Semsûrlu esnaflar: Ekonomik kriz psikolojimizi etkiliyor 2026-11-01 09:02:35   SEMSÛR - Ekonomik krizin yaşamın her alanında kendilerini etkilediğini söyleyen Semsûrlu esnaflar, “Ekonomik krizin en baskın yanı sürekli çalışma zorunluluğu hissettirmesi. Ülkenin durumunun düzelmesi gerekirken, daha da gerilemesi bizim psikolojimiz üzerinde etkili oluyor” dedi.   Ekonomik kriz, kadınların yaşamında geçim sıkıntısının yanı sıra çalışma yükünü ve gündelik yaşam sorumluluklarını da artırıyor. Depremin ardından ev ve iş yerlerini kaybeden kadınlar, bir yandan artan kira ve temel ihtiyaç giderleriyle baş etmeye çalışırken diğer yandan ev içi bakım emeği ve çalışma yaşamının yükünü taşımaya devam ediyor. Semsûr’da (Adıyaman) esnaflık yapan restoran işletmecisi Zeycan Taşkın ve kuaför Gülhan Bağırcı da geçimlerini sağlayabilmek için uzun saatler çalışmak zorunda kalıyor.   Sabah 6 buçuktan akşam 8 buçuğa süren bir mesai   Zeycan Taşkın ilk olarak günlük çalışma rutinine nasıl başladığını anlatarak, “Sabah saat 6 buçukta gelip dükkanı açıyorum, yemekleri hazırlıyorum. Her şey emek istiyor, emek olmadan bir şey olmuyor. Temizliği sürekli yapıyoruz, emeğimiz temiz olsun istiyoruz. Yoruluyoruz, sabah 6 buçuktan akşam 8 buçuğa kadar buradayız. Her işi kendimiz görüyoruz, bulaşıklarımızı da kendimiz yıkıyoruz. Burayı ben açıp kapatıyorum, eşim de 17.00’den sonra bize yardım ediyor. İnsanlara hizmet etmek hoşuma gidiyor, çalışıp kendi ayaklarımız üzerinde durmak kişiye daha çok özgüven kazandırıyor. Bunu bütün kadınlara tavsiye ediyorum, kimseye ihtiyaç duymasınlar” dedi.   ‘4 kira ödüyoruz, zorlanıyoruz’   Ekonomik krizden yoğun bir şekilde etkilendiklerinin altını çizen Zeycan Taşkın, her kadının ekonomik özgürlüğü sağlaması gerektiğini belirtti. Zeycan Taşkın, “Ekonomik olarak zorlanıyoruz. Onunla adeta savaşıyoruz, bizi çok etkiliyor. 1 kilo et bin lira olmuş. Depremde evimiz, iş yerimiz gitti şu an 4 kira ödüyoruz ve zorlanıyoruz. Çocuklarımıza da destek çıkmaya çalışıyoruz, eğer çalışmazsak kesinlikle geçinemeyiz. Evimizi, iş yerimizi yeniden yaptık eğer çalışmasaydık bunları yapamazdık. Çocuklarım üniversite bitirdiler, iyi bölümlerden mezun oldular ama hala iş bulamadılar. Dolayısıyla onların kiralarına da yardım ediyoruz. Mecburen çalışmamız lazım, her kadın çalışıp ayağı üzerinde dursun” ifadelerine yer verdi.   ‘Günüm 6 buçukta başlıyor’   Aynı mahallede kuaför olan Gülhan Bağırcı da gününün nasıl başladığını anlattı. Gülhan Bağırcı, “Günüm 6 buçukta başlıyor. Çocuğumu okul için hazırlayıp götürüyorum, sonra buraya geliyorum. 8 buçukta iş yerinde oluyorum. Bazen yemek yemeye fırsat olmuyor, yoğun geçiyor ve kendimize zaman ayıramıyoruz. Ataerkil bir toplumdayız. Eşimin mevcut düzene oranla desteği var ancak yine de eksik kalıyor. Hem ekonomik olarak bir şeyler yapmaya çalışıyorum, hem anne olarak hem de olursa sosyal yaşamım için bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Bunlar bir arada ağır oluyor, bunu başarabilmek için kendini arka plana atıyorsun. Kadın olarak kendin dışında günlük yaşamını başkalarına göre, ‘benim işim’ diyerek ayarlıyorsun. Bu düşüncede olma nedenimiz çocukluğumuzdaki yaşam biçimimiz. Çocukluktan gelen baba ve anne için bazı sorumlulukları yerine getirmesinden kaynaklanıyor.  Zorunluluk olunca da bazı şeyleri kaldıramıyoruz, kaldıramadığımızda toplum içinde birine refleks olarak tepki gösterdiğimizde, ‘sen değiştin’ diyorlar” diyerek toplumsal baskıya değindi.   ‘Çocuklarımızla anılar biriktirmeyi erteliyoruz’   Ekonomik krizin zihinlerinde derin bir psikolojik baskıya dönüştüğünün altını çizen Gülhan Bağırcı, bu sebepten yaşamın diğer alanlarından geri kaldıklarını söyledi. Gülhan Bağırcı, “Ekonomik krizin en baskın yanı sürekli çalışma zorunluluğu hissettirmesi. Şu an yapabileceğim halde yapamadığım şeyler var, bir tatile çıkmış ya da gezmiş değilim. Eğitimi tamamlamadım ve dışarıdan liseyi bitirmeye çalışıyorum. Hep sıfırdan eksilere düşe düşe yeniden başlıyorum. Ülkenin şu anki durumu üzerimizde çok etkili. Mesele mal mülk edinmek değil, sürekli ekonomiyi düşünmekten kaygı duyuyoruz. Günlük yaşam içerisinde yetersiz beslenme, sosyal anlamda bir şeyler yapamama kötü etkiliyor. Yapmak istediğimiz şeyleri sürekli erteliyoruz. Çocuklarımızla anılar biriktirmeyi erteliyoruz. Ülkenin durumunun düzelmesi gerekirken daha da gerilemesi bizim psikolojimiz üzerinde etkili oluyor. Bu anlamda sağlığımız da bozuluyor, bir birey bu durumda kendini var edemez” sözlerine yer verdi.   ‘Kadınların birbirine desteği yetersiz’   Ekonomik krizin kadınlar üzerinde görülen etkilerine vurgu yapan Gülhan Bağırcı, şunları söyledi: “Bu sürecin böyle olmasının en büyük etkeni bizleriz. Herkes kendi payına düşeni yaparsa, kadınlar olarak birbirimize yeteri kadar desteğimiz olursa, daha iyi yerlerde olacağız. Çünkü birinin başarısını ileriye götürebilmek için en büyük etken destek vermektir. Bunu çok az görüyorum. Değerli kadınların içerisindeyim, kadınların birbirine yetersiz desteğini görüyorum. Kadınlar bu anlamda birbirine destek vermeli. Bunu sadece kadın olarak da ele almamalıyız, yaşamımızın her alanına değer göstermeliyiz, doğaya, çocuğa, kadına herkese. İnanıyorum daha iyi ve güzel olacak.”