Kürt Halk Önderi’ne doğum günü mektupları (6)

  • 09:01 7 Nisan 2026
  • Dosya
 
‘Özgürlüğü kadınla birlikte anlamlandıran bir Önderlik’
 
ANKARA - Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutsakların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı, “Özgürlüğü kadınlar birlikte anlamlandıran bir Önderlik” olarak tanımladı. 
 
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, 4 Nisan’da 77 yaşına giren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü kapsamında hazırladıkları söyleşi dizisini ajansımıza gönderdi.
Bu söyleşi dizisinin altıncı bölümünde Zerrin Yılmaz’ın değerlendirmelerine yer veriyoruz.
 
“Çiçeğin gölgesiyle güneşin ışınını yüzünde toplamış bir kadın çizmiştim ona, ancak verilmedi sanırım.”
 
*Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 77’inci yaş gününde fiziki özgürlük koşullarında kutlama ihtimali size ne hissettiriyor? 
 
Masal insanlarıyız. Masallarımızda kahramanlar yolculuklarından başarıyla geri döner ve insanlar özgürleşir. Toplum, kincilerin söylediklerinin aksine, kahramanda özgürlükte gerçeğin geri döndüğünü görüyor; kahraman geri dönüyor ve ben karnaval duygusundayım. Hani herkesin her şeyi yeniden kurmak için coşkuyla koşturduğu, kahramanın geri döndüğü görüntüler canlanıyor gözümde.
 
*Kürt Halk Önderi’ne bir hediye vermek isteseydiniz ne olurdu; maddi, manevi olarak? 
 
Onun yüzünü özgür gülen bir kadın güldürebilir, ona özgür bir kadın iyi hissettirebilir. Böyle bir resim hediye etmek isterdim. Çiçeğin gölgesiyle güneşin ışınını yüzünde toplamış bir kadın çizmiştim ona, ancak verilmedi sanırım.
 
*Kürt Halk Önderi ile ilişkinizi nasıl tanımlıyorsunuz, bir kadın olarak onunla arkadaşlık etmek nasıldır? 
 
Her birimiz belirlediğimiz bir yerden başlarız dünyaya ve o referans noktası biziz; bizim bakışımızda varlık, bilinç oluyor. Bu, bir anlamda kimlik, tarih, felsefe, sosyoloji oluyor. Ben o olanı, belirlediğim yerden bakıyorum. Kadın olmanın anlam yükünü kavradığım ilk anda bu yaşamsal ve sezgiseldi; inandım, güvendim ve sevdim. Benim üzerimde ilham verici bir dikkatle, kadın olmanın değerini, güzelliğini, anlamını değerlendirir. Biz onunla birbirimize bakıyoruz. İçinde bulunduğum kadın özgürlük gerçeği bana bunu söylüyor.
 
“Bu nedenle iyi politika yapıyor, derin çözümlüyor, öngörülüdür. Statik değil, yeni anlamlarla değerlendiriyor.”
 
*Sizce Kürt Halk Önderi nasıl biridir? 
 
Kadınlar için “sizi asla terk etmedim, etmem” mealinde bir ifadesi oldu. En çok bu özelliğiyle, duruşuyla biliyorum; kadınları asla terk etmeyecek biri. Özgürlüğün, bütünlüğün, varlığa ve varlığın özgürlüğünün ilişki haliyle değerlendirmesini görüyorum onda. Kölelik, savunmasızlaşmış insan ve yaşam içinde bu ilişkisellik bağlamı geçerli. Bu nedenle iyi politika yapıyor, derin çözümlüyor, öngörülüdür. Statik değil, yeni anlamlarla değerlendiriyor. Ne soyutlukta kayboluyor ne somutta katılaşıyor. İnsan onunla özgürlüğü öngörebiliyor. Yaşamsal ve toplumsaldır. Tüm farkındalığıyla birlikte tavrı ona önderliksel nitelik veriyor.
 
 “Yaşam nasıl birbirinden beslendiyse, ancak kökü yıldız tozunda aranıyorsa, toplumsal yarılma ve kaybediş de böyledir; birbirinden beslenmek ancak kadının kaybedişine dayanmıştır.”
 
*Sizce Kürt Halk Önderi kadın özgürlüğünü ve tarihsel toplumsal kimliğini anlamlandırırken ilhamı nereden alıyor? 
 
