Tutsak annesinden çağrı: Tutsakların özgürleşmesini istiyoruz

  • 09:01 8 Nisan 2026
  • Güncel
Büşra Turan 
 
AGIRÎ-  Panos ilçesinde henüz 14 yaşında iken polis baskınıyla gözaltına alınan ve yıllardır cezaevinden cezaevine sürgün edilen Melek Kartal’ın yaşadığı hukuksuzluklara dikkat çeken anne Aynur Polat, “Çocuklarımın başına silah dayadılar, 14 yaşındaki kızımı karanlık hücrelere koydular; biz artık bu topraklarda barışın sağlanmasını ve tüm kadın tutsakların özgürleşmesini istiyoruz” dedi.
 
Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde sayıları 15 bini aşan siyasi tutsağın bulunduğu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutsağın tahliye beklediği bir süreçte; "Barış ve Demokratik Toplum" inşası için yasal adımların atılması kamuoyunun en temel gündemi olmayı sürdürüyor. Uzun yıllardır uygulanan tecrit, operasyonlar ve aile bireylerine yönelik şiddet politikalarından en çok kadınlar ve çocuklar etkilenirken; İmralı’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la yürütülen görüşmelerle evrilen yeni aşamada, cezaevlerindeki sürgün ve hak ihlalleri toplumsal barış önündeki en büyük engel olarak duruyor. Demokratik bir dönüşümün ancak yasal güvenceler ve tecrit koşullarının son bulmasıyla mümkün olduğunu vurgulayan aileler, iktidarın oyalama politikalarından vazgeçerek somut ve hukuksal adımlar atmasını talep ediyor.
 
Henüz 14 yaşındayken Agirî’nin Panos (Patnos) ilçesinde polis baskınlarıyla gözaltına alınan ve yıllardır cezaevinden cezaevine sürgün edilen Melek Kartal’ın yaşadıklarını annesi Aynur Polat anlattı.
 
14 yaşındaki çocuğa gözaltı 
 
Kızı Melek Kartal’ın henüz 14 yaşında olduğu süreçte evlerine baskın yapıldığını ve kızının polisler tarafından bir odaya alınarak ağır hakaret ve tehditlere uğradığını dile getiren Aynur Polat, “Böyle söz değimi; karıncalar gibi polisler evin etrafını ablukaya aldılar. Sadece 14 yaşındaki kızım Melek için. Öyle büyüttüler ki sanki Melek kimdir. Meleği alıp götürdüler. Bende zorla onlarla gittim. Meleği tek başına karanlık bir hücreye koydular. İki üç polis Meleği sorgulamak için yanına gitti. Copla beraber ağızlarına ne geldiyse söylediler. Cinsiyetçi hakaretlerde bulundular. Sürekli tehdit ediyorlardı; ‘sen bizlere her şeyi anlatacaksın’ diye. Melek de küçücüktü, dayanamadım kendimi o odanın kapısına attım. Bu olaydan sonra savcı talimatı ile tekrar evimin aranması gerektiğini söylediler. Beni emniyetten tekrar alıp getirdiler, arama yaptılar. Biz geldiğimizde kapımızı kırdılar. Sonrasında ise aramadan bir şey çıkmadığını söyleyip Meleği bıraktılar. Bir hafta sonra tekrar baskın yaptılar eve” dedi.  
 
Çocuklara işkence 
 
Yapılan ikinci baskında kızı Melek Kartal’ın ikinci defa gözaltına alındığını eşinin de KCK davasından tutuklu olduğunu dile getiren Aynur Polat, “Dört tane küçük çocuğum evdeydi. Ben demir kapıyı açmasaydım kapıyı kıracaklardı. Çocuklarım uykudan uyanır uyanmaz onları görür görmez korkudan bağırdı. Başıma silah dayadılar. Elbiselerim üstümde değildi. Dediler ‘yat yat, konuşanı vururuz’. Eğer kadın evdeyse hiç değilse bir tane kadın polisi eve getirip arama yapmaları gerekiyordu fakat erkek polisler bizi arama yaptı. Çocuklarımın ayaklarına vurdular. Çocuklar hepsi ağlıyordu, korkudan titriyorlardı. O sırada silah da başımızdaydı, diyorlardı ‘konuşmayacaksınız, tehditlerinde bulundu” sözlerini kullandı. 
 
‘Kadınların üstündeki tecrit kalksın’
 
Aynur Polat, kızı Melek Kartal’ın Ankara Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu olduğunu ve ziyaret imkânlarının çok kısıtlı olduğunu ifade ederek, tüm kadınların serbest bırakılmasını talep etti. Aynur Polat, “Herhangi bir maddi kaynağımız yok. Uzaktır, gidip gelemiyoruz. Bayramdan bayrama ziyaret edebiliyoruz sadece. En son geçen yıl gittik, daha sonra ziyaret etmedik. Bayram oldu da gidemedik. Biz istiyoruz ki; tüm kadın arkadaşlarımız bırakılsın. Hepsi suçsuz yere orada tutuluyor. Hiçbirinin herhangi bir suçu yok. Biz barış istiyoruz. Tutsakların üzerindeki tecrit kalksın. Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez. Tüm kadınları, bırakmalılar ki toplum özgürleşsin. Türkiye’de artık barış olsun. Türk anneleri de ağlamasın, Kürt anneleri de ağlamasın. Tarihi bir süreçten geçiyoruz. Artık devletin adım atması gerekiyor. Umutluyuz ki bu barış sağlansın. Hepimizin gözü bu barışta. Yeter artık, ölüm olmasın. Kavgalar olmasın. Devletin artık hukuksal bir adım atması gerekiyor. Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın özgür olması gerekiyor. Ben binlerce selam gönderiyorum mücadeledeki kadın arkadaşlara, cezaevindeki tüm tutsak kadın arkadaşlara ve bu mücadeleyi yürüten tüm arkadaşlara. Onların yollarının takipçisiyiz” şeklinde konuştu.