Bir mahallenin yaşamından kadın emeğinin izi 2026-09-20 09:02:19   Nazlıcan Nujin Yıldız   WAN - Şax’a bağlı Kaçît Mahallesi’nin her bir evinde ayrı bir hazırlık yapılıyor. Kadınlar, kış hazırlıklarını yaparken mahalledeki yaşantılarını ve sorunlarını paylaşıyor.   Kadın emeği; yaşamla, toplumla ve doğayla kurduğu ilişki dolayısıyla toplumun hem maddi hem de manevi temelini oluşturuyor. Yaşamın tüm alanlarında büyük bir özenle kurulan bu temel, erkek egemen sistem tarafından görmezden gelinip karşılıksız bırakılsa da kadınlar verdikleri emekle toplumun ekonomik, kültürel ve politik yaşantısına da yön veriyor. Mekân fark etmeksizin verilen bu emek ve kurulan bu yaşamda kadınlar her ne kadar “üretici” değil, bakım ve geçim üzerinden ikinci planda tutulsa da görmezden gelinen bu emeği yaşamdan ve toplumdan geri çekmiyor.   Kadınların her mevsim ayrı bir hazırlığı oluyor. Bu da kadınların doğa, toplum ve yaşamın kendisiyle kurduğu ilişkinin en somut hali. Yapılan hazırlıklar yalnızca “yiyecek ekmeğimiz, yakacak odunumuz, giyecek kıyafetimiz olsun” kaygısıyla yapılmıyor. Kadın emeğinin güncel görünümü hem üretim ilişkilerinin cinsiyetlendirilmiş yapısını hem de toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden üretildiğini gösteriyor ancak kadınlar, toplumsal cinsiyet rollerine ve üretim ilişkilerinin cinsiyetlendirilmesine verdikleri emekle cevap veriyor.     Heybetli dağların ortasında bir mahalle…   Kış mevsimi yaklaşırken kadınların verdiği emeği ve yaptıkları hazırlıkları yerinde görmek için Wan’ın Şax (Çatak) ilçesine bağlı Kaçît Mahallesi’ne gidiyoruz. Merkezden oldukça uzak olan bu mahalle, yüzyıldır ayakta duran taş evleri, köprüleri ve tarihi dokusuyla biliniyor. Mahalle halkı hâlâ Ermeniler tarafından yapılmış olan taş evlerde yaşıyor. Coğrafyası oldukça engebeli olan bu mahalle, heybetli dağların ortasında yer alıyor. Mahalle halkı burada hayvancılık, yaylacılık ve tarımla geçimini sağlıyor. Son yıllarda çokça göç veren mahallede yurttaşlar, çoğunlukla yaz aylarında mahalleye geliyor, kış aylarında ise Wan, Mersin ve Adana’ya gidiyor. Mahallede yaşayan kadınların çoğu, yaz aylarında da kış aylarında da mahallelerinde kalmayı tercih ediyor. Mahallenin göç vermesine ve tüm zorluklarına karşı mahallelerinde kalmakta ısrarcı olan kadınlar, “Toraklarımızı bırakıp gitmek istemiyoruz” diyor.   Kış hazırlıklarının kokuları   Mahalleye vardığımızda burnumuza tandırda pişirilen ekmeklerin, kaynatılan fasulyelerin kokusu geliyor. Mahalledeki kadınların kış hazırlıklarına başladığı, burnumuza gelen kokulardan da anlaşılıyor. Her evde bir hazırlık var. İlk olarak taze ekmek kokusunun bizi çektiği bir tandıra ilerliyoruz. Koca bir leğen ekmek yapılmış, diğer leğeni doldurmak için tandıra ekmek vuruluyor. Ekmeği pişiren Hamdiye Tağman ile kış hazırlıkları ve mahalle yaşantısına dair sohbet ediyoruz. Bize yeni pişirdiği taze ve sıcak ekmeği ikram ettikten sonra uğurluyor.   İkinci durağımız ise ekmek yapmaya hazırlanan Sıdıka Semo’nun evi. Bizimle hamurunu yoğururken sohbet ediyor. Yaz, kış hangi hazırlıkları yaptıklarını ve mahalle yaşantısının zorluklarını anlatıyor. Bu zorlukları anlatırken hamur yoğurduğu için nefes nefese kalıyor ancak anlatmaya devam ediyor. Mahalle yaşantısını çok sevdiğini söyleyen Sıdıka Semo, bizim zorluk diye bahsettiğimiz hiçbir şeye “zor” demiyor.     