Birçok kentte anmalar sona erdi: Toprağa düşenlerin sözünü yaşatacağız 2026-09-12 14:47:22   HABER MERKEZİ - Özgürlük mücadelesinde farklı tarihlerde ve yerlerde yaşamını yitirenler için Türkiye ve Kürdistan’da kurulan anmalar sona erdi.    Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde, özgürlük mücadelesinde farklı tarihlerde ve farklı yerlerde yaşamını yitirenler için düzenlenen anma verilen mevlitlerle sona erdi.     İstanbul    MEBYA-DER öncülüğünde, özgürlük mücadelesinde farklı tarihlerde ve farklı yerlerde yaşamını yitirenler için İstanbul’un Okmeydanı ilçesinde bulunan Labella Salonu’nda anma programı düzenlendi. Anma alanı; “Şehîd Namirin”, “Em Şehîdên Azadiyê Bîr Tînin”, “Şehîdên Me Rûmeta Me Ne”, “Tekoşîna Wan Rêya Me Ronî Dike” ve “Em Jı Mırınê Mezıntırın” yazılı pankartların yanı sıra Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fotoğraflarıyla donatıldı. Yaşamını yitirenlerin fotoğrafları ise alandaki masanın üzerinde sarı, kırmızı ve yeşil örtüler ile kırmızı karanfillerle birlikte yer aldı.   Anma, yaşamını yitirenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşu sırasında “Çerxa Şoreşê” marşı okundu. Sık sık “Şehîd namirin”, “Bijî Serok Apo” ve “Bê Serok jiyan nabe” sloganları atıldı. Saygı duruşunun ardından konuşmalar gerçekleştirilerek şiirler okundu. Ardından sinevizyon gösterimi yapıldı.   Anmada konuşan DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, yaşamını yitirenleri anarak Kürt halkının kendi hakikatiyle buluşması için mücadele edenlerin yarattığı değerlerin büyütülmesi gerektiğini vurguladı. Arife Çınar, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Acımızı yaşarken, yasımızı tutarken direniş mücadelesi içinde yaşıyoruz. Bunları hep birlikte yaşatıyoruz. Ortadoğu’da ve Türkiye’de Kürt halkının hakikatiyle buluşmasını sağladılar ve canlarını bu uğurda feda ettiler. Bizler, yaratılan bu değerleri Türkiye’de, Kürdistan’da nasıl büyütebiliriz? Bugün nasıl hep birlikte yan yanaysak buna devam edip mücadele edeceğiz. Bunu arkadaşlarımıza borçluyuz. Şehit namirin. Çünkü onlar bu topraklarda ışık oldular, yeni yaşamın felsefesini bu topraklarda inşa ettiler.”     ‘Onları mücadeleleriyle tanıyoruz’   Daha sonra söz alan TJA aktivisti Sebahat Tuncel, yaşamını yitirenlerin inkâr ve asimilasyon politikalarına karşı ses olmak ve sessizliği bozmak için mücadele ettiğini belirterek yaşamını yitirenlerin bıraktığı mücadele mirasına sahip çıkılması ve sürecin başarıya ulaştırılması gerektiğini vurguladı. Sebahat Tuncel, “Toprağa düşen yiğitler bu sessizliği bozmak için mücadele ettiler. İnkâr ve asimilasyon politikalarına hayır demek, ses olmak için yürüdüler. Biz de onlara ses olmak için konuşmalı, mücadele etmeliyiz. En cesur gençlerdi onlar. Ateşin ve güneşin çocuklarıydı. Bu cesaret karşısında bize düşen, bu cesareti gösteren yoldaşları anlamak ve gereğini yapmaktır. Bunları yaparsak onlara layık oluruz. Onlar, yeni yaşam için mücadele edenler ve bizi karanlıktan aydınlığa götürenlerdi. Kürt halkına ve kadınlara öncülük ettiler. Onlar bireydiler; kararlarını kendileri aldılar, hayatlarını seçtiler. Tüm Kürdistan’ın evladı oldular. Onları fizikken tanımasak da mücadeleleriyle tanıyoruz” şeklinde konuştu.   ‘Toprağa düşenlerin sözünü yaşatacağız’   Cengiz Çiçek, anma törenlerinin neden yapıldığını sorgulayanlara tepki gösterdi. Kürtlüğün inkâr edilmesinin barışı değil, savaşı körüklediğini vurgulayan Cengiz Çiçek, sözlerine şöyle devam etti: “Toprağa verdiklerimize söz verdik. Söz, acıyı paylaşarak toplumsallaştırmak, acımızı sağaltmaktır. Biz buradayız; bu halkın devrimci, özgürlüğe âşık çocukları ayakta. Söz, toprağa düşenlerin yasını tutarken uğruna hayatlarını kaybettikleri değerleri yaşatmaktır. Hâlâ birileri diyor ki ‘Niye bu kadar uzatıyorsunuz, bu törenler neyin nesi, bu yas neyin nesi?’ Kürtlüğü inkâr edenler barışı değil, savaşı körüklüyor. Kürdistan’da anneler evlatlarının acısını yaşarken, yeni bir döneme kapı aralarken elbette yitirdiklerimizi anarak devam edeceğiz. Öyle bir mücadele hafızamız var ki dönüp yoldaşlarımızın yasını tutamazdık. Atakan Mahir’in dediği gibi, dönüp yas tutsaydık mücadele edemezdik.”   Anma, yaşamını yitirenler için mevlit okutulmasıyla sona erdi.   Mûş    MEBYA-DER öncülüğünde, Mûş’un Milazgir (Malazgirt) ilçesinde özgürlük mücadelesinde farklı tarihlerde yaşamını yitirenler için toplu anma gerçekleştirildi. Anmaya kentin merkezinden, Gimgim (Varto) ve Kop (Bulanık) ilçelerinden yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Anmaya, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar katıldı. Anmanın yapıldığı salona yaşamını yitirenlerin fotoğrafları, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri ve “Em şehidin azadiye bi bîr tînin”, “Şehîd roniya riya me ne” pankartları asıldı. Saygı duruşuyla başlayan anmada “Çerxa Şoreşê” marşı okunurken sık sık “Şehîd namirin” ve “Bijî Serok Apo” sloganları atıldı.    ‘Tarihî bir süreçten geçiyoruz’   Burada konuşan DEM Parti Mûş milletvekili Sümeyye Boz, “Bugün öyle bir zaman dilimindeyiz ki tarihî bir süreçten geçiyoruz. Binlerce şehit verdiğimiz bir dönemde bütün Muş halkı, ilçe örgütleriyle birlikte aramızda. Onların karşısında saygıyla eğiliyoruz. Bu onurlu yaşamı bize armağan edenlerin karşısında, devrimci mücadelelerinin anısına saygıyla eğiliyoruz. Kültürümüzü ve dilimizi yaşayabiliyorsak onlar sayesindedir. Aileler, yurtseverler ve bu devrim yolunu benimseyenlerin verdiği mücadeleler sayesinde bugün buradayız. Önder Apo’nun başlattığı bu süreç bize barışı armağan edecektir. Bu süreci başlatanlara borçluyuz. Bu onurlu barış sürecinde bütün sorumluluk artık bizim omuzlarımızdadır. Bu süreci sahiplendikleri için bütün ailelerimize ve Kürt halkına minnettarız.”   ‘Çocuklarınız Kürtleri dünyaya tanıttı’   Ardından konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürt gençleri, inkâra karşı topraklarına özgürlük getirmek için mücadeleye başladı. Biz bugün şehitlerimizden hatıra istemeyeceğiz. Onlar bizimle yaşıyor. Ailelerimiz bilsin ki çocuklarınız Kürtleri dünyaya tanıttı. Artık kimse ‘Kürt yok’ diyemez. Çocuklarınız bize özgürlüğü hediye etti. Bizim de onların hediyesine sahip çıkmamız gerekiyor. Kültürümüzü, kimliğimizi, dilimizi savunmamız gerekiyor” sözlerini kullandı.     