TJA: Abdullah Öcalan istediği kişi ile görüşmeli, süreci toplumla yürütmeli 2026-07-30 09:04:22   Neslihan Kardaş    ŞİRNEX - Sürece dair konuşan TJA aktivisti Çimen Fidan, beklenilen “Kök yasa”nın kapsayıcı olması gerektiğini belirterek, “Yasaların bunlara göre düzenlenmesi gerekiyor. Kürt Halk Önderi'nin yasal statüsü tanınmalı, gazetecilerle, gençlerle, kadınlarla, aydınlarla ve halkla süreci yürütebilmeli. Aynı zamanda bu yasada Kürt halk önderinin fiziki özgürlüğü yer almalı” dedi.   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’yu etkileyen yeni bir süreç başlattı. Çatışmalı sürecin sona ermesi ve demokratik toplumun inşasına dair süren tartışmalar, önemli bir aşamaya gelse de atılması gereren adımların ağır ağsak olması halkın eleştirilerine neden oluyor.    Gündemde olan “Kök yasa”'nın meclise getirilmesi beklenirken, içeriği ve neyi kapsayacağına dair de kaygılar sürüyor.    Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Çimen Fidan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile birlikte yaşanan gelişmeleri ve kadınların beklentilerine dair konuştu.    Çözüm için hep çabaladı   Sürecin 50 yıldır Kürdistan coğrafyasında verilen mücadelenin sonucu olduğunu vurgulayan Çimen Fidan, “Bu mücadeleye bağlı olarak Kürt Halk Önderinin yaptığı çağrı, demokratik toplum ve kalıcı barış için atılan ilk adım değildi. 1993 yılından bu yana Kürt Halk Önderi Kürt sorununu barışçıl bir yolla çözme çabası vardı. Geçmiş yıllarda başlayan bir ‘çözüm süreci’ de vardı ve o süreçte de Abdullah Öcalan çok önemli çabalar verdi. Maalesef o süreç istenen aşamaya ulaşamadı. O süreç devlet tarafından bozuldu. Buna bağlı olarak 27 yıldır İmralı’da devem eden çok ağır bir tecrit devam ediyordu ve son 4 yıl boyunca Kürt Halk Önderi ile hiçbir görüşme yapılmıyordu. O süreçte tecrit daha da derinleşti” dedi.   Mücadelenin sonucu: Süreç    27 Şubat’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının sıradan bir çağrı olmadığına dikkat çeken Çimen Fidan, “Bir sorun vardı ve o yüzden bu mücadele ortaya çıkmıştı. Kürt dili, Kürt halkının kültürü, Kürtlerin ve Kürdistan’ın varlığı inkar ediliyordu. Ortaya çıkan mücadele de bunlara bağlı olarak çıktı ve çok da ağır bedeller ödendi. Bu süreç önemini verilen mücadeleden, sürdürülen amansız savaştan alıyor. Artık savaş dursun, demokrasi yoluyla sorun çözülsün talebi ile süreç başladı. Bu çok önemli bir yerde duruyor. Her iki taraftan da ölümlerin olmaması için önemli bir adımdı. Yapılan çağrının ardından atılan adımlar da çok önemliydi. PKK’nin feshi, aynı zamanda silah yakma, geri çekilme gibi adımlar, özgürlük hareketinin süreç için ne kadar hazır olduğunu ve Abdullah Öcalan’ın sözünü ne kadar esas aldıklarını gösterdi” diye belirtti.    'Özgür olmalı'   Süreci başlatan kişinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın olduğunu belirten Çimen Fidan, “Kürt halkı da özgürlük hareketi de baş müzakerecinin Kürt Halk Önderi olduğunu söyledi. Bu yüzden Kürt Halk Önderinin özgürlüğü çok önemlidir. Süreç için gerekli koşullar bir taraftan yüzde yüz sağlanırken, tecrit koşullarının olması sürecin huzurla ilerleyemeyeceğini gösteriyor. Bunun için de Kürt Halk Önderinin statüsü ve özgürlüğü sürecin sürdürebilmesi için önemlidir. Aynı zamanda onun özgürlüğü ve statüsü süreçle de bağlantılıdır. Her iki konuyu birbirinden ayrı ele alamayız. Çünkü zaten süreci yürüten kişi Kürt Halk Önderinin kendisi” ifadelerini kullandı.    ‘Kadınların yolunu aydınlattı’   Kadınların mücadelesine işaret eden Çimen Fidan, “Kürdistan coğrafyasında da kadınlar iki kimlik için mücadele verdi. Bunlardan biri kadın olma kimliğiydi. Kadının özgürlüğü, eşit bir yaşam için mücadele edildi. Diğer ise Kürt kimliği mücadelesiydi. Bu mücadelede Kürt halk önderinin önemi büyüktür. Çünkü o kadının özgürlüğünü her zaman en önemli yerde gördü. Kadın çalışmalarının ilerlemesi, kadın mücadelesinin başarıya ulaşması için söylemleriyle, perspektifleriyle ve ortaya koyduğu paradigma ile kadın mücadelesinin yolunu aydınlattı. Aslında toplumun özgürlüğü de kadının özgürlüğüne bağlıdır. Aynı zamanda kadın katliamlarının, kadına yönelik şiddetin devam etmesi son on yılda Kürdistan’da yürütülen özel savaşın sonucu. Bu özel savaş politikaları şu an süreç üzerinde de hala devam ediyor” diye aktardı.    