Rojwelat Kızmaz dosyasında, kayıp, ihmal ve şüpheler zinciri
- 09:07 30 Nisan 2026
- Güncel
Rabia Önver
AMED - Gülistan Doku dosyasındaki gelişmelerle “intihar” söyleminin çöktüğünü belirten TJA aktivisti Nurten Üzümcü, artan şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekti. Êlîh’te yaşamını yitiren Rojwelat Kızmaz örneğini hatırlatan Nurten Üzümcü, bu tür dosyalarda etkin soruşturma yürütülmesi, delillerin açığa çıkarılması ve faillerin yargı önüne çıkarılması gerektiğini söyledi.
Kürdistan ve Türkiye'de kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve katliamlar sistematik bir boyut kazandı. Dêrsim’de yıllardır şüpheli ölümü aydınlatılmayan Gülistan Doku dosyasında yaşanan son gelişmeler, Êlih’te 9 Şubat 2024’te kaybolduktan üç gün sonra Heskîf Baraj Gölünde yaşamını yitirmiş halde bulunan Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli ölümünü yeniden gündeme geldi. Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkan yeni bulguların ardından, benzer dosyaların yeniden açılması talepleri yükselirken, Rojwelat Kızmaz’ın ailesi de bu gelişmelerin Rojwelat Kızmaz’ın davasının seyrini değiştirileceğini değerlendirerek, başvuruda bulundu. Aile, dosyada daha önce verilen “kovuşturmaya yer olmadığı” kararının kaldırılması, şüpheli ölümün yeniden ve etkin bir şekilde soruşturulması ve olası faillerin açığa çıkarılması talebiyle girişimde bulundu.
Tewgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Nurten Üzümcü, Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli ölümününe dair konuştu. Günümüzde kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve cinayetlerin münferit olaylar olmaktan çıkıp belirli bir süreklilik ve yaygınlık kazandığını dile getiren Nurten Üzümcü, “Bugün sistem bir bütünen toplumu kendine göre şekillendirmek için sistemini kadın üzerinde bugün inşa etmeye çalışıyor. Tabii bu sistemin karşısında da bugün kadının mücadelesi var, kadının iradesi var ve kadın söz kuruyor. Ve bunun için bu kadar stratejik bir saldırı mekanizması altındadır kadınlar ve toplum.
Özellikle son 10 yıl içerisinde özel savaşın kadın üzerinde uygulamak istediği sistem. Bugün Kürt uluslaşmanın merkezinde Kürt kadını olduğunu bildikleri için sistem bölgeye Kürdistan'a gelen, ekonomi adı altında devletin mekanizmalarında yer alan polis, uzman çavuş, asker ve bu uluslaşmanın merkezinde kadın mücadelesini bildikleri için kadını düşürülmeye dönük amaçla kadını kendi kimliğinde, kendi dilinde, kendi kültüründe uzaklaştırarak aslında bir başkalaşma uğratmaya çalışıyorlar” dedi.
‘Dosya cinayet olarak değerlendirilmeli’
Gülistan Doku dosyasının yeniden gündeme alınması, süreç içinde şüphelilerin tespit edilerek, gözaltına alınması ve tutuklanması, olayın niteliğine dair tartışmaları da farklı bir noktaya taşındığını ifade eden Nurten Üzümcü, bu gelişmeler, uzun süre “intihar” iddiasıyla ele alınan dosyanın aslında bir cinayet olabileceğine dair değerlendirmeleri güçlendirmiş, söz konusu ihtimalin artık daha açık biçimde ortaya çıktığını aktardı. Nurten Üzümcü, “Bir kadın kendi iradesiyle intihar etmemiştir, ya intihara sürüklenmiştir ya da intihar süsü vererek, cinayetlerin işlendiğini de belirtebiliriz. Bugün Kürdistan'da birçok şüpheli kadın intiharların olduğunu söyleyebiliriz. Ve bu bununla birlikte tekrardan intihar şüphelisi bulunan dosyaların tekrar incelenmesi, tekrar bunların açığa çıkarılması, faillerin bulunması yani en ufak bir şüphe duyulan bir dosyanın da tekrar gündeme alınması gerektiğini belirtmek istiyoruz ve failleri açığa çıkarıp, adaletin önüne konulması gerekir” ifadelerini kullandı.
‘Yeterli aramalar yürütülmedi’
Gülistan Doku’nun davasına benzer nitelikteki dosyaların da yeniden gündeme alınması gerektiği vurgulayan Nurten Üzümcü, Êlîh’te yaşayan ve Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı, aynı zamanda üniversitede birlikte kalan Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli ölümüne dikkat çekti. Nurten Üzümcü, “Rojwelat Kızmaz’ın 2024 yılında şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdiğine dair değerlendirmeler, bu tür dosyaların kapsamlı biçimde yeniden incelenmesi gerektiği yönündeki tartışmaları güçlendirmektedir. Bu olayın açığa çıkmasıyla birlikte aslında ailenin ve kadın kurumlarının da bununla bağlantı olabileceği üzerinde bir hukuk mücadelesinin ilk adımı atıldı diye belirtebiliriz. 3 gün sonra Hasankeyf Baraj Göletinde cansız bedeni bulundu. Ama tabii ki bunun öncesinde kaybolduğu gün ailenin yetkili makamlara başvurması ve bununla birlikte çocuklarının kaybolduğu yönünde bildirimde bulunması ve aramaların yeterince yürütülmediğini de dile getirdiler” diye belirtti.
‘Faililer açığa çıkmalı’
Êlîh’te Mobese kameralarıyla parklarından iş merkezlerine, cadde ve sokaklarına kadar 24 saat gözetim altında olan bir kent olduğunu belirten Nurten Üzümcü, genç bir kadının kaybolmasının ve bulunmamasının ciddi soru işaretleri doğurduğu ifade etti. Nurten Üzümcü, Hareketli bir yerde ve bu Mobese ile birlikte Hasankeyfe gidişi de görülüyor. Ama dediğimiz gibi gözetlenen bir kente bir genç kadının bulunmaması kendisiyle doğal olarak zaten soru işaretleri getiriyor. Yani bu kadar geniş bir şekilde bütün alanın hakim olan bir mekanizmanın Rojwelat'ı 2-3 saatte çok rahat bir şekilde yerini tespit edebilirdi ve belki bunun önünü de kapatmış olabilirdi. Bir kadın olarak, bunun şüpheli ölüm olduğunu belirtebiliriz ve zaten aile bunun üzerinde avukatlarıyla birlikte, kadın kurumlarıyla birlikte savcılığa bir suç duyurusunda bulundu. Tekrar dosyanın açılabilmesi ve bu deliller doğrultusunda tekrar dosyanın incelenmesi ve faillerin açığa çıkması için böyle bir girişimde bulundu ve bununla birlikte bir kamuoyu da oluşturdu.”
‘Dava yeni bir aşamaya geldi’
Bu süreçte, ailenin başlattığı hukuki girişimin yeni bir aşamaya işaret ettiğini vurgulayan Nurten Üzümcü, söz konusu hukuk mücadelesinde aileyi yalnız bırakmayacaklarını dile getirdi. Nurten Üzümcü, “ Gülistan Doku dosyasıyla açığa çıktı ve bu şahısların, çetelerin ya da grupların devletin bir bütünen çökertmeye götürdü ve toplumun da çürümeye ve bununla birlikte aslında bir umutsuzluğu hem adalete hem hukuka ve derinleşen krizleri derinleştirerek, Böyle bir yapılanma olduğunu da görebiliyoruz” diye konuştu.








