CHP’li kadınlar: Bu saldırılara karşı ortak mücadele şart

  • 09:02 29 Mayıs 2026
  • Güncel
Melike Aydın 
 
İSTANBUL - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile devam eden müzakere süreci sırasında gerçekleştirilen CHP’ye dönük yargı operasyonlarını değerlendiren CHP’li siyasetçi kadınlar, antidemokratik saldırılara karşı topyekûn ve ortak bir mücadele hattı kurulması gerektiğini söyledi.
 
Türkiye siyasetinde yargı müdahaleleri, kayyım politikaları ve seçilmişlere yönelik uygulamalar tartışılmaya devam ederken, muhalefet partileri ile demokratik kamuoyundan tepkiler sürüyor. CHP’li siyasetçiler, son dönemde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirerek, antidemokratik uygulamalara karşı ortak mücadele çağrısı yaptı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yürütülen müzakere süreciyle eş zamanlı devam eden siyasi operasyonların dikkat çekici olduğunu belirten kadınlar, demokrasi ve hukuk vurgusu yaptı. 
 
‘Bu hukuksuzluk siyaseti dizayn etme çabasıdır’
 
AKP-MHP blokunun CHP örgütlerine ve seçmen iradesine yönelik geliştirdiği siyasi operasyonların tesadüf olmadığını belirten CHP Fatih İlçe Örgütü’nden Sorumlu İlçe Başkan Yardımcısı Emine Özer, yaşananların önceden kurgulanmış bir tasfiye konsepti olduğunu ve topluma dayatıldığını ifade etti. Emine Özer, “Hukukla bizi dizayn etmeye çalışıyorlar. Erdoğan’ın yeniden başa gelmesi ve oylarımızın geriye düşmesi için bizi bastırmak istiyorlar ama yapamayacaklar. Halkın iradesini kimse yenemeyecek” dedi.
 
‘Hukuk olmazsa İmralı süreci de ilerlemez’
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yürütülen müzakere süreciyle bu operasyonların aynı döneme denk gelmesinin tesadüf olmadığını dile getiren Emine Özer, “Hepsi kurgulanmış. Ülkede hukuk olmadığı, ‘ben yaptım oldu’ denildiği sürece ne İmralı süreci ilerler ne de demokratikleşme sağlanır. Sağ ya da sol parti demeden 86 milyon hep beraber olmalı, önümüzdeki taşları temizlemeliyiz” sözlerini kullandı.
 
‘Türkiye’nin demokratikleşmesini istiyoruz’
 
Seçmen iradesine dönük gerçekleştirilen müdahalelere karşı alanlarda olacaklarını dile getiren CHP Zeytinburnu İlçe Başkan Yardımcısı Sevim Akbay ise Kürt sorununun çözümü ve barışın sağlanacağına dair inancını koruduğunu ifade etti. İrade gaspına teslim olmayacaklarını söyleyen Sevim Akbay, “CHP içinde bir anlaşma sağlanacağına inanıyorum. Büyüklerimiz devreye girmiş durumda, umutluyuz ve direneceğiz. Yapılan bu hamleler doğrudan seçmen iradesine yönelik bir darbedir. Hak gaspına karşı halkımızla ve örgütümüzle omuz omuza duracağız. Türkiye’nin acilen canıgönülden demokratikleşmesini istiyoruz ve bu yolda genel başkanımızın liderliğinde geri adım atmadan yürümeye devam edeceğiz” dedi.
 
‘Halkın iradesini hiçe sayanlar sırayla tüm partileri hedef alıyor’
 
Cumhuriyet tarihinin en büyük hukuksuzluk süreçlerinden birinin yaşandığını söyleyen CHP Fatih Kadın Kolları Başkanı Fatma Zehra Tükenmez, asliye hukuk mahkemelerinin siyasi partileri işlevsiz kılma ya da kapatma yetkisi bulunmadığını, antidemokratik uygulamaların tüm toplumu rehin almayı amaçladığını kaydetti. Fatma Zehra Tükenmez, “Adalet de demokrasi de laiklik de ayaklar altına alındı. Halkın hakkı kalmadı, ulusal egemenlik hiçe sayılıyor ve insanlar artık telefonla konuşmaya bile korkuyor. Kürt vatandaşlarımızın da talepleri ve hakları var; bu sorunları göz ardı edemeyiz, konuşarak ve anlaşarak çözmek zorundayız. Bugün CHP’ye vurulan bu darbe sadece bizi etkilemez, sessiz kalınırsa sırayla öbür partilere de aynısını yapacaklar” diye konuştu.
 
‘Bu sistem problemini sokakta aşacağız’
 
Söz konusu tasfiye operasyonlarının ülkede kalıcı hale getirilmek istenen mevcut rejimle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Şişli Belediyesi Meclis Üyesi ve Grup Başkanvekili Didem Güzel, baskılara karşı sokağın meşru direniş çizgisini savunacaklarını dile getirdi. Didem Güzel, “İçinden geçtiğimiz bu karanlık süreç, demokratikleşmenin önünü tamamen kesmeye dönük bir hamledir. Ne irade gasplarını, ne mutlak butlan kararlarını ne de kayyum politikasını kesinlikle kabul etmiyoruz; sokakta olmaya ve baba ocağımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Ülkedeki baskı süreci ile İmralı’da yürütülen sürecin paralel gitmesini uzak görmüyorum, zaten paralel gitmesi gerekiyor çünkü bu köklü bir sistem problemidir. Bir taraftan demokratikleşme deyip diğer taraftan siyasi partilere kayyum ve mutlak butlan getiriliyorsa, orada demokratikleşme yoktur. Halk iradesine sahip çıkmalıdır” dedi.