Kadınlara yönelik saldırılar   Barış ve demokratik toplum sürecinde yükü omuzlayanların başında kadınların geldiğini söyleyen Çimen Fidan, “Bu yüzden de kadınlar hedef alınıyor. Kadın katliamlarının, intihar ve şüpheli ölümlerinin, kadına yönelik şiddetin bu kadar artmasında devletçi zihniyetin etkili olduğunu görebiliyoruz. Sokakta katledilen kadın da mücadelede yer alan, cezaevlerindeki kadınlarda da cezasızlık politikalarının etkisini görüyoruz. Bu cezasızlık politikalarından dolayı bu şiddet ve katliam devam ediyor. Bu cezasızlık politikaları süreç açısından da hem kadınlarda hem de halkta soru işareti yaratıyor. Çünkü somut adımların artık atılması lazım ve bu alanlardan biri de kadın alanıdır. En somut örnek olarak TJA aktivisti Ayşe Gökkan’dır. Toplumsal çalışmalar yürüten bir kadın ve bu süreçte 19 yılın üzerinde bir ceza aldı. Bu yüzden hem sokakta kadını katleden zihniyet hem de devleti yürütenlerin zihniyeti aynıdır. Bunları birbirinden ayrı ele alamayız. Sürece uygun bir şekilde bu zihniyetin önünün kapatılması gerekiyor” dedi.    'Kadının özgürlüğü toplumun özgürlüğüdür'   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ile kadınların özgürlüğünün birbirine bağlı olduğunu ifade eden Çimen Fidan, “Kürt Halk Önderi kadının özgürlüğünü toplumun özgürlüğü ile bağdaştırıyor. Kadınların mücadelesinin yürümesinde de büyük bir emek verdi, hala da emek vermeye devam ediyor. Aynı zamanda kadınların özgürlüğünün sağlanabilmesi için Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü gereklidir ve birbirine bağlıdır. Kadınlar zaten ilk günden beri kendi özgürlüklerini Kürt halk önderinin özgürlüğüne bağladıklarını ifade ediyor” diye belirtti.    ‘Örgütsüz tek bir kadın kalmamalı’   Süreçle birlikte TJA’nın da çalışmalarına değinen Çimen Fidan, TJA’nın sadece Kürt kadınlar için değil, tüm kadınlar için çalışmalar yürüttüğünü belirterek, şöyle devam etti: “Yaptığı çalışmalarda bütün kadınları kendi içinde barındırıyor diyebiliriz. Kadınlar sürece öncülük edeceklerini belirttiler. Devletin atması gereken adımların olduğunun vurgusunu da yaptılar. Kadınlar bu sürecin başarıya ulaşması ve devletin de somut adımlar atması için birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirdi. Diğer önemli kısım ise örgütlenmektir. Abdullah Öcalan da çağrı yaptığında örgütlenme noktasında çağrı yapmıştı. Kadınlar olarak biz kendi konferansımızda da örgütlenme çalışmaları yapacağımızın altını çizmiştik. Her yerde, örgütlenmeyen, ulaşamadığımız veya süreci tartışmadığımız tek bir kadın kalmamalı. TJA bu süreçte tüm toplum için çalışmalar yapıyor. Kendini örgütleyebilmek için TJA her alanda çalışmalarını yürütecek.”   ‘Abdullah Öcalan’ın yasal statüsü tanınmalı’   Hem Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hem de Kürt özgürlük hareketi tarafından önemli adımların atıldığının altını çizen Çimen Fidan, “Artık devlet ve iktidar tarafından da adımların atılması gerekiyor. Mecliste kurulan komisyon önemliydi. Bunun atılan tek somut adım olduğu da söylenebilir. Bu komisyonda bazı kararlar alındı. Buna bağlı olarak başlıca istenen şeylerin olduğu ortaya çıktı. Baktığımızda binlerce tutsak var içerde ve onların özgürlüklerine kavuşması gerekiyor. Çünkü oradaki tutsaklar daha önce de belirttiğimiz gibi kimlikleri için mücadele ettiler ve tutuklandılar. Bu sebeple cezaevi kapılanın açılması gerekiyor. Yine binlerce kişi siyasi nedenlerden dolayı Avrupa’ya gitmek zorunda kaldı. Onlar da geri gelebilmeli siyasete dahil olabilmeli. Savaş durdu, silahlar sustu ve artık bu kişiler siyasette rollerini oynamalılar. Yine bir grup gerilla silahlarını yaktı. Onlar da uygun koşulların sağlanmasıyla siyasette çalışmalar yürüteceklerini belirttiler. En önemlisi ise Kürt Halk Önderinin özgürlüğüdür. Yasaların bunlara göre düzenlenmesi gerekiyor. Kürt Halk Önderi'nin yasal statüsü çok önemlidir. Statüsü tanınmalı, gazetecilerle, gençlerle, kadınlarla, aydınlarla ve halkla süreci yürütebilmeli. Aynı zamanda bu yasada Kürt halk önderinin fiziki özgürlüğü yer almalı” dedi.   ‘Süreç tarihi bir fırsattır’   Çimen Fidan, son olarak şunları söyledi: “Tarihi bir dönemden geçiyoruz. Kürt halkı, kadınlar, toplum ve tüm halklar için büyük ve tarihi bir fırsattır. Herkesin bu süreçte ve sürecin çalışmalarında yer alması gerekiyor. Bu sürecin sonuç alması için herkes kendi payına düşen sorunluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Çünkü bu tarihi fırsat sadece Kürtler için değil, tüm halklar içindir. Bu süreç başarıya ulaşırsa tüm Ortadoğu’ya kalıcı huzur ve barış gelecektir.”