BM’den İran’a çağrı: İdamları durdurun 2026-04-30 12:41:44   HABER MERKEZİ- Birleşmiş Milletler, İran’da artan idamlar, kitlesel gözaltılar ve azınlıklara yönelik baskılar konusunda alarm verdi; yetkililere idamları durdurma ve keyfi tutukluları serbest bırakma çağrısı yaptı.   Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, yayımladığı son açıklamada İran’daki insan hakları krizinin derinleştiğine dikkat çekti. Ülkede güvenlik ve askeri atmosferin giderek yoğunlaşmasıyla birlikte, siyasi muhalifler, protestocular ile etnik ve dini azınlıklar üzerindeki baskının belirgin şekilde arttığı ifade edildi.   Açıklamada İran halkının haklarının sert ve acımasız biçimde ihlal edilmesinden duyulan endişe ifade edilirken, İranlı yetkililere tüm idamları derhal durdurma, ölüm cezasını askıya alma, adil yargılanma hakkını güvence altına alma ve keyfi şekilde tutuklanan herkesi gecikmeden serbest bırakma çağrısında bulunuldu.   Son iki ayda en az 21 kişi idam edildi   BM İnsan Hakları Ofisi’nin verilerine göre, son iki ayda ve İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana ülkede en az 21 kişi idam edildi. Bunlardan 9’u Ocak ayı protestolarıyla bağlantı, 10’u muhalif gruplara üyelik ve 2’si ise casusluk suçlamasıyla idam edildi.   4 binden fazla kişi gözaltına alındı   Raporda ayrıca, Şubat ayı sonlarından bu yana “ulusal güvenlik” gerekçesiyle 4 binden fazla kişinin gözaltına alındığı belirtildi. BM’ye göre bu suçlama, İran yargı sisteminde geniş ve muğlak bir şekilde tanımlanıyor ve protestocular, sivil toplum aktivistleri hatta gençler de dahil olmak üzere çok geniş bir kesime karşı kullanılıyor.   Birleşmiş Milletler, bu süreçte çok sayıda tutuklunun zorla kaybedilme, işkence, zorla itiraf alma, sahte idam uygulamaları ve diğer insanlık dışı muamelelere maruz kaldığını bildirdi. Ailelerin ise yakınlarının nerede tutulduğuna ve durumlarına dair bilgi alamadığı vurgulandı.   Tutukluların hayatları tehdit altında   Açıklamada İran’daki cezaevi koşulları da “son derece kaygı verici” olarak nitelendirildi. Bazı gözaltı merkezlerinde yiyecek, su, sağlık hizmetleri ve temel hijyen imkanlarının yetersiz olduğu, bu durumun tutukluların hayatını doğrudan tehlikeye attığı ifade edildi.   Öte yandan, güvenlik ve yargı baskısının özellikle Bahailer, Zerdüştler, Kürtler ve Beluclar gibi etnik ve dini azınlıkları hedef aldığı; bu grupların tutuklama, mal varlığına el koyma, ağır cezalar ve idam riskiyle karşı karşıya olduğu belirtildi.