Yaşamını yitirenler için okunan mevlit dualarının ardından program konuşmalarla devam etti.    Anma, sinevizyon gösterimiyle sona erdi.   Wan   Wan’da, Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için MEBYA-DER öncülüğünde Radu Davet Salonu’nda düzenlenen anma, üçüncü gününde yapılan konuşmalar ve sinevizyon gösteriminin ardından son buldu.   Anmanın gerçekleştirildiği salonda kurulan masaların üzerine özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin fotoğrafları bırakılırken, salona “Em şehîdên azadiyê bi bîr tînin”, “Şehîd roniya rêya me ne”, “Şehîdên me rûmeta me ne” yazılı pankartlar ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın dev posterleri asıldı. Binlerce kişinin katıldığı anmada sık sık “Bijî Serok Apo” ve “Şehîd namirin” sloganları atıldı. Anma, yaşamını yitirenler için okunan mevlitle başladı. Ardından Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Wan Gençlik Meclisi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın dev posterleriyle ve “Mücadeleyi büyütmek şehitlerin izinde yürümekle gerçekleşir” yazılı pankartlarla yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından binlerce kişi, yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulunarak “Çerxa Şoreşê” marşını okudu.     ‘Onların hayallerini gerçekleştireceğiz’   Anmada söz alan MEBYA-DER Eşbaşkanı Yusuf Dündar, konuşmasına yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileyerek başladı. Yaşamını yitirenlerin anısına sahip çıkmanın önemli olduğunu ifade eden Yusuf Dündar, ailelerin de bu süreçte yan yana olması ve birbirlerine destek vermesi gerektiğini söyledi. Yusuf Dündar, “Biliyorsunuz, Kürt’ün ve Kürdistan’ın adı yoktu. Bizi yok sayıyorlardı. Şimdi bütün dünya bizden bahsediyor. Çözüm için İmralı’ya Önder Apo’nun yanına gidiyorlar. Bütün bunlar şehitlerin, kahramanların emeği sayesinde gerçekleşti. Onlar, Kürt halkı ve Kürdistan için canlarını feda ettiler. Bizler de onların yoluna bağlı olmalıyız, onların hayallerini gerçekleştirmeliyiz. Bu, bizim onlara borcumuzdur. Burada bir kez daha söz veriyoruz onlara. Onların hayallerini gerçekleştireceğiz” dedi.   ‘Mücadelelerini unutmamamız gerekiyor’   DEM Parti Wan Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, hiçbir sözcüğün yaşamını yitirenlerin mücadelesini anlatmaya yetmeyeceğini söyledi. Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Şehitler, Kürt halkı ve Kürdistan için, onurlu bir barış için yönlerini hakikate verdiler. 52 yıl boyunca arkadaşlarımız durmadan mücadele etti ve mücadeleyi buraya getirdi. Sayın Öcalan’ın dediği gibi, bin kilometrelik yolun ilk adımı yeni atıldı. Bu bin kilometrelik yol için arkadaşlarımız 52 yıl boyunca direndi. Bizim yapmamız gereken, onların anısına sahip çıkmaktır. Günlerdir yastayız, her yerde ‘Şehîd namirin’ diye haykırıyoruz. Ancak sadece söylemek yetmez. Her daim onların mücadelesini hatırlamamız gerekiyor. Bugünden sonra söylemden öte çalışmamız, birlik olmamız gerekiyor. Unutmak, ihanetlerin en büyüğüdür. Onların ortaya koyduğu felsefe ve yaşam, dört parça Kürdistan, Ortadoğu ve bütün dünya için örnek oldu. Bizim de bu felsefeye sahip çıkmamız lazım. Tüm ailelerimizin ve tüm Kürt halkının başı sağ olsun. Şehîd namirin!” sözlerini kullandı.   