Ayşegül Doğan: Bütçede kadınlar ve gençler için geleceksizlik vaadi var
- 15:30 27 Ekim 2026
- Siyaset
ANKARA - 2027 yılı bütçe görüşmelerinde konuşan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Bu bütçede kadınlar yok. Bu bütçede gençler yok. Onlar için yine bir geleceksizlik vaadi var” dedi.
Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi görüşmeleri devam ediyor. Bütçenin geneline ilişkin söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, iktidarın bütçe politikalarını, derinleşen yoksulluğu ve halkın ihtiyaçlarına kaynak ayrılmamasını eleştirdi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin bütçeye yansıtılmamasına tepki gösteren Ayşegül Doğan, barış, demokrasi ve adalet için bütçede özel kaynak ayrılması gerektiğini vurguladı.
‘Bütçe bir ülkenin vicdan haritasıdır’
Bütçe görüşmelerinin kritik bir dönemde başladığını belirten Ayşegül Doğan, “Büyük soygunda, büyük vurgunda bu kronik soyulma haline nasıl çare üreteceğimiz de bir yandan merak ediliyor. O yüzden biz yine bugün burada yalnızca bir bütçe cetveline, rakam yığınlarına ya da teknik bir finans programını konuşmuyoruz. Bir bütçeye bakmanın ne demek olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bir ülkenin omurgasını görmek demek bir bütçeye bakmaktır. Bir ülkenin sorumlu olduğu alanlara ilişkin nasıl davrandığını görmek demek yine bir vicdan haritası okumak demek. Çünkü yalnızca bizim değil dünyanın da önemli sorunlarından biri olan ama ülkemizde artık üstü örtülemeyecek hale gelmiş bir yoksullukla da karşı karşıyayız. O yüzden bu bütçe kayıtsız şartsız bir tercihi değil yalnızca. Adaletin ya da adaletsizliğin somut halinin ifadesi de oluyor bizim açımızdan. Bilmem sokak mülakatlarını izleyebiliyor mu Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız? Bizim ekmek, adalet, barış bütçesi ile ilgili kampanyamızda hemen her yerde insanlar nelerden ne kadar yoksun kaldıklarını ifade ediyorlar ve bu bu yılla sınırlı değil. Senelerdir bu kampanyayı yürütüyoruz. Gördüğümüz çıplak bir sefalet hali. Ve yoksul insan yarına ancak sağ salim erişmek dışında başka hiçbir şeyi düşünemeyen insan demektir. O yüzden şöyle denir ya, yoksullar hep daha az eşittir ve yalnızca onlarla sınırlı kalmaz bu. Ne yazık ki sonraki nesillere de bu şekliyle devrolur. Demek istediğim bütçe meselesi aynı zamanda bir insan onuru ve insan hakkı meselesi bizim açımızdan” dedi.
‘Bu bütçede yoksullar, kadınlar ve gençler yok’
Yoksulluğun yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacağını söyleyen Ayşegül Doğan, “Eğer bir kişi insan onuruna yakışır bir yaşam süremiyor ve sahip olduğu tüm hak ve özgürlüklerden bu ülkede yararlanamıyorsa bizim burada konuşacağımız büyüme oranları, devasa rakamlar, bunların nasıl bir anlamı olabilir ki? Yoksulluk yalnızca ekonomik göstergelerle sınırlı bir biçimde çözümlenebilecek bir konu değil. Ama ülkemizde ancak şu hale geliyor. Ya medyatik söylevlerin konusu oluyor, ya politik söylevlerin konusu oluyor, ya da akademik araştırmaların odağındaki araştırmanın konusu oluyor. Oysa yoksulluk bu değil. Yoksulluk ülkemizin çıplak birebir hepimizin sorumlu hissetmemiz gereken en temel sorunlarından biri. Bu bütçede yoksullar yok. Bu bütçede kadınlar yok. Bu bütçede gençler yok. Onlar için yine bir geleceksizlik vaadi var. Bu bütçe bizi şöyle eşitliyor. Biz kadınları, gençleri böyle kapsıyor, bu defa 2026'dan farklı bir biçimde kapsamış diyebilmek isterdim. Ama böyle diyemiyorum ne yazık ki. Bütçenin içine baktığınız vakit o siyasal iktidarın kimden yana olduğu okunur. Bu bütçe o yüzden halktan yana bir bütçe değil. Ne yazık ki sermayeden yana. Ne yazık ki sermayeyi güçlendirmekten yana bir bütçe ” ifadelerini kullandı.
