‘Jin Jîyan Azadî’nin kendisi olan 3 kadın 2026-01-01 09:04:10   Neslihan Kardaş    ŞİRNEX - Silopî’de katledilen Sêvê Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar’ın mücadelelerine dair konuşan TJA aktivisti  Çimen Fidan, “Sêvê, Pakize ve Fatma, ‘Jin Jîyan Azadî’nin kendisi oldular” dedi.    Şirnex’in (Şırnak) Sîlopiya (Silopi) ilçesinde 14 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı süresince kadın, erkek, genç, yaşlı ve çocuk demeden çok sayıda kişi katledildi. Bu yasakların sürdüğü 4 Ocak 2016 tarihinde ise Kürt halkının ve dünya kadınlarının hafızasında derin izler bırakan bir katliam yaşandı. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) üyesi Sêvê Demir, Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyesi ve Kongreya Jinên Azad (KJA) aktivisti Fatma Uyar ile Sîlopiya Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır, 4 Ocak 2016’da zırhlı araçtan açılan ateşle katledildi. Katledilen bu üç kadın, kendilerini tanıyan herkesin hafızasında emekleri, direngen duruşları ve mücadeleci ruhlarıyla yer etti. Sêvê, Fatma ve Pakize; kadınların yaşam felsefesi olan “Jin Jîyan Azadî” etrafında kenetlenen, kadın özgürlük mücadelesini yalnızca sözle değil tüm yaşamlarıyla büyüten üç kadındı.   Sêvê Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar’ın mücadelelerine dair Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Çimen Fidan’la konuştuk.     ‘TJA çalışması yürüttüler’   Sêvê, Pakize ve Fatma’nın birçok farklı alan ve çalışmada yer aldıklarını söyleyen Çimen Fidan, “Her ne kadar farklı alanlarda çalışsalar da en önemlisi TJA çalışmaları yürüttüler. Aynı zamanda bu çalışmalar toplumsal çalışmalardı. Üç arkadaş da kent ayrımı yapmadan, birçok farklı kentte pek çok çalışma yürüttü” dedi.   ‘İktidar, mücadele eden kadını tehlike olarak görüyor’   Çimen Fidan, katledilen Sêvê, Fatma ve Pakize’nin, Paris’te katledilen Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ı hatırlattığını söyledi. Kadınların yıllardır eşit ve özgür bir yaşam için direndiklerine dikkat çeken Çimen Fidan, “Bununla beraber kadınlar her zaman hedef alınmıştır. Çünkü kadınlar iktidara karşı rollerini yerine getiriyorlar. İktidar da mücadeleci kadını her zaman tehlike olarak görmüştür. Bununla birlikte kadını hedef alıyor ve aslında kadınlar üzerinden tüm toplumu hedef alıyor. Hedef alınan kadınlara baktığımızda; TJA çalışması yürüten, siyasi parti çalışması yürüten ya da kurum ve kuruluşlarda yer alan kadınların hedef alındığını görüyoruz. Baktığımızda, yaşamın her alanının kadınlar için tehlike arz ettiğini söyleyebiliriz. Dört duvar arasındaki, evindeki kadın da katlediliyor; mücadele eden kadın da katlediliyor. Mücadele eden kadın daha fazla hedef alınıyor. Aslında amaç, kadınları çalışmalardan ve mücadeleden uzaklaştırmak. Kölece bir yaşamı kadınlara farz kılıp bunu kabul etmeyen kadın ise açıkça hedef alınıyor. Dayatılan tarzda yaşamayı kabul eden kadın ise her gün yaşamın içinde katlediliyor diyebiliriz” diye belirtti.     ‘Üç kadının hedef alınması hem siyasi hem de politiktir’   50 yıldır Kürdistan’da Kürt kimliği ve Kürtlerin varlığı için büyük bir mücadelenin yürütüldüğünün altını çizen Çimen Fidan, şöyle konuştu: “Bu bütüncül bir mücadeledir. Ancak kadınlar burada da en yüksek kademelerde yer aldı ve öncülük rolü üstlendi. Bir kadın mücadelede yer aldığında sadece Kürt kimliği için değil, aynı zamanda kadın kimliği için de mücadele ediyor. O yüzden şunu söyleyebiliriz ki; büyük bedeller veren her arkadaşımız gibi bu üç arkadaşımız da Kürt kimliği için çok büyük emekler verdi. Hedef alınmalarının bir nedeni budur. Bir diğer nedeni ise özgür kadın kimliğini yaşamalarıdır. Bu iki sebep de birbirine bağlıdır. Bu nedenle Sêvê, Fatma ve Pakize’nin hedef alınmasının hem siyasi hem de politik olduğunu söylemek mümkündür.”   ‘Tüm kadınlar için bedel ödediler’   “Jin Jîyan Azadî” felsefesi ve TJA’nın sadece belli bir kesim kadını temsil etmediğini, tüm dünya kadınlarını temsil ettiğini kaydeden Çimen Fidan,  “Tüm dünyada ‘Jin Jîyan Azadî’ felsefesi yayıldı ve karşılık buldu. Çünkü kadını katleden zihniyet, dünyanın her yerinde aynı zihniyettir. Bu, kölece bir yaşamı kadınlara farz kılan, eşit bir yaşamı kabul etmeyen bir zihniyettir. Bu yüzden ‘Jin Jîyan Azadî’ felsefesi, ortaya çıktığı günden bu yana tüm dünya kadınlarını temsil ediyor. Katledilen üç kadın arkadaş da çalışmalara katıldıkları günden son güne kadar hem kendi yaşamları hem de tüm dünya kadınlarının yaşamları için bedel ödedi. O yüzden Sêvê, Pakize ve Fatma’nın ‘Jin Jîyan Azadî’nin kendisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu üç arkadaş ‘Jin Jîyan Azadî’yi bizzat temsil ediyor” sözlerini kullandı.     ‘Örgütlenmeyen tek bir kadın bile kalmamalı’   Katledilen üç kadınla birlikte çalışma yürüttüğünü ve onları yakından tanıma fırsatı bulduğunu anlatan Çimen Fidan,  “Yeni doğan bir kız çocuğunu dahi bir TJA üyesi olarak görmek gerekir. Çünkü yaşam orada başlıyor. Kadın katliamlarının yaşanmaması, eşit ve özgür bir yaşam için örgütlenmeyen tek bir kadın bile kalmamalı. Bunu yapmak tüm kadınların sorumluluğundadır. Çünkü bedel veren bütün kadınlar, kadınların özgürlüğü için bedel ödemiştir. Bu da ancak örgütlenmeyle olur. Bu yüzden tüm kadınlara çağrım; herkes gelip çalışmalarda yer alsın, çalışmaları büyütsün ki kadın katliamlarını hep birlikte durdurabilelim” şeklinde konuştu.