Gündoğdu Meydanı’nın mesajı: Uzlaşma olmadan demokratikleşme olmaz
- 09:14 2 Mayıs 2026
- Emek/Ekonomi
İZMİR - 1 Mayıs’ta alanlara çıkan kadınlar, barış, eşitlik ve demokratikleşme talebini yükselterek, “Uzlaşma olmadan çözüm olmaz” dedi.
İzmir’de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenen mitingde kadınlar, yoksulluk, güvencesiz ve esnek çalışma koşulları ile görünmeyen emeklerine karşı taleplerini yükseltti.
Alanı dolduran kadınlar, bu sorunların çözümü için Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne işaret ederek değerlendirmelerde bulundu.
‘Bir buçuk yıldır somut bir adım yok’
Kadın ve çocuk katliamlarının her geçen gün arttığını ifade eden Tülay Pilli, “Demokrasi diye bir şey kalmadı. İşçisinden emeklisine kadar herkes, özellikle kadınlar, zulüm içinde yaşıyor. Devletin bir an önce kendini toparlayıp birilerini suçlamayı bırakması ve halka yönelmesi gerekiyor. Kadın cinayetlerinin durdurulması, katillerin örtbas edilmemesi ve para karşılığında korunmaması gerekiyor. Bunları bekledik çünkü ortada verilen vaatler vardı. Süreçte her zaman ‘yapılacak, edilecek’ denildi ama bir buçuk senedir hiçbir gelişme yok. Vaatlerin hepsi boş çıktı. Artık hiçbirine inanmaz hale geldik; polisten hükümetin en üstüne kadar. Eğer adım atılırsa kısa sürede düzelme olabilir ama kimsenin adım atacağını sanmıyorum. Ben 79 yaşındayım; bu ülkede bu kadar kötü bir dönem görmedim. Bundan sonra da göreceğimi sanmıyorum. Herkesin kendine gelip bu memleket için bir şeyler yapması gerekiyor” sözlerini kullandı.
‘Demokratikleşme sorunu var’
Çocukların ve kadınların katledilmediği bir dünyayı hayal ettiğini söyleyen Özgen Dilli ise, “Çocuklarımız için iş imkânı istiyoruz; mezun oluyorlar ama mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Çok şey istemiyorum. Ben emekli oldum, eşim emekli oldu. Yurt dışına gezilere gitmek istiyorum ama sonuç yok. Sadece istiyorum. İnşallah her şey yoluna girer. Savaşlar olmasın, insanlar kardeşçe yaşasın. Mutlu, huzurlu bir hayat olsun. Belki basit gibi görünüyor ama herkesin yaşadığı gerçek sorunlar var. Demokratikleşme sorunu var ve bu hepimizi ilgilendiriyor. Ayrımcılık olmadan, kardeşçe yaşamak istiyoruz. Başka ne isteyebiliriz ki? Barış ve huzur. Kadınların beklentisi açısından da daha güzel bir dünya için önce kadınlara destek verilmesi gerekiyor. Kadın varsa her şey olur; kadın yoksa hiçbir şey olmaz. Önemli olan kadınların mücadele etmesi ve desteklenmesi. Bekliyoruz; umarım barış ve huzur içinde yaşarız” dedi.
‘Tüm ötekilerle barışmak gerekiyor’
Sürecin gidişatından memnun olmadığını belirten Nihal Çaybaş da ekonomik koşulların zor olduğunu, kadınların ise sistematik olarak baskıya maruz bırakıldığını dile getirdi. Özgürlüklerin giderek yok olduğunu ve yaşam alanlarının kısıtlandığını kaydeden Nihal Çaybaş, “Memnun değiliz. Barış olsun, savaş olmasın. Ekonomik koşulların iyileşmesini istiyorum. Hep birlikte savaşın karşısında durmalıyız; halkların kardeşliği ancak böyle sağlanabilir. Kadınlar ön planda olsun, söz hakları olsun. Barış derken sadece bunu değil; kadınlarla, işçilerle, emekçilerle, yani tüm ötekilerle barışmak gerekiyor. Ama sorunların giderek arttığını düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.
