Çadırda yaşam, tarlada bitmeyen mesai
- 09:02 8 Ağustos 2026
- Emek/Ekonomi
Evin Çiftçi
ADANA - Çadırlarda yaşayan ve mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan kadınlar, uzun mesailer, yoksulluk ve güvencesizlik arasında verdikleri emeğin karşılığını alamadıklarını söyledi.
Ekonomik krizin derinleştirdiği yoksulluk ve güvencesiz çalışma koşulları, tarımsal üretimin görünmeyen yükünü omuzlayan kadınların yaşamını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Yazın kavurucu sıcak altında, kışın ise soğuk ve yağışlı havada tarlalarda çalışmak zorunda kalan kadınlar, ağır emek koşullarının yanı sıra düşük ücret, güvencesizlik ve yoksullukla mücadele ediyor. Adana'da bazı kadınlar yılın dört mevsimini çadırlarda geçirirken, bazıları ise hasat dönemlerinde mevsimlik tarım işçisi olarak kentteki tarlalarda çalışıyor. Tarlada üretimin, evde ise bakım ve ev içi emeğin yükünü omuzlayan kadınlar, verdikleri emeğin karşılığını alamazken yaşamlarını derinleşen yoksulluk kıskacında sürdürmeye çalışıyor.
Adana'nın Karataş ilçesindeki tarım arazilerinde yılın dört mevsimini çadırlarda yaşayarak çalışan kadınlar ağır çalışma ve yaşam koşullarını anlattı.
‘Gözlerimi çadırlarda açtım’
Çadırlarda ciddi sorunlar yaşadığını anlatan Berivan Gündüz, “Gözlerimi bu çadırlarda açtım, hiç normal bir evde yaşamadım. Sabah saat 04.00 gibi işe gidiyor, akşama doğru dönüyoruz. Hem tarlada hem çadırda çalışıyoruz. Zor ama başka çaremiz de yok. Çalışmaya mecburuz. Kışımız da yazımız da bu çadırlarda geçiyor. Bu yaşamı sevmiyorum. Çok zor ama dediğim gibi başka bir çare de yok. Domates, biber, patlıcan, kavun tarlalarında çalışıyoruz. Bu sabah erken kalktım, çocukların çamaşırlarını yıkadım, birlikte kahvaltı yaptıktan sonra işe gittik. Şimdi de yemek yapacağım. Burada sürekli çalışmak zorundayız. Sularımız sürekli kesiliyor. Ciddi sorunlar yaşıyoruz. Elektriklerimiz sık sık kesiliyor. Çoğu zaman elbiselerimiz makinede iki gün kalıyor. Burada sıkıntılarımız bitmiyor. Her şey de çok pahalı. Aldığımız yevmiyeler geçinmemize yetmiyor. Çocuklarımız bir şey isteyince çoğu zaman almaya paramız yetmiyor. Çocuklarımız da bizim gibi her gün tarlada çalışıyor” dedi.
‘Yevmiyeler hiçbir şeyi karşılamıyor’
Aldıkları yevmiyelerin hiçbir ihtiyacı karşılamadığını söyleyen Zübeyde Gündüz, “Burada çadırda tarla işi, ev işi derken bitmeyen işlerle yaşamaya çalışıyoruz. Burada yaşam kolay değil. Çocuklarım perişan oluyor. Beş yıldır buradayım. Sabah saat 04.00'te uyanıyor, ikindiye kadar tarlada çalışıyoruz. Çadırlar kışın ayrı, yazın ayrı rezillik. Yazın çadırların içine başımızı sokamıyoruz. Çocuklarımı okutmak zorundayım. Ben ve eşim çocuklarımızı okutabilmek için tarlaya gidiyoruz. Hayatımızı bir şekilde sürdürmeye mecburuz. Buraya kimseye minnet etmeden çocuklarımızı okutabilmek için geldik. Ancak aldığımız yevmiyeler hiçbir şeyimizi karşılamıyor. Günde bin lira alıyoruz. Ne suyumuz düzgün ne de elektriğimiz var” diye konuştu.
‘Tatilde tarlaya geliyorum’
“Okumak için çabalıyoruz ancak okusak da bir yere varamıyoruz” diyen Nazlı Altun da yaklaşık bir buçuk aydır burada çalıştığını söyledi. Nazlı Altun, “Biber topluyor, aralarındaki otları temizliyoruz. Sabah 05.00'te uyanıyor, 06.00'da işe başlıyoruz. Sıcak havada çalışmak çok zorluyor. Çalışma saatlerimiz de uzun. Ben öğrenci olduğum için çok fazla yorum yapamıyorum ama yevmiyeler normal bir aile için hiç yeterli değil. Ekonomik kriz nedeniyle kışın okulda, yazın ise tarlalarda çalışıyorum. Okumak için çabalıyoruz ancak okusak da bir yere varamıyoruz” şeklinde konuştu.
'40 yıldır tarlada çalışıyorum'
Sıcak havanın çalışmayı zorlaştırdığını belirten Zeliha Ağdağ ise, “40 yıldır tarlalarda çalışıyorum. Burada biber topluyoruz. Ne iş olursa yapmaya çalışıyorum. Bazen sabah 03.00'te, bazen de 04.00'te kalkıyoruz. Namazımı kıldıktan sonra tarlaya geliyoruz. Arkadaşlar olduğu için tarla bana güzel geliyor. Bu kadar yıldır tarlalarda olduğum için artık bana zor gelmiyor. Türkiye'nin neredeyse bütün kentlerine mevsimlik işçi olarak gittim. Sıcak zorluyor ancak ne yapalım” dedi.







