlanmaması doğalında o sürece zarar verecektir. Onurlu ve kalıcı barışın sağlanabilmesi için öncelikle o statünün belirlenmesi gerekiyor” diyerek umut hakkına dikkat çekti.   İlknur Alcan son olarak şu ifadelere yer verdi:   “İnşa açısından tüm sivil toplum kurumları, derneklerimiz, siyasi partiler olarak hepimiz kendi alanımızda öncelikle örgütlülüğümüzü korumak zorundayız. Rehavete kapılmamalıyız. Kendi örgütlülüğümüzü yükseltmek zorundayız. Örneğin bu yapılan konferanslar örgütlülüğü devam ettirebilmek, inşa sürecine katkı sağlayabilmek için yapılıyor. İki gündür statü meselesini, demokratik bir anayasayı, kadın meselesini, özgürlükçü yerel yönetimleri tartışıyoruz. Bu tartışmalar sonucunda da hepsinden çıkartacağımız bir rapor oldu.   TMK ile demokratik sürecin yürütülmesi mümkün değil   Her kesim kendi açısından bu süreci inşa etmeye, örmeye çalışıyor bu çok önemli. Tartışarak, konuşarak, yeni perspektifler sunarak örülecek bir süreçtir. Bu hem Türkiye toplumu için yeni bir süreç hem bizim için yeni bir süreç. Çerçeve yasa çok ayrıntıya girmeyecek ama özellikle belli hususların eksik bırakılmaması gerekiyor. Türkiye'de,  şu anki anayasayı bile uygulamayan bir rejim söz konusu. Hem şu anki anayasayla, kanunlarla, TMK ile demokratik bir sürecin yürümesi mümkün değil. Bu kanunlarda da değişiklik yapılması gerekiyor, çerçeve yasada bunun da çizilmesi gerektiğini düşünüyorum.”