‘Uzlaşma olmadan demokratikleşme olmaz’
Sürece dair güvensizliğini dile getiren Mihri Karakaya, devletin atması gereken adımları bildiğini ancak harekete geçmediğini söyledi. Geçen bir buçuk seneye rağmen atılan hiçbir adımın olmadığını vurgulayan Mihri Karakaya, “Atılmış tek bir adım görmüyorum. Gören varsa açıklasın. Her şey giderek daralıyor. Yasalar aynı şekilde devam ediyor, insanların üzerindeki baskı sürüyor. Ekonomik durum ortada. Örneğin 1 Mayıs’ta kadınların Taksim’e alınmaması bile başlı başına bir gösterge. Böyle bir ortamda hangi demokratikleşmeden söz edebiliriz? Eğer demokratikleşmeden bahsediyorsak, tarafların uzlaşması ve aynı dili konuşması gerekir ama böyle bir durum yok. Açıklamalar yapılıyor ama ikna edici değil. Ya bir şey yapılır ya da yapılmadığı açıkça söylenir. İnsanları boş umutlarla oyalamamak gerekir” dedi.
‘Mücadeleyi büyütecek örgütlenmelere ihtiyaç var’
Nefise Selçuk, tüm kadınların neredeyse aynı sorunlarla karşılaştığını belirterek, toplumsal bir tepki verilmediği sürece demokratikleşme sürecinin hedefine ulaşamayacağını ifade etti. Sorunlara karşı çözüm ve demokratikleşme yolları aramanın tercih değil, zorunluluk olduğunu sözlerine ekleyen Nefise Selçuk, “Kadın cinayetleri, taciz, tecavüz, çocuk cinayetleri... Bunların hepsi toplumda büyük bir tepki yaratmalı. Gülistan Doku olayı gibi örnekler de çok önemli. Ancak toplum henüz buna hazır görünmüyor; sanki yorgun ve tükenmiş bir halde. Bu enerjiyi mücadeleye dönüştürecek örgütlenmelere ihtiyaç var. Devletin ise herhangi bir adım atmadığını görüyoruz. Devletten bir beklentim yok. Beklemekle bir şey gelmez; mücadele etmek gerekir. Bunun için de örgütlü bir toplum şart. Ne barış süreci, ne demokratikleşme, ne cinayetler ne de işsizlik... Hiçbirinde çözüm üretilmiyor. Emekçilerin hakları korunmuyor. İnsanlar haklarını almak için günlerce direniş yapmak zorunda kalıyor. Böyle olmamalı. Ben emekliyim; yaşanabilir bir emekli maaşı istiyorum. Çocuklar bilimsel bir eğitim almalı. Demokratik haklarımızı kazanmak için mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu.
‘Kadın ve çocuk katliamları politiktir’
“Direne direne kazanacağız” sloganının boş bir slogan olmadığını söyleyen Belkıs Akıncı da “İnsanların artık kaybedecek bir şeyi kalmadı. Kadın ve çocuk cinayetleri de dahil olmak üzere yaşananların hepsi politik nedenlere dayanıyor. Devlet isterse çözüm bulur ama bu konularda bir irade görmüyoruz. Sürece dair de iktidar, insanlara ‘açlığa razı olun ama güvenlik sağlansın’ düşüncesini aşılıyor. Oysa bu doğru değil. Ne iç ne dış güvenlik bu politikalarla sağlanabilir. Eğitim sistemi de ciddi şekilde zarar gördü. Ekonomi düzelmez, eğitim düzelmez, adalet sağlanamaz bu anlayışla. Yabancı sermaye bile demokrasi ve adalet bekler. Ben 21 bin lira emekli maaşı alıyorum, kiralar ise çok yüksek. Bu düzenin sürdürülebilirliği yok. Ama tarih gösteriyor ki hiçbir dönem sonsuza kadar sürmez. Orta Çağ bile sona erdi. Bu süreç de bitecek. Gençlere teşekkür ediyorum; tüm baskılara rağmen duyarlı bir nesil var” sözlerini kullandı.








