Dosya avukatı: Gülistan şahsında onlarca suç açığa çıktı
- 16:58 29 Ağustos 2026
- Güncel
Şehriban Aslan
AMED - Gülistan Doku dosyası kapsamında gerçekleştirilen 5’inci dalga operasyonda 10 kişi daha gözaltına alınırken, avukatı Ali Çimen, ilk dört yılda organize bir örtbas süreci yaşandığını belirterek, “Gülistan şahsında onlarca suç açığa çıktı” dedi.
Dêrsim’de üniversite öğrencisi olan Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde kaybettirilirken, 6 yıl sonra olaya ilişkin ilk kez 13 Nisan 2026 tarihinde operasyon yapıldı. Operasyon kapsamında gözaltına alınıp tutuklananların ifadeleriyle Gülistan Doku’ya neler yapıldığı ve nasıl katledildiğine ilişkin ayrıntılar ortaya çıktı. Belirli aralıklarla gözaltı operasyonları yapılırken, bugün de Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada 5’inci dalga operasyonun gerçekleştirildiğini ve 10 şüphelinin gözaltına alındığını açıkladı. Akın Gürlek, soruşturmada yeni PTS ve iletişim kayıtlarının yanı sıra Gülistan Doku’nun Instagram hesabına yönelik şüpheli erişim ve işlemler ile su altı aramalarına ilişkin dikkat çekici bulgulara ulaşıldığını bildirdi.
Avukat Ali Çimen, Gülistan Doku dosyasında yaşanan gelişmeleri ve bugüne nasıl gelindiğini ajansımıza değerlendirdi.
Toplam 29 tutuklama
Gülistan Doku dosyasında 2020 yılından 2024 yılının Ağustos ayına kadar geçen sürece dikkat çeken Ali Çimen, bu süreçte organize bir örtbas yaşandığını belirtti. Ağustos 2024’te başsavcının değişmesiyle etkin bir soruşturma yürütülmeye başlandığını ifade eden Ali Çimen, o süreçte de operasyon izninin alınamadığını söyledi. Ali Çimen, “Bu süre zarfında ‘Ceset olmazsa cinayet olmaz’ şeklinde gereksiz tartışmalar başladı. Bu tartışmalarla soruşturmamız 2 yıl öyle bekletilmiş oldu. 2026’nın dördüncü ayında bir bakan değişikliği oldu. Adalet Bakanlığı’nın değişmesiyle birlikte, ‘Ceset olmazsa cinayet olur’ şeklinde bir değerlendirme oldu. Bu çok doğru bir değerlendirmeydi. Nitekim Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nin de bu konuyla ilgili içtihatları söz konusuydu. Sonrasında 13 Nisan 2026 tarihinde ilk operasyon yapıldı” diyerek, gerçekleştirilen operasyonlarda toplam 29 kişinin tutuklandığını söyledi.
‘Gülistan şahsında onlarca suç açığa çıktı’
Bugün gözaltına alınan 10 kişinin de tutuklamaya sevk edilmesini beklediklerini belirten Ali Çimen, şöyle konuştu: “Dosyada bizim gördüğümüz, Gülistan Doku şahsında karanlık ve kirli bir ilişki ağının ortaya çıktığıdır. Tuncay Sonel’in suç örgütü olarak değerlendirilmesi gerekir. Tuncay Sonel’in altında bulunan kamu görevlilerinin neredeyse tamamının olayı bildiği ortaya çıktı. Biz bunu organize bir yapı olarak söylemiştik ama böyle bir tanımlamamız yoktu. Fakat bu tanımlama Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapıldı. Dikkat ederseniz orada kamu gücünü kullanarak oluşturulan karanlık bir ilişki ağından bahsedildi. Tabii Gülistan olayında bir de Dêrsim’de yerel işbirlikçi ailelerin Tuncay Sonel’le girdikleri akçeli ilişkiler var. Bu ağ sadece Gülistan Doku suçunu işlemedi. Onlarca suç açığa çıktı ve bunlar Gülistan şahsında ortaya çıkarıldı. Operasyonların devam edeceğini düşünüyoruz. Biliyorsunuz, 108 kişilik bir liste sunduk ve dönemin emniyet müdürüyle ilgili çok ciddi, kuvvetli suç şüpheleri var. Buna dönük de bir işlem yapılmasını bekliyoruz.”
‘Aileye yas hakkı tanınmıyor’
Tuncay Sonel’in “bir krallık ilan ettiğini” ve suç ortaklarının da “onu kral sandığını” söyleyen Ali Çimen, “Tüm detaylara baktığımızda Tuncay Sonel ve beraberindekiler olayın duyulmayacağını sanmış. Bakıyorsunuz, herkes olayın içinde. Genç bir kadın katledilmiş, 21 yaşında ve bunca insan bildiği halde vicdan azabı çeken de yok. Dosyadaki eksikliklere baktığımızda Gülistan’ın olmayışı çok büyük bir eksikliktir. En temel insan hakkı yaşam hakkıdır. Dosyada yaşam hakkı ihlal edildi. Ona dönük yapılan soruşturmalarda da kamu gücü kullanılarak olayın örtbas edildiği ortaya çıktı. Ve şu an ailenin tamamlanmayan bir yası söz konusu, yas hakkı tanınmıyor. Gülistan Doku dosyasının tam anlamıyla bilinmesi gerekiyor. Burada tam olarak bir hesaplaşma yapılacak. Dosyada adı geçen herkesin yargılandığından kesinlikle emin olacağız” sözlerine yer verdi.