Konuşmaların ardından yaşamını yitirenlerin anısına hazırlanan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi.   Kitle, sinevizyonu izlediği esnada sık sık “Şehîd namirin” ve “Bijî Serok Apo” sloganlarını attı.   Erdîş   Wan’ın Erdîş (Erciş) ilçesinde MEBYA-DER öncülüğünde Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için yapılan anma, 3’üncü gününde binlerin katılımıyla son buldu.   Anmanın yapıldığı Karnaval Davet Salonu’na Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın dev posteri ile “Em şehîden azadîye bi bîr tînin”, “Şehîdên me rûmeta me ne”, “Şehîd namirin”, “Şehîd roniya ye me ne” yazılı pankartlar asıldı. Anma programı, sabahın erken saatlerinde duaların okunması ve başsağlığı dileklerinin ardından saygı duruşuyla başladı. Anmanın yapıldığı salonda yürüyüş yapan gençler, yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıdı. “Riya şehîd riya me”, “Şehîd namirin” sloganlarının atıldığı yürüyüşte aileler, gençleri zılgıt ve sloganlarla karşıladı.   Anmaya ilçenin dört bir yanından binlerce kişi akın ederken, tutsaklar başta olmak üzere pek çok kentten gönderilen taziye mesajları okundu.     ‘O çocuklar Kürtlerin kaderini değiştirdi’   Wan MEBYA-DER yöneticisi Mevlüde Aza, “Kürdistan’da aylardır acılı günler yaşanıyor. Onlar bize çok büyük bir miras bıraktı. Bu miras, bizlere yıllarca yetecek bir birikimdir. Biz onlara minnettarız ve onların mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz. Onlara sözümüzdür” dedi.   Wan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Abdullah Zeydan, “Kürdistan halkı yüzyıllarca çok büyük katliamlardan geçirildi. Onlar, bu kaderi kabul etmeyenlerdi. Buna karşı geldiler. Kürt halkının kaderini yeniden yazdılar. Kürt halkı, onlar sayesinde kendi kaderini, tarihini yazıyor. Bugün andığımız arkadaşlarımız Zilan Katliamı’nı yaşayan ailelerin çocuklarıydı. O çocuklar Kürtlerin kaderini değiştirdi” diye konuştu.   Yaşamını yitirenlerin Kürt halkının hakları için mücadele ettiklerini ifade eden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Wan Milletvekili Gülderen Varlı, mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirdi. Konuşmaların ardından yaşamını yitirenlerin konuşmaları ve fotoğraflarının yer aldığı sinevizyon izletildi. Anma, okunan dualar ve taziye kabulleriyle son buldu.     Ebex   Ebex ilçesine bağlı Nezrave, Tikme, Kel ve Selik köylerinde gerçekleştirilen anmalar da son buldu.   Amed   MEBYA-DER öncülüğünde, Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Geterler Salonu’nda Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için gerçekleştirilen anma sona erdi. Salona Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın büyük posteri ile “Em şehîdên azadiyê bi bîr tînin”, “Em bi we serbilind in cangoriyên Kurdistane”, “Şehîd namirin” ve “Pusulası Önderlik ve şehitler olanın rotası şaşamaz” pankartları asılırken, yaşamını yitirenlerin fotoğrafları sarı, kırmızı ve yeşil flamalarla birlikte masalara bırakıldı. Binlerce kişi sık sık “Rêya şehit rêya me Apo ye Serokê me”, “Tekoşin berxwedan rêya me rêya şehidan”, “Biji Serok Apo” ve “Şehit namırın” sloganlarını attı.   