Ateş yakılmış, kış hazırlığı başlamış   Mahalleyi gezmeye devam ediyoruz. Tesadüfen geçtiğimiz bir yerde, yakılan ateşin üzerinde duran tencere dikkatimizi çekiyor. Hemen arkamızdan bir kadın geliyor ve bizi selamlıyor. Kış hazırlıklarının bir parçası olduğunu anlıyoruz. Bu sefer de Hüsna Tağman ile konuşuyoruz. Kış için fasulye kaynattığını, konserve yaptığını söylüyor. Onunla da kış hazırlıklarına dair konuştuktan sonra mahallede dolaşmaya devam ediyoruz.   Mahallenin yukarı tarafına çıkarken evin önünde çay içen ve sohbet eden kadınlarla karşılaşıyoruz. Kadınlar o an herhangi bir hazırlık içerisinde değil ancak o gün yapacaklarını bitirmiş, dinleniyorlar. Zêrê Karataş, yün yıkamış ve kurutmaya bırakmış. Onunla da kışı nasıl karşıladığına dair konuşup ilerliyoruz.   Tütün yaprağı, iğne, iplik   Tütüncülüğün de yapıldığı mahallede tütün yapraklarını kurutan kadınlarla görüşmeye gidiyoruz. Kadınlar, tütün yapraklarını iğne ucundan geçirerek ipliklere yerleştiriyor. Hüsniye Karataş ve Şirin Tağman ile geçim kaynakları olan tütüncülük hakkında konuşuyoruz. Bir yandan işlerini yapıyor, bir yandan da sorularımıza yanıt veriyorlar. Bu işi yapmayı sevdiklerini söyleyen kadınlar, tütüncülük dışında mahallede uğraştıkları diğer işlerden de söz ediyorlar.   Biraz daha ilerledikten sonra mahallenin en eski sakinlerinden Xemê Karataş ile karşılaşıyoruz. O sıra evin önünde bir kuzuyu besliyor. Sıcak bir karşılamanın ardından sandalyesine oturup bizi karşısına alıyor. Hem eski günlerinden hem de bugününden söz etmeye başlıyor. Araya mahallede yaşadıkları su, yol gibi sorunları da sıkıştırıyor. O da diğer birçok kadın gibi mahallesini bırakıp bir yere gidemeyeceğini söylüyor. Kış hazırlıklarını sorduğumuzda da “Ben artık yaşlandım, bir iş yapamıyorum ama eskiden birçok hazırlık yapardık” diyor. Sohbeti için teşekkür ederek yanından ayrılıyoruz.     Kadınlar yayladan iniyor, akşam olmak üzere   Mahallenin genel görüntüsünü ve eşsiz doğasını videoya çekmek üzere su deposunun yer aldığı yüksek tepeye gidiyoruz. Tam o esnada yayladan gelen kadınlarla karşılaşıyoruz. Çok uzaktan gördüğümüz kadınlar, at üzerinde mahalleye doğru yol alıyor. Bizi gördüklerinde hemen el sallamaya başlıyorlar. Yanımıza geldiklerinde de ne için geldiğimizi soruyorlar ve ayaküstü sohbet ediyoruz. Ardından kadınlar evlerine ilerlemeye devam ediyor.   Çekim yaptıktan sonra mahalleden ayrılmak üzere aşağı iniyoruz. Bir süre önce yayladan atla gelip yanımızdan geçen kadınlardan biriyle karşılaşıyoruz. Sultan Öktem’e de mikrofon uzatıyoruz ve onunla da mahallede yaptıkları kış hazırlıkları ve yaşantısı hakkında kısa bir sohbet ediyoruz.   Mahalleden ayrılırken karşılaştığımız ve sohbet ettiğimiz kadınların tümüyle yeniden karşılaşıp vedalaşıyoruz. Geldiğimiz andan beri bize eşlik eden çocuklarla da vedalaştıktan sonra mahalleden ayrılıyoruz. Hafızamızda ve kameramızda biriktirdiklerimizle birlikte ilerlerken bir kez daha kadın emeğinin yaşamın temelini nasıl oluşturduğunu anlıyoruz. Mevsimler değişirken her mevsime ayrı bir hazırlık yapan, günlük koşturmaca içerisinde yarını da düşünerek hareket eden kadınların; birbirleriyle, doğayla ve toplumla kurduğu ilişkiyi geldiğimiz mahallede yeniden gözlemlemiş oluyoruz.