Baraj üzerinden ‘intihar’ algısı yaratılmaya çalışıldı
“Gülistan Doku dosyası soruşturması başladıktan sonra ilk dört yıl bize karşı her mecrada çok fazla baskı yapıldı” diyen Ali Çimen, dosyanın başlangıçta “intihar” iddiasına yönlendirildiğini belirterek şöyle devam etti: “Dikkat ederseniz basında, ‘Munzur Üniversitesinden çıkan kız Dinar Köprüsü’ne giderek atlayıp intihar etti’ şeklinde işleniyordu. İntihar etti dedikleri kadın Gülistan ama o gün Gülistan yurtta kalmamış, öğretmeninde kalmıştı. Mesela Gülistan’ın baraj gölünde aranması için hazırlanan tutanak ‘suya düşen nesne’ydi. Bu tutanak 24 Ocak 2020 tarihinde tutulmuştu. O tutanağa göre Gülistan, 5 Ocak 2020 tarihinde saat 12.24 sıralarında köprünün üzerinde görülüyor. Hüseyin Temel denilen bir yurttaşın Elazığ’dan Dêrsim’e giden aracı var. Saat 12.24.27’de Gülistan’ın çömelmiş vaziyette olduğu değerlendirilen bir görüntü var. Oradaki kişinin Gülistan olduğu değerlendiriliyor fakat yüzü görünmüyor. Sonra Erzincan’da çalışan Enis Genç diye bir polis var. O da 12.24.27’den 10 saniye sonra oradan geçiyor. O kişi Elazığ’dan Dêrsim istikametine gelirken viyadüklerden geçerken bir kadın gördüğünü söylüyor. Elazığ ile Dêrsim arasında dört tane viyadük söz konusudur. Bu kişi, kadını gördüğü viyadüğün Sarısaltuk olduğunu söylememiş. Onu da alıp tutanağa bağlıyorlar. Sanki Gülistan oturuyordu, 10 saniye sonra ayağa kalktı. Sonra tutanak tutuldu. ‘Suya düşen nesne’ oldu, suya atladı. Ardından 7 Ocak 2020 tarihinde baraj gölünde arama kararı verildi. O sırada arama kararı vermeleri için hiçbir neden yok. En son Gülistan’ı saat 11.30’da şehir içi otobüsüne binerken görmüştük. Onun dışında bir veri yoktu. ‘Suya düşen nesne’ ya da Hüseyin Temel’in aracındaki görüntü 17 Ocak 2020 tarihinde dosya içerisine alındı. Dosya hemen baraja yönlendirildi.”
‘Bilirkişi raporları gerçeği ortaya çıkardı’
Ali Çimen, barajdaki aramalar sırasında dosyaya giren bulgulara ilişkin de şunları söyledi: “Baraja inildi. Gülistan’a ait bir hastane barkodu olduğu söylendi ama Gülistan’ın adı soyadı yok. Bir nottan bahsedildi. Notun 14 metre derinlikte bulunduğundan bahsedildi fakat bilirkişi raporları böyle bir şeyin imkânsız olduğunu belgeledi. Hatta o gün kış şartlarında Munzur’da çok büyük dalgalanmaların olduğu, ağaç kütüklerinin bile su kenarına vurduğu kamera kayıtlarına yansımıştı. Tüm yönleriyle, herkesin katılımıyla birlikte Gülistan’ın intihar ettiği algısı oluşturulmaya çalışıldı. Biz dosyaya baktığımızda Gülistan’a yapılanları gördük, öğrendik. Gülistan bulunana dek durmayacağız.”
Ali Çimen son olarak şu ifadeleri kullandı:
“Gülistan Doku dosyasında örtbasın ilk dört yıl organize bir şekilde yapıldığı söz konusudur. Her yönüyle bir örtbas yaşanırken, dosyaya sahip çıkanları sindirmeye dönük de bir süreç yürütüldü. Gülistan Doku’nun annesi ve ablası, kızlarının hakkını aradıkları için birkaç kez ceza aldı. Adli para cezaları verildi. Mahkûmiyet kararları çıktı. Yine Munzur Üniversitesi’ndeki gençler, dosyanın sadece intihar olarak algılanmaması ve kaybettirilme olayı olarak bilinmesi gerektiği yönünde bir duyarlılık eylemi yaptılar. Eyleme katılanların hepsi yurttan atıldı. Basın toplantılarında Gülistan’ın adı yasaklandı. Avukatlara yönelik devam eden yargı tacizleri söz konusu oldu. Burada bizim başardığımız şey; Gülistan Doku’nun ailesiyle birlikte kadınların gerçekleştirdiği bir direniş söz konusuydu. Özelde Dêrsim Kadın Platformu kar kış demeden ailenin yanında oldu.
Geldiğimiz bu aşamada Gülistan Doku, Rojin, Esma, Rojwelat; bunların hepsine baktığımız zaman hepsine ‘intihar’ deniliyor. Kadınların ölümlerine şüpheli olarak bakılmalıdır. Gülistan dosyasına baktığımızda korkunç bir örtbasın olduğunu görüyoruz. Kadınların ve basının çok büyük emeği var. Bundan kaynaklı bu süreçten sonra da dosyaların daha fazla sahiplenilmesi gerekiyor.”







