Êlih’te ortak çağrı: Öfkeyi değil umudu büyütelim 2026-08-05 19:25:48   ÊLIH - Êlih Emek ve Demokrasi Platformu, Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasanın toplumsal barışı kalıcılaştıracak demokratik ve hukuki güvenceler içermesi, toplumun bütün kesimlerinin katılımıyla hazırlanması çağrısında bulundu.   Êlih Emek ve Demokrasi Platformu, Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasaya ilişkin Yılmaz Güney Sergi Alanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Barışın teminatı demokratik ve hukuki reformlardır” pankartı açıldı.   Basın açıklamasını platform adına Cihan Tüzün okudu.   ‘En büyük bedeli bölge halkları ödedi’   Türkiye’nin uzun yıllardır ağır toplumsal sonuçlara yol açan çatışmalı sürecin etkilerini yaşadığını belirten Cihan Tüzün, on binlerce kişinin yaşamını yitirdiğini, milyonlarca kişinin ise doğrudan ya da dolaylı olarak bu süreçten etkilendiğini söyledi. Cihan Tüzün, “Ekonomik kaynaklar savaşa aktarıldı, demokrasi zayıfladı, hukuk devleti ilkesi aşındı ve toplum giderek kutuplaştırıldı. Bu süreçte en büyük bedeli emekçiler, kadınlar, çocuklar, gençler ve bölge halkları ödedi. Savaş ve çatışma ortamı yalnızca can kayıplarına yol açmadı; inkârı, asimilasyonu, işsizliği, yoksulluğu, göçü, hak ihlallerini ve toplumsal güvensizliği de derinleştirdi” dedi.   ‘Yasa bütün kesimleri kapsamalı’   Sorunların silahlarla değil demokratik siyaset, diyalog ve hukuk temelinde çözülmesine yönelik toplumsal beklentinin güçlendiğini ifade eden Cihan Tüzün, Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçe yasanın tarihi bir fırsat sunduğunu belirtti. Çıkarılacak yasanın yalnızca teknik düzenlemelerden oluşmaması gerektiğini vurgulayan Cihan Tüzün, “Yasa, toplumsal barışı kalıcı hale getirecek hukuki ve demokratik güvenceleri içeren kapsamlı bir düzenleme olmalıdır. Toplumun bütün kesimlerini kapsayan, ayrımcılığı reddeden, evrensel hukuk ilkelerini esas alan ve demokratik katılımı güvence altına alan bir anlayışla hazırlanmalıdır. Kalıcı ve onurlu barışın ancak adaletle birlikte mümkün olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Barış yalnızca silahların susması değildir’   Hazırlanacak düzenlemenin toplumsal barışın hukuki güvencelerini oluşturması, demokratik siyaset alanını genişletmesi, insan hakları ile temel özgürlükleri güvence altına alması gerektiği kaydeden Cihan Tüzün, sürecin Meclis’in etkin katılımıyla şeffaf ve denetlenebilir biçimde yürütülmesi istendi. Cihan Tüzün, “Barış yalnızca silahların susması değildir. Barış, adaletin tesis edilmesidir. Farklı kimliklerin, kültürlerin, dillerin ve inançların eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabilmesidir. Barış, gençlerin geleceklerini bu ülkede kurabilmesi, kadınların şiddetsiz yaşam hakkına sahip olması ve emekçilerin insanca çalışma ve yaşam koşullarına kavuşmasıdır. Barış, düşünceleri nedeniyle insanların cezaevlerinde bulunmadığı, hukukun herkes için eşit uygulandığı demokratik bir yaşamdır” diye belirtti.   ‘Demokrasi olmadan kalıcı barış kurulamaz’   Çatışmaların sona ermesiyle ülkenin kaynaklarının savaş yerine eğitim, sağlık, üretim, istihdam, sosyal politikalar ve depreme hazırlık gibi toplumsal ihtiyaçlara ayrılabileceği belirten Cihan Tüzen, demokratikleşme sürecinin güçlendirilmesini istedi. Cihan Tüzün, çerçeve yasanın hak ve özgürlükleri genişletmesi, toplumsal kutuplaşmayı azaltması, eşit yurttaşlık ilkesini güvence altına alması, yerel demokrasiyi ve demokratik katılım mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini söyledi. “Güçlü demokrasi olmadan kalıcı barış kurulamaz, kalıcı barış olmadan da gerçek demokrasi inşa edilemez” diyen Cihan Tüzün, yasanın hukuki güvenliği sağlaması ve şiddetin her türünü reddeden demokratik çözüm anlayışını esas alması gerektiğini vurguladı.   ‘Öfkeyi değil umudu büyütelim’   Sürecin başarıya ulaşması için güven artırıcı adımların gecikmeden atılması gerektiğini ifade eden Cihan Tüzün, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasını; düşünce, ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalara son verilmesini istedi. Barış sürecinin yalnızca devlet kurumlarının katılımıyla yürütülemeyeceğini belirten Cihan Tüzün, emek ve meslek örgütleri, kadın hareketi, gençler, insan hakları örgütleri, akademi, hukuk çevreleri ve sivil toplumun da sürece dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.   Cihan Tüzün, “Bugün bizlere düşen görev öfkeyi değil umudu büyütmek, kutuplaşmayı değil dayanışmayı güçlendirmek, çatışmayı değil demokratik çözümü savunmaktır. Halklarımızın ortak geleceğinin barışta, demokraside ve eşit yurttaşlıkta olduğuna inanıyoruz” dedi.   Açıklamanın sonunda demokratik kamuoyu, emek ve meslek örgütleri, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve halk barışın, demokrasinin ve ortak yaşamın güçlendirilmesi için sorumluluk almaya çağrıldı.