'Kök yasa demokratik yaşamın güvencesini sağlamalı'

  • 09:01 12 Temmuz 2026
  • Güncel
İSTANBUL – DEM Parti MYK Üyesi İlknur Birol, demokratik çözümün kalıcı hale gelebilmesi için silahsızlanma sürecini ve demokratik yaşama geçişi güvence altına alacak kapsamlı bir kök yasanın vakit kaybetmeden çıkarılması gerektiğini vurguladı. 
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısının ardından başlayan süreçte en önemli adımlardan biri olan 11 Temmuz'daki PKK'nin fesih kararı ve silah yakma töreninin üzerinden bir yıl geçti. Ancak geçen sürede Meclis'te komisyon kurulup rapor hazırlanmasına rağmen sürecin ikinci aşamasına geçilemedi ve somut adımlar atılmadı.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi İlknur Birol, iktidarın temmuz ayının ikinci haftasında Meclis gündemine geleceğini söylediği kök yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
Barış ve Demokratik Toplum Grubu üyesi 30 kişinin silahlarını yaktığı törenin birinci yılında süreci değerlendiren İlknur Birol, sürecin ilerleyebilmesi için en acil adımın kök yasanın çıkarılması olduğunu söyledi. Geçen bir yılın muhasebesinin yapılması gerektiğini kaydeden İlknur Birol, toplumda oluşan umudun ancak kök yasanın hayata geçirilmesi ve atılacak somut adımlarla güçleneceğini söyledi. İlknur Birol, "Çeşitli yıl dönümleri, geçmiş dönemin muhasebesinin yapıldığı ve geleceğe dair beklenti ile taahhütlerin ortaya konulduğu zamanlardır. Bir yıl önce Süleymaniye'de gerçekleştirilen silah yakma töreni de, 50 yıllık çatışmalı sürecin ardından PKK'nin silahlı mücadeleden demokratik siyaset zeminine yönelme kararının sembolik bir eşiğiydi. Bu gelişme, Kürt sorununun demokratik çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından topluma önemli bir umut verdi. Ancak aradan geçen sürede Meclis'te komisyon kurulup rapor hazırlanmasına rağmen sürecin ikinci aşamasına geçilemedi. Demokratik çözümün kalıcı hale gelebilmesi için ihtiyaç duyulan hukuki güvenceler ise hâlâ sağlanmış değil" dedi. 
 
'Kapsamlı ve süreli bir yasa olmalı'
 
Müzakere sürecinin ikinci aşamasında kök yasanın çıkarılmasının siyasi bir zorunluluk olduğunu ve bunun Meclis zemininde de bir mutabakatla kabul gördüğünü dile getiren İlknur Birol, iktidarı Meclis komisyonu raporundaki sonuçlara uygun adımlar atmaya çağırdı. Söz konusu yasal çerçevenin somut politikalara dönüşmesi gerektiğini vurgulayan İlknur Birol, "Bu yasa, silahsızlanan PKK örgütüne mensup kişilerin demokratik hayata ve ülkeye dönüşlerinin nasıl gerçekleştirileceğini, bunun güvende ve güvencede nasıl sağlanacağını düzenlemeli. Cezaevlerindeki siyasetçilerin durumuna ilişkin çözüm üretmeli, infaz rejimine dair düzenlemeler içermeli. Sürgündeki siyasetçilerin ülkeye dönüşünü kolaylaştıracak adımları kapsamalı ve süreli bir yasa olmalı" diye kaydetti.
 
'Süreç kişisel iradeye değil hukuki güvenceye dayanmalı'
 
Müzakere sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan'ın çalışma koşullarının değiştirilmesi gerektiğini dile getiren İlknur Birol, "Baş müzakereci olarak kabul edilen Sayın Öcalan'ın müzakereyi yürütebilecek hukuki ve fiili koşullara kavuşturulması gerekiyordu. Ancak görüşmeler devletin izin verdiği zamanlarla sınırlı kaldı. Bu, güven veren bir müzakere sistemi değildir. Kalıcı barışın inşa edilebilmesi için sürecin kişisel iradeye değil hukuki güvenceye dayanması gerekir"  diye konuştu.
 
