Kobanê direnişinin tanığı: Zafer yoldaşlık ruhuyla kazanıldı 2026-09-14 09:03:25   Gülistan Gülmüş   RIHA - DAİŞ’in 15 Eylül 2014’te Kobane’ye saldırı başlatmasına karşı başlatılan direnişte kadınların en ön saflarda savaştığını hatırlatan Gazeteci Dijle Ehmed, “Yoldaşlık ruhu ile zaferi gerçekleştirdiler. Her evde bir şehidin adı geçiyor, her evde bir şehidin anısı var. Kobane halkı mücadeleyi sürdürüyor” dedi.   DAİŞ çeteleri, 15 Eylül 2014’te Kobanê’ye yönelik saldırıları başlattı. Köyler birer birer hedef alınırken, binlerce kişi yaşadığı toprakları terk ederek sınırın diğer tarafına geçti. DAİŞ, Kobanê’yi ele geçirerek, Rojava’nın kantonlarını birbirinden koparmayı ve bölgede kurduğu hakimiyeti genişletmeyi amaçlıyordu. Kentin savunması ise YPG ve YPJ savaşçıları tarafından alınıyordu. Saldırının büyümesiyle birlikte Kobanê yalnızca savaşçıların değil, dünyanın farklı ülkelerinde insanların da gündemine girdi. Sınırın Türkiye tarafında binlerce kişi Pirsus ve Mürşitpınar hattına akın ederek, Kobanê ile dayanışma gösterdi. Bazıları kente geçerek savunmaya katılmak istedi. Sınır hattı günler boyunca eylemlere, nöbetlere ve çatışmanın sesinin karşı kıyıdan izlendiği bir direniş alanına dönüştü. 134 gün boyunca süren ve bütün dünyanın odağı haline gelen mücadele kadınların öncülüğünde zaferle sonuçlandı. Kobane, çetelerden temizlenerek, özgür oldu.    15 Eylük 20214’te başlayan ve 26 Ocak 2015 tarihine kadar süren mücadeleyi takip edip kamuoyu ile paylaşan Gazeteci Dijle Ehmed ajansımıza konuştu.   Kobane’ye saldırıların nasıl ve nereden başlandığına dair hatırlatmalarda bulunan Dijle Ehmed, “Başta Şengal, sonra Musul’a saldırdılar, bir gecede Musul’u ele geçirdiler. DAİŞ ve Baas rejiminin tugayları oradan aldıkları ağır silahlarla ve dünyanın her yerinden DAİŞ’in örgütlediği çeteler kendilerini hazırlamışlardı. Türkiye,  Gire Spi ve Cerablus kapılarından geçmişlerdi. Ceplerinde bulunan belgelerde Türkiye’nin mührü vardı. Saldırılarda Türkiye’nin çeteleri vardı, zaten, ‘Kobane düştü düşecek’ diyorlardı. Binlerce çete, binlerce ağır silahlarla 15 Eylül’de başta Kobane’nin batısından başlayarak Doğu Kobane ile devam ettiler. Saldırıların planına göre 4-5 gün içerisinde Kobane’nin merkezine varacaklardı. Ancak 16 Eylül’de Serzuri Okulunda bu saldırılar kırıldı. Bu birinci kırılma 11 fedai eylemcinin yaptığı eylemler ile gerçekleştirildi. 4 tankla o okulun etrafı kapanmıştı ancak Peyman Kobane ve arkadaşlarının eylemi ile onların Kobane’yi işgal etme hayali suya düştü. Daha sonra Şehit Zozan da Doğu Kobane’de Dole tepesinde birimiz fedai eylem yapacağız ki Kobane’ye giremesinler. Orada Şehit Zozan yaşamını yitirdi” dedi.    ‘Yoldaşlık ruhu ile zaferi gerçekleştirdiler’   Savaş devam ederken Kobane direnişinde sembolleşen Ebu Leyla ile yaptığı röportaja dair aktarımlarda bulunan Dijle Ehmed, “Bizler orada YPG ve YPJ’nin seferberlik çağrısının ardından Kobane’ye yönünü veren her gerillanın, her gencin, yaşlının, kadının sınırları yırtıp burada nasıl bir darbe vurduklarını gördük, ‘Kobane sizin mezarınız olacak’ dediler. Savaşın ilk günlerinde Şehid  Komutan Ebu Leyla ile bir röportaj yapmıştım, o röportajda, ‘Kobane’yi DAİŞ’e mezar edeceğiz’ demişti ve sözlerini gerçekten de yerine getirdiler. Yoldaşlık ruhu ile bu zaferi gerçekleştirdiler, DAİŞ’in ikinci kırılması Mürşitpınar kapısında gerçekleştirildi. 29 Eylül’de Türkiye’nin kendilerine Mürşitpınar kapısını açtığı DAİŞ, buradan kent merkezine girmek istedi ancak burada da yapılan fedai eylemler ile bu amaç boşa çıkarıldı. Bayram namazını Kobane’de yaparız dediler ancak Arin Mirkan’ın Miştenur tepesinde yaptığı fedai eylem ile bu da boşa çıkarıldı” diye belirtti.    ‘Her evde bir şehidin anısı var’   Kobane Devrimi için yapılan eylemlerinin bir benzerinin Şexmeqsut ve Eşrefiye’de 6 Ocak 2026 tarihinde başlatılan saldırılara karşı gösterildiğini anlatan Dijle Ehmed, “Fedai eylemler bugüne kadar devam etti, Şexmeqsut’ta Ziyad Heleb şahsında bu fedai ruh bir kez daha açığa çıktı, yine Efrin’de Şehit Edest şahsında ortaya çıktı. Gire Spi, Serekaniye’de bu eylemler devam etti. Kobane’deki ruhla savaşçılar direniyor. Günlerce soğukla, açlıkla mücadele ettiler. Bazen düşmanla dip dibe kalıyorlardı, bir kez şahit olduk, bir evde savaşçılar diğerinde DAİŞ çeteleri aralarında bir duvar olacak şekilde kalıyorlardı. Mesafe bu kadar yakındı, büyük bir fedailikle mücadele ettiler. Her bir evde bir şehidin adı geçiyor, her evde bir efsane, bir şehidin anısı var. Kobane halkı bundan dolayı mücadeleyi sürdürüyor” dedi.    ‘Arapçayı dayatarak dilimizi kaldırmak istiyorlar’   Daha önce askeri yollarla yapılan işgal ve inkar politikalarının bugün özel yöntemlerle sürdürüldüğünü ancak Kürt halkının mücadelesinin bu yöntemlere karşı da mücade ettiğini vurgulayan Dijle Ehmed şu sözlere yer verdi: “O zamanlar askeri yollarla Kobane’nin kazanımları ele geçirilmek istendi şimdi farklı bir yöntem deniyorlar. Örneğin Kobane’nin ismini Eynel-Arab  diye değiştirmek istiyorlar, dilimizi kaldırarak Arapça’yı dayatmak istiyorlar. Unutmamak gerekir, YPJ Kobane sürecinde çok mücadele etti, birçok fedai eylem gerçekleştirdiler. DAİŞ YPJ’nin sesini duyduğunda korkuyordu. Düşmanın korkusu devam ediyor. YPJ’ye dair korkuları devam ediyor, hala YPJ’nin askeri olarak kabul edilmiş değil. Suriye Hükümeti YPJ gibi bir orduyu aralarında alarak büyük bir şansı yakalamış olacak. Ancak hala bunların hiçbiri yapılmış değil. Bu anlamda mücadele devam ediyor, son süreçlerde birçok toplantı da devam ediyor. Kadının mücadelesi devam ediyor.”