Pervin Buldan: Yeni yer statü meselesi ile tanımlanamaz

  • 13:13 1 Kasım 2026
  • Güncel
ANKARA – Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor Konferansında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yeni yerine geçmesine dair soruyu cevapyan İmralı heyeti Üyesi Pervin Buldan, “Yeni yer cezaevinin içinde bir parça, statü meselesi o yere geçmesiyle tanımlanamaz’ dedi. 
 
Kadınların ortak mücadeleyi büyütmek ve kalıcı barışın inşasına katkı sunmak amacıyla “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” şiarıyla düzenlediği konferans, TMMOB Ankara İnşaat Mühendisleri Odası’nda ikinci gününde devam ediyor. Konferansın ilk oturumunda barışın siyasal sorumluluğu, demokratik çözümün olanakları, Meclis’in rolü ve siyasi partilerin sürece yaklaşımı ele alınırken DEM Parti İmralı heyetinden Pervin Buldan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı’da yeni yere geçmesi ve statüsüne dair sorulan soruya yanıt verdi.
 
‘Statü meselesi o yere geçmesiyle tanımlanamaz’
 
Pervin Buldan, Mithat Sancar'ın açıklamalarına atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Öcalan'ın yeni yerine geçtiğini açıkladı. Aslında şunu herkesin bilmesi gerekiyor; bu yer cezaevinin bir parçası. Cezaevinin dışında bir yer değil. Cezaevinin içinden oraya geçiliyor. Sadece birazcık çalışma koşullarını düzenleyen bir mekan olarak tarif etmek sanırım daha mantıklı. Ama şunu belirteyim; statü meselesi sadece Sayın Öcalan'ın o yere geçmiş olmasıyla tanımlanacak bir mesele değil" dedi. 
 
‘Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü’ tanımı bekleniyor’
 
Abdullah Öcalan’ın beklenen rolüne ve henüz atılmayan adımlara dikkat çeken Pervin Buldan, ” Bugün sadece Sayın Öcalan yeni yerine geçti mi, geçmedi mi, ne, bu yer neresi gibi sorular, burası bir villam mı ya da başka bir şey mi gibi sorular gerçekten insanların kafasını karıştıran, farklı algılar yaratan ve Sayın Öcalan'ın da buradaki konumunu ve itibarını zedeleyen şeyler üzerinden tanımlamalar yapılıyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü Sayın Öcalan yıllardır, tek kişilik bir hücrede yine barış için hep mücadele etti, çalıştı, öneri sundu, katkı sundu. Ama bugün sadece bir mekanın değişmiş olması Sayın Öcalan'a bir statü getirmiyor. Dolayısıyla ben bu konuda herkesin o kafasındaki soru işaretlerini gidermek adına bu yeni yer, sadece cezaevinin bir parçası. Biz de gittiğimiz zaman o yeni yerde toplantılarımızı yapıyoruz. Uzun süredir aslında Sayın Öcalan oraya gelip bizimle toplantı yapıp tekrar yine geri eski yerine gidiyordu. Dolayısıyla bu mekan da şimdi kalıcı bir hale geldiğini, dün akşam Mithat Sancar açıkladı. Artık orada kalacak. Fakat dediğim gibi bu onun statüsü kalıcı bir hale getirmiş değil. Farklı farklı adımlara ihtiyaç var. Çünkü Sayın Öcalan toplumun tüm kesimleriyle başından gelip görüşmek istediğini söyledi” diye belirtti.
 
‘Umut hakkı ve Meclis tartışmaları konuşulmuyor’
 
Sürecin diğer önemli başlıklarına da değinen Pervin Buldan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin önceki çıkışlarının bugün gündemde yer bulmadığını vurgulayarak, "Sayın Bahçeli bu süreci başlatırken umut hakkından bahsetti biliyorsunuz. Şu an umut hakkı konuşulmuyor. Yine Sayın Bahçeli bu süreci başlatırken Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun, DEM Parti kürsüsünde konuşsun dedi. Bu da hiç konuşulmuyor” ifadelerine yer verdi. 
 
‘Kürtler Anayasa içinde kendilerini görmek isteyecekler’
 
Abdullah Öcalan’ın barış ve siyasallaşma koordinatörü olarak çalışmayı beklediğini henüz bu tanımın gerçekleşmediğini dile getiren Pervin Buldan, Abdullah Öcalan’ın toplumun tüm kesimleriyle görüşmek istediğini ifade etti. Pervin Buldan, “Örneğin kadın kurumlarıyla görüşmek istediğini söyledi. Gazetecilerle, akademisyenlerle, toplumun farklı kesimleriyle görüşmek istediğini söyledi. İki yıldır bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Sadece siyasi bir heyet gidiyor. Biz gidiyoruz, bu kadar. Bu da elbette ki sürecin ilerleyebilmesi açısından yeterli değil. Bunun için de, hızlı bir şekilde adımların atılması gerektiğini ifade etmek isterim. Bir bu. İkincisi, Kürtlerin, Anayasada işte sadece silahların bırakılması konusunun ya da Kürtler silah bıraktı ama Anayasada nasıl tanımlanacak sorusuna, şöyle bir cevap verebilirim; yeni anayasa, sürecinde ya da yazım sürecinde Kürtler elbette ki kendilerini o Anayasanın içerisinde görmek isteyecekler. Kendi kimliğini, kendi kültürünü kendi haklarını, hukuklarını, çünkü eğer yeni bir anayasa yazılacaksa bunun içerisinde her kesimin kendisini görebileceği bir anayasa olmalı diye ifade ediyoruz. Burada Kürtler de elbette ki başta kendi dilleri olmak üzere, kimlikleri olmak üzere, kültürleri olmak üzere bütün bu konularda kendilerini yeni anayasanın içerisinde görmek isteyecekler. Şu an belki bunu tartışmak için erken ama süreç ilerledikçe bu tartışmalar elbette ki, yine kadınlarla, sizlerle, toplumun her kesimiyle birlikte tartışılarak, yeni anayasada nasıl yer alacağımızı konuşacağız elbette ki ama zamanı gelince konuşalım diyorum” diye belirtti.