Binlerce kişi, üç gündür aileleri ziyaret edip başsağlığı dileklerini ileterek yaşamını yitirenlerin kendi çocukları da olduğunu söyledi.   Üçüncü günde özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için mevlit verilerek dualar okundu.     ‘Mücadele edenlere borçluyuz’   MEBYA-DER Eşbaşkanı Ramazan Dengiz, bugünleri yaşamını yitirenlere ve mücadele verenlere borçlu olduklarını söyledi. Ramazan Dengiz, ardından Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde ölüm orucuna giren ve 13 Eylül 1982 tarihinde yaşamını yitiren Hayri Durmuş’u yıl dönümü dolayısıyla andığını söyledi.   ‘Çok zor günler fakat unutmamalıyız’   Hayri Durmuş’un kardeşi Zekiye Ayık da, “Bugün 12 Eylül’dür ve Hayri bu gece şehit düşüyor olacak. Hepimizin başı sağ olsun. Başta Sayın Abdullah Öcalan olmak üzere yaşamını yitiren şehit ve gerilla ailelerine teşekkür ediyorum. Böyle güzel çocuklar yetiştirdiğiniz için size saygı duyuyorum. Anneler, babalar, kardeşler için çocuklarının haberini almak çok çok zordur fakat unutmamalıyız. Bu halkın çocukları çok acı gördü. Bütün dünya Kürdü ve mücadelesini gördü. Birbirimize sahip çıkmalıyız” dedi.   ‘Bugün şehitlerimiz sayesinde buradayız’   Sonrasında söz alan 32 yıllık tutsak ve Kürt siyasetçi Ali Haydar Elyakut, “Şehitlerin arkasından söz kurmak çok zor, şehit annelerinin karşısında konuşmak daha zor. Dilimizi, kimliğimizi dünyaya duyurduysak bu şehitlerin sayesinde. Eğer onları unutursak kalbimiz kurusun, bu dünyada yerimiz olmasın. ‘Nasıl 30 yıl cezaevinde kaldınız?’ diye soruyorlar. İşte bu şehitler sayesinde ayakta kaldık. Onlar dağda bizim varlığımız için canlarını verdiler; onlara minnettarız, onların izinde olacağız. Onlar için ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız. Başkan Apo’nun peşinden gideceğiz, bu süreç içinde elimizden geleni yapacağız. Şehitler bizim, geleceğimizin, yaşamımızın şahidi. Bu şehitlerimiz sayesinde, direnişleri sayesinde bir süreç başladı. Bu şehitlerin kanı sayesinde bu aşamaya kadar gelindi. Şehitlerimiz sayesinde masa başında tüm dünya Kürtleri tanıyor. Şehîd namirin, şehîd namirin, şehîd namirin!” sözlerine yer verdi.   ‘Üzerimize düşen emeklerine sahip çıkmak’   Son olarak konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Adalet Kaya, yaşamını yitirenlerin her yerde sahiplenildiğini söyledi. Adalet Kaya, “Ailelerimize destek vermek, onları yalnız bırakmamak için Amed halkı üç gündür bu salona akın ediyor. Amed halkı olarak ailelerin acısını paylaşıyoruz ve yanlarında saygıyla duruyoruz. Yaşamın her yerinde arkadaşlarımızın emeği var. Kürdistan’ın 4 parçası onların emeğiyle bir oldu. Emekleriyle varlığı yarattılar. Kahramanlıklarıyla yaşamımızda yarattıkları etkiyi konuşabiliriz. Mücadeleleri sadece silahla bu aşamaya gelmedi. Bu mücadele; felsefe, kültür, sanat, arkadaşlık, sevgi, Sayın Öcalan’ın fikir ve felsefesiyle, ‘Jin, jiyan, azadî’ felsefesiyle önemli bir aşamaya geldi. Onlar ölümsüz. Üzerimize düşen, emeklerine ve mücadelelerine sahip çıkmak” şeklinde konuştu.   