'Kök yasa silah bırakanların geleceğini güvence altına almalı'
 
Kök yasanın sadece bir düzenlemeden ibaret olmadığını ifade eden İlknur Birol, silah bırakanların demokratik yaşama katılımının düzenlenmesi gerektiğini söyledi. İlknur Birol, "Silahı bırakan insanlar ne yapacak? Nasıl güvende olacaklar? Hangi aşamalarla ülkeye dönecekler? Demokratik yaşama nasıl katılacaklar? Bunların tamamını güvence altına alan hukuki bir çerçeve oluşturulmalı. Ayrıca süreci izleyecek, toplumun bütün kesimlerinin temsil edildiği barış kurumları kurulmalı. Süreç şeffaf olmalı ki hem toplum güven duysun hem de provokasyonlara zemin bırakılmasın" sözlerine yer verdi. 
 
Hazırlanacak yasanın bütün taraflarla mutabakat olacak şekilde hazırlanmasının gerekliliğini vurgulayan İlknur Birol, "Beklentimiz çok açık; uzatılmadan, bütün tarafların mutabakatıyla hazırlanmış bir kök yasanın Meclis'ten geçmesidir. Tek taraflı hazırlanan bir düzenlemenin başarı şansı yoktur. Dünya örnekleri de bunu gösteriyor" diye belirtti.
 
‘Sayın Öcalan'ın statüsü devletin bakış açısını gösterecek’
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın statüsünün müzakere sürecinin önemli başlıklarından biri olduğunun altını çizen İlknur Birol, "Sayın Öcalan'ın statüsü aslında devletin Kürt sorununa nasıl baktığının göstergesi olacaktır. Tecrit koşullarında sürdürülen, keyfi izinlerle yürüyen bir görüşme sistemi kalıcı barışı sağlayamaz. Devlet, müzakere yürüttüğü kişinin hukuki güvencesini sağlamak zorundadır. Umut hakkı zaten hukuki bir zemindir. Bunun işletilmesi, sürecin önünü açacak en önemli adımlardan biridir" diye konuştu.
 
'Güven söylemle değil, mücadelede yer alarak oluşur'
 
Sürece ilişkin güven tartışmalarını da değerlendiren İlknur Birol, güvenin ancak somut adımlarla oluşacağını kaydetti. İlknur Birol, "Güven gökten inen bir duygu değildir. Hedefe doğru attığınız her somut adım güven yaratır. O nedenle güveni romantik bir duygu gibi tartışmak yerine mücadeleyle kurulan bir ilişki olarak görmek gerekir. Barış istiyorsak mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Masada müzakere yürütülürken sokakta da barış talebi örgütlenmeye devam edecek. Barışın gerçek güvencesi toplumun örgütlü iradesidir" dedi.
 
'Mücadele bitmedi, demokratik zeminde devam ediyor'
 
PKK'nin silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının hak ve özgürlük taleplerinin sona erdiği anlamına gelmediğini söyleyen İlknur Birol, şöyle devam etti: "PKK, 'Haklarımızdan vazgeçtik' demedi. Mücadelenin bundan sonra demokratik siyaset araçlarıyla sürdürüleceğini açıkladı. Dolayısıyla devletin de demokratik siyasetin önünü açması gerekiyor. Anadil hakkı, kayyım uygulamaları, yerel demokrasi, demokratik siyaset alanlarının genişletilmesi gibi temel sorunlar hâlâ çözülmüş değil. Bu nedenle mücadele bitmedi, yalnızca yöntemi değişti.”
 
'DEM'in varlık nedeni barıştır: Mücadeleye devam edeceğiz'
 
DEM Parti'nin de bu mücadeleyi sürdürmek amacıyla siyaset yürüttüğünün altını çizen İlknur Birol şunları dile getirdi:  "DEM'in varlık nedeni barıştır. Barışın kurulması mücadelesidir. Kürt sorununun demokratik çözümüdür. Bütün sömürü ve eşitsizlik ilişkilerinin ortadan kaldırılmasıdır. Mücadelemiz bitmiş değil. Demokrasiye, demokratik topluma ve demokratik cumhuriyete ulaşıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Hâlâ haklarımız ve özgürlüklerimiz konusunda yoksun durumdayız. Bu yoksunluğu gidermek üzere örgütlenmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”
 
Sürecin başarıya ulaşmasının toplumun örgütlü mücadelesine bağlı olduğuna işaret eden İlknur Birol, sözlerini şöyle tamamladı: "Barışı yalnızca masadaki görüşmeler getirmez. Halkın örgütlü talebi olmazsa ne hak olur ne hukuk olur. Bu nedenle mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Kadınlarla, gençlerle, emekçilerle birlikte barışın ve demokratik toplumun kurucu gücü olmaya devam edeceğiz. Bugün en acil beklenti, silahsızlanmanın ve demokratik yaşama geçişin hukuki güvencesini sağlayacak kök yasanın vakit kaybetmeden çıkarılmasıdır."