‘Barış için bütçe kalemi neden ayırmıyoruz? ’
Ortadoğu'daki gelişmelerin ve Türkiye'deki barış arayışının halktan yana bir bütçe hazırlanması için önemli bir zemin oluşturduğunu belirten Ayşegül Doğan, “İnsanların yıllardır ekmeğinden, suyundan, toprağından, nefesinden çalındı bu ülkede. Ben söylemiyorum bakınız; Adalet ve Kalkınma Partili yetkili bile diyor ki 50 yılda 2 trilyon dolar heba edildi. Bunlar ülkemizin kalkınmasına harcanabilirdi. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, biz burada niye bir kalem görmüyoruz barış arayışı ile ilgili? Ülkenin demokratikleşme ihtiyacı ile ilgili? Bakınız siz gayet iyi biliyorsunuz. Dünyada çatışma çözümü deneyimini ilk biz yaşamıyoruz. İlk bizim ülkemiz barış arayışında değil. Biz geçen yıl da aynı eleştiriyi yaptık burada. Bugün Kuzey İrlanda'dan Kolombiya'ya kadar baktığınızda Türkiye'nin kolaylaştırıcı olduğu ülkelerde de barış bütçesi diye bir bütçe var. Bu kalemi niye böyle bir zamanda Ortadoğu'da da barışa örnek olmayı hedefleyen bir ülke olarak buraya fazla gördünüz? Bizim hava kadar, su kadar ihtiyacımız olan şey tam da bu üç temel meselemiz için bütçe ayırmaktır. Barış için, demokrasi için, adalet için bizi eşitleyecek nedenleri ortaya çıkarabilmek için" diye kaydetti.
‘Bize barışın bereketini eken bir bütçe lazım’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin bütçeye yansıtılmamasını eleştiren Ayşegül Doğan şunları söyledi: "Kayda geçsin diye yineliyoruz. Bize bu toprakları barışın bereketini eken bir bütçe lazım. Bizim bütçemiz yıllardır bu topraklardan çatışma ile çalınanı, çatışma ile Karadeniz'den Ege'ye, İzmir'den Diyarbakır'a kadar bugün herkesin ortaklaştığı bu açlık, yoksulluk, sefalet halinden kurtaracak bir vizyon lazım. O vizyon burada yok. Devlet politikası olarak ortaya çıkmış olan barış ve demokratik toplum süreci bu bütçeye yansımamış. Kalem kalem bunu eleştirebiliriz. Kalem kalem açabiliriz. Ama şunu görmeden de bu bütçeyi konuşamayız. 2027 bütçesi toplumsal yaşamın hiçbir alanına dokunmuyor ki. Normalde bütçeler didik didik irdelenir. Demokratik ülkelerde bütçelerin yapılma nedeni, bütçe hakkının tarihsel olarak ve kavramsal olarak ilk ortaya çıkış nedeni de budur. Biz halkın bütçesini burada görmüyoruz ve DEM Parti olarak diyoruz ki yine bu halkın bütçesi olana kadar bu konudaki hesap vermezliği, aldırmazlığı, umursamazlığı sorgulamaya ve buna karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü şunu gayet iyi biliyoruz, barış ekmekten, adalet ve demokrasi de yoksulluktan ayrılabilir konular değildir. Bunlar iç içe ele alınmalıdır."