Sinevizyon gösteriminden önce sarı, kırmızı ve yeşil flamanın üstüne kına konularak içinde mum yakıldı. Anma, yaşamını yitirenlerin mücadelesini konu alan sinevizyon gösterimiyle sona erdi.   Bismil   MEBYA-DER öncülüğünde, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için yapılan anma, son gününde binlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Amed’in Bismil ilçesinde bulunan Fırat Düğün Salonu’ndaki anma alanına özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin fotoğrafları, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posteri ve “Şehîdên me rûmeta me ne”, “Em şehîdên azadiyê bi bîr tînin” ve “Şehîd namirin” pankartları asıldı. Masalara ise fotoğrafların yanı sıra sarı, kırmızı ve yeşil flamalar ile karanfiller konuldu. Sabahın erken saatlerinde binlerin katılımıyla başlayan anmada, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için mevlit okundu. Ardından Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Halide Türkoğlu ile Mustafa Okçu konuşma yaptı.     ‘Bizler bu değerlere sahip çıkmak zorundayız’   Burada konuşan Halide Türkoğlu, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlere karşı sorumluluklarının bulunduğunu vurgulayarak, “Çok kıymetli anneler, değerli ailelerimiz, sevgili halkımız; bu büyük mücadelede bedel ödeyen, şehit düşen tüm yoldaşlarımızı saygıyla anıyor, onların önünde eğiliyorum. Bugün burada yaşadığımız acıyı tarif edecek bir kelime yok. Bu acıyı ancak kalbimizde, yüreğimizde hissedebiliyoruz. Çünkü biz Kürdistan’da hepimiz bir aile olduk. Bizler, Kürdistan’da özgürlük mücadelesi yürüten her bir yoldaşımızın anneleri, babaları, kardeşleri, dayıları, amcaları olduk. Hepimiz tek bir vücut, tek bir yürek olduk. Biz, Kürdistan’ın ailesiyiz. Bugün burada öğrenmemiz gereken en önemli şey, şehit düşen her bir yoldaşımızın uğruna mücadele ettiği yaşamın kendisidir. Onların uğruna mücadele ettiği yaşam için ödedikleri bedeldir. İşte bizler bu değerlere sahip çıkmak zorundayız. Bu değerlere karşı bir borcumuz olduğunu bilmek zorundayız. Bu bağlılık da tam olarak burada başlıyor” dedi.   ‘Onurlu bir yaşam, onurlu bir barış istiyoruz’   Bugünkü yan yana gelişin Kürdistan’ın özgürlük mücadelesinin bir parçası olduğunu söyleyen Halide Türkoğlu, “Bugün yan yana geldik. Ancak bu yan yana gelişimiz yalnızca burada bulunan bizlerin değil, başta Kürt halkı olmak üzere tüm Kürdistan’ın özgürlük mücadelesinin bir parçasıdır. Bir yaşam nasıl olmalıdır? O yaşam için nasıl bedel ödenir? İşte bunun cevabı onurlu bir yaşamdır. Bugün başta burada toplanan annelerimiz olmak üzere hepimiz, kalbimizde ve yüreğimizde aynı şeyi söyledik: Onurlu bir yaşam, onurlu bir barış istiyoruz. Bu son olsun. Bu son olsun. Bu son olsun. Bu vesileyle, başta tüm yoldaşlarımızı bir kez daha anıyor, onların önünde saygıyla eğiliyorum. Bir kez daha Sayın Öcalan’ın, Başkan Apo’nun da başı sağ olsun diyorum. Tüm yoldaşlarımızın, tüm ailelerimizin, tüm Kürdistan’ın başı sağ olsun” ifadelerine yer verdi.   Konuşmanın ardından özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı sinevizyon gösterimi izlendi. Sık sık “Şehîd namirin” sloganının atıldığı anma, zılgıt ve alkışlarla son buldu.