Sistemi sorgulamak mı kolay, çocuğu suçlamak mı? 2026-09-06 09:07:27   Nazlıcan Nujin Yıldız    HABER MERKEZİ – Medyanın haber üretim süreçlerinde çocukları hedef alan ve sistemsel sorunları görmezden gelen dili, çocuğun değil, iktidarın ve sistemin “üstün yararını” gözetmesinden kaynaklanıyor.       Ana akım medyada çocuklara ilişkin olayların haberleştirilme biçimi, gazetecilik etiği açısından ve çocuk hakları açısından çok ciddi sorunlar barındırıyor. Çocukların korunmadığı, çocuk haklarının iktidar tarafından verilen birçok kararda ihlal edildiği bir sistem içerisinde medya da çocuk odaksız habercilik anlayışıyla çocukları, “çocuk” olmaktan çıkarıyor.   Bahsedilen bu sorunlar yalnızca yapılan haberlerin içeriğinde çocuğun adının, görüntüsünün veya kimliğini açığa çıkaracak unsurların kullanılmasından ibaret değil. Bu durum en çok da hakkında adli işlem yapılan çocuklar hakkında yapılan haberlerde karşımıza çıkıyor. Bu tür haberlerde ana akım ve muhalif medyanın dili, çocuğu korumak yerine onu teşhir eden, hedef gösteren ve yetişkin bir fail gibi konumlandıran bir işlev görüyor. Kullanılan dil, çocuğun çocuk olarak görülmekten çıkarılmasına hizmet ediyor.   Adli işleme dahil edilen çocuklara dair,  haber başlıklarında ve metinlerinde çoğu zaman “cani”, “suçlu”, “saldırgan”, “katil”, “çete üyesi” gibi kategorilerle tarif ediliyor. Daha ötesinde çocukların görüntüleri, kimlikleri ve çocuklara ait birçok bilgi haber içerisinde veriliyor. Özellikle yapılan haberlerde henüz adli süreç tamamlanmamışken kullanılan kesin ve damgalayıcı ifadeler, çocuğun korunma hakkını zedeliyor. Ancak bu durum yetişkin ve “erkek” olan faillerde bile bu denli hedef gösterici olmayabiliyor. Bu da erkek egemen, kadın, çocuk ve doğa düşmanı medyanın, hak odaklı habercilikten ne denli uzak olduğunu gözler önüne seriyor.   Haberlerde sorgulanan ve sorgulanmayan     Medya bu konuyu, iktidarın eksikliğini ve ihmalini görmezden gelerek, yapısal ve sistemsel sorunların bütünüyle reddedildiği ve sorumluluğun yalnızca çocuğa yüklendiği şekliyle ele alıyor. Bu haberlerde çocuk olduğu göz ardı edilen çocuklar, yalnızca hukuken değil, toplumsal olarak da cezalandırıyor. Haberlerde bir çocuğun dahil olduğu adli olayda, olay esnasında neden orada olduğu, hangi koşullar içerisinde büyüdüğü, hangi sosyal, ekonomik ve kurumsal mekanizmaların devrede olduğu; çevrenin, ailenin ve iktidarın sorumluluğu değil, çocuğun ne yaptığına odaklanılıyor. Dolayısıyla hedef gösterici haber dili, çocuğu tek başına olayın merkezine yerleştirerek toplumsal ve kurumsal sorumlulukları görünmez hale getiriyor. Medyanın görünmez kıldığı ve sorgulamadığı sorumluluklar sonucu tek “suçlu” ilan edilen çocuk, toplumun öfkesinin hedefi oluyor ve sistemsel sorunlar tartışma dışı bırakılıyor.   Medyanın çocuk odaklı habercilikten haberi yok mu?   Medyanın özellikle iktidarın sorumluluğunu görmezden gelmesinin nedenlerinden biri de yoksulluğun, eğitimde yaşanan sorunların, aile içi şiddetin, koşulların, ihmalin ve sosyal mekanizmaların yetersizliğini gizleme çabası diyebiliriz. Ancak medyanın bu çabası, yalnızca bununla sınırlı değil. Haberlerde çocuk odaklı haberciliğin tercih edilmemesi, bu dili kullanan gazetecilerin çocuk odaklı haberden ya da çocuk haklarından haberi olmadığı anlamına gelmiyor. Peki, çocuk odaklı habercilikten ve çocuk haklardan “haberi olan” medya, bu dili neden tercih ediyor?   Medyanın bu dili tercih etmesi, gazetecilerin konuya dair bilgilerinin olmamasından değil, haber üretim sisteminin kendisinin çocuk odaklı düşünmeye elverişli olmamasından kaynaklanıyor. Tıpkı kadın odaklı, doğa odaklı ve hak odaklı düşünmeye elverişli olmaması gibi.   Medyanın ‘bilmezden’ ve ‘görmezden’ gelme hali   Haberlerde olayın bağlamını araştırmak yerine en çarpıcı bilgiyi öne çıkarmayı teşvik etmek, çocuğun görüntüsünün ve çocuğa ait bilgilerin manşet malzemesi haline gelmesi, medya kuruluşlarının içerisinde bulunduğu ekonomik ve yapısal modelle oldukça bağlantılı. Çocuk odaklı habercilik anlayışının gerektirdiği, araştırmalar ve sistemsel boyutun irdelenmesi, bir yanıyla medyanın bu tercihini de açıklıyor. Sonuç olarak, medya için sistemi sorgulamak riskli ve maliyetli, çocuğu suçlayan haber yapmak ise daha kolay hale geliyor. Öte yandan bir çocuğun, “suç” kavramı ile yan yana gelmesi, medya için daha fazla etkileşim anlamına geliyor. Bu nedenle haber üretim sürecinde oldukça sansasyonel bir dil kullanılıyor. Bu dilin tercih edilmesinin nedeni, içerisinde hem medyanın “ekonomik” kaygılarını hem de iktidarın sorumluğunu saklama çabasını barındırıyor. Bu durum, çocuk odaklı habercilikten ve çocuk haklarından gayet haberi olan medyanın, riyakâr halini de açığa çıkarıyor.