Tek bir ilham kaynağı yoktur. Çocukluk arkadaşlarının elinden alınmasından tutalım, toplumsallığın kadının köleleştirilmesiyle yitirilmesine kadar ilham kaynağını sorunun kendisinden alıyor bence. Yaşamı sosyalist olarak kavramış birinin ilhamını sorunsallaşmış toplumsallıktan ve onun reddedilecek ideolojisinden alacağı kesindir. Özellikle toplumun ve yaşamı oluşturan bütün kimliklere dayatılan köleliğin ve şiddetin yaratılmış sahte gerçekliğinin tecavüz gerçekliğini andırması, tüm bunların kadınla, onun toplumsallığıyla ilgili olduğunu açıklıyor. Ortada dehşete düşüren, aynı zamanda kanıksandırılan bir tecavüz kültürü vardı ve bu, kadının toplumsal kavramı ile örtüşüyordu. Yaşam nasıl birbirinden beslendiyse, ancak kökü yıldız tozunda aranıyorsa, toplumsal yarılma ve kaybediş de böyledir; birbirinden beslenmek ancak kadının kaybedişine dayanmıştır. Özcesi, sorunun kendisi ilham kaynağının kendisini oluşturdu düşüncesindeyim. Başka önemli bir ilham kaynağı ise kadının hakikatinde sezinlenen estetik yaşam ve özgür, demokratik toplumdur. Çok yıpranmış, köreltilmiş bir gerçeklik de olsa kendinden bir şeyler hissettiriyordu kadın; ölmek istemeyen bir toplum, dirençli bir kimlik. Evet, hava kapalı, bulutluydu; ancak bulut yarıklarından ışınlarını gönderiyordu güneş. Anlaşılıyordu: Bulutlar dağılsa güneş ışıyacak, kar eriyecek, yaşam başlayacaktı. Bir diğer ilham kaynağının kadının kavranışıyla ilgili olduğunu düşünüyorum; ilgi çekici bir hakikat vardı.
 
“Sayın Öcalan’ın kullandığı kimi kavramlar, ifadeler bazı çevrelerce eskinin reddi, inkârı, paradigmasal değişim olarak düşünülüyor. Ben dönüşüm-değişim görüyorum. Bu ne bir reddir ne inkârdır, yenilenme olarak anlamlandırılabilir.”
 
*Demokratik Toplum Manifestosu’nu nasıl bir önderlik gerçeğiyle karşılaştırırsınız, yeni sürecin bu tanımla bağını nasıl kavramsallaştırabilirsiniz? 
 
Diyalektiğin yasalarını gördüm. Değişim-dönüşüm, varlığın çelişki hali, çelişkinin yaratıcı gücü, varlığın semiyotik ilişkisi... Tarihsel-toplumsal diyalektik sorunların bu evrensel-toplumsal yasa bilinciyle çözüm arayışı var. Sanırım manifestoda ve çağrılarında Sayın Öcalan’ın kullandığı kimi kavramlar, ifadeler bazı çevrelerce eskinin reddi, inkârı, paradigmasal değişim olarak düşünülüyor. Ben dönüşüm-değişim görüyorum. Bu ne bir reddir ne inkârdır, yenilenme olarak anlamlandırılabilir. Özgürlük, demokrasi hakikati içkin olarak varsa, bütün değişimler yenilenmeyi ifade eder. Bu da mücadelenin sürekliliği demektir. Toplumsal metafiziği de ahlak ve politika ile anlamlandırdığını gördüm. Zaman zaman çelişki olarak görülmesine sebep olan kavramlara yönelik yeni yorumları, özünde varlığın tikel ve tümelliğine anlam biçmesi, kavramları yeni anlamlarıyla kullanması, statik düşünce yerine animist düşünceye sahip olması ile ilgilidir. Örneğin “cumhuriyetçi mi olacaksınız?” sorusu oluşuyor, cumhuriyete katılmaya işaret üzerine. Cumhuriyetin yeniden anlamlandırılıp entegrasyonla yeniden inşa edilmesini gözden kaçırarak sınırlandırmak doğru olmaz. O, “Öcalan yöntemi” olarak tarihe geçecek bu politikası kadar, “Öcalan yorumlaması” ya da “Öcalan’ın diyalektiği” olarak da incelemek için kollar sıvanacaktır. Şimdide “Öcalan katmanlı düşünüyor, bu yüzden söylediklerini çok yönlü düşünmek lazım” diyenlerin sayısı artıyor. Bu önderliksel gerçeklik kavranmadan, siyasal sürece yönelik sağlıklı tespit ve değerlendirmelerin oluşması zor olacaktır.
 
*Siyasi kadın bir tutsak olarak Kürt Halk Önderi ile özgürlüğünüze kavuştuğunuzda nasıl bir buluşma hayal ediyorsunuz? 
 
Onu hep kadınlarla sohbet ederken hayal ediyorum. Bu konuda söyleyeceklerim ne yenidir ne de kişisel; nerede, nasıl olursa olsun. Ona baktığımı görmesini istiyorum. Yine gökyüzüne baktığını, toprağa dokunduğunu ve insanlarla diyaloğunu görmek istiyorum. Hayalin kapısı açıldıysa, dışarıya çıkanın sayısının sınırı olmaz. Bu nedenle, onu her haliyle hayal ediyorum demek daha doğru olur.