DBP’den ‘seferberlik ruhu’ mücadele çğrısı

  • 20:20 18 Ocak 2026
  • Güncel
 
 
AMED-  Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara tepki gösteren DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ile Keskin Bayındır, seferberlik ruhuyla mücadele çağrısında bulundu. 
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, HTŞ ve DAİŞ çetelerinin Kuzey ve Doğu Suriye’de gerçekleştirdiği saldırılara karşı DBP’nin Amed Danışma Büro’sunda açıklama gerçekleştirdi. 
 
İlk olarak konuşan Bayındır, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik günlerdir sürdürülen saldırılara dikkat çekerek, DAİŞ ve HTŞ tarafından Kürt halkını üzerinde yok etme planının uygulandığına dikkat çekti. Dört parça Kürdistan ile dünyadaki Kürtlerin bu planı boşa düşürmek için günlerdir direndiğini belirten Keskin Bayındır, “Bugün Rojava halkı üzerinde büyük bir tehdit var. Kürdistan Türkiye halkına, dünyadaki Kürlere çağrımız; bu bölgeselplana karşı tepkimizi dile getirelim, sokaklara çıkalım. Rojava’nın statüsü, demokratik Suriye için Rojava’nın statüsüne sahip çıkalım. Demokratik ve özgür Suriye’ye sahip çıkalım. HTŞ zihniyetini Kobanê’den, Şengal’den biliyoruz. Kürt halkı bu zihniyete karışı Kürt halkının üzerindeki katliamı, göçertmeyi farz kılmak istiyor. Kürt halkı yıllardır bu politikayı yaşamış ama Kürt halkı artık Ortadoğu’da işgal politikalarını kabul etmiyor, bizde kabul etmiyoruz. Mitinglerle, eylemlerle rızasızlığımızı dile getiriyoruz. Televizyonda, basın üzerinden Rojava’nın statüsü hedef altında. Rojava statüsü sadece Rojava’daki halkımızın statüsünü varlığını belirlemiyor. Rojavada’ki statüsü Ortadoğu’daki halkların geleceğini belli edecek” şeklinde konuştu. 
 
Sahiplenme çağrısı
 
Saldırılara, operasyonlara ve sisteme karşı “dikkatli, uyanık olma ve direnme” çağrısında bulunan Keskin Bayındır, “Rojava’nın statüsünün HTŞ zihniyeti tarafından hedef alınmasına izin vermeyelim. Günlerdir sokaklardayız ama bugün gerçekten halkımızın geleceğine sahip çıkarsak, statüye sahip çıkarsak bu saldırıların önünü kapatabiliriz. Bu gücümüz kuvvetimiz var. O inanç Kürdistan halkının içinde var. Rojava statüsüne dönük saldırılar sadece oraya değil. Bu mesele Kürdistani bir mesele. Bütün kurumlara çağrımız var: Ulusal bir ruhla, Kürdistani bir ruhla bu politikalara karşı Rojava’daki statünün boğulmasına karşı yana yana gelelim ve bu politikalara, kirli siyasete yol vermeyelim. Biz kendi topraklarımızı statüsüz, geleceksiz, dilsiz bırakmak istiyorlar. Halkımız Rojava’nın statüsüne karşı dikkatli. Günlerdir bütün gücüyle eylemin içinde ama bugün, bu saatte, bu dakikada eylemlerimizi yükseltmemiz gerekiyor. Tarihi bir sahiplenme göstermemiz gerekiyor. Rojava halkımızın 7’den 70’e Bakur ve dünyadaki halkımızdan beklentisi var. Rojava’ya bugün sahip çıkarsak yarın halkımızın geleceğini belirleyeceğiz. Kuvvetimizle bu operasyonları, bu canice saldırıları geri çekebiliriz” ifadelerini kullandı. 
 
Bu saldırıların yalnızca Şam hükümeti tarafından gerçekleştirilmediğine dikkat çeken Keskin Bayındır, Türkiye’nin ve bölgesel güçlerin rolüne dikkat çekti. Keskin Bayındır, “Türkiye’nin, bölgesel güçlerin, devletlerin planı var. Dünyaya örnek olan Rojava statüsünü, dünya modelini hedef almak istiyorlar. Sınırlı bir sınır bırakmak istiyorlar. Bu yüzden değerli halkımız çağrımız; Bu dakikada bu saatten sonra halkımız için, geleceğimiz için, varlığımız için dikkatli olmamız, eylemde olmamız gerekiyor. Bu saatten sonraki eylemlere bütün imkanlarımızı seferber edelim. Seferberlik ruhuyla eyleme mücadeleye katılalım” çağrısında bulundu. 
 
Halkların bir arada yaşadığı bir sistem
 
Çiğdem Kılıçgün Uçar ise, Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılarla elde edilen kazanımların, statünün hedef alındığına dikkat çekti. Bütün halkların arasındaki ortak yaşam, özel, alternatif bir sisteme yaklaşık 2 haftadır Türkiye’nin desteğiyle HTŞ tarafından savaş yürütüldüğünü belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Suriye Demokratik Güçleri, yeni dönem açısından bir savaşa çekilmek isteniyor. 2011 yılından beri bu yakıcı savaşın içinden çıkmış olan bu sistem tasfiye edilmek isteniyor. Bu sistem Suriye’de, bütün Ortadoğu’da halkların bir arada yaşayabileceği çok özel bir sisteme tekabül ediyor. İnsanların yerinden yurdundan edildiği bir Suriye’den insanların bir arada yaşayabildiği bir yeri ifade ediyor. Kadınlara tecavüz edildiği, köleleştirildiği bir sistemden, özgür oldukları, yönetimde söz sahibi oldukları bir sistemi ifade ediyor” şeklinde konuştu. 
 
Türkiye fırsatı heba etmek istiyor
 
27 Şubat çağrısı sonrası başlayan Barış ve Demokratik Süreci’ne dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye esasen yeniden bir demokratikleşme yeni bir yüzyılı demokrasi üzerine inşa edebileceği bir fırsat yakalamış durumda. Bu fırsatın farkında Türkiye ama bugün baktığımızda Türkiye halklar adına yakalanmış olan bu barışı heba etmek için elinden geleni yapıyor. Hem HTŞ’ye sunduğu destek, hem kazanımları hedef almak demek aynı zamanda Türkiye’deki süreçte nerede durduğunun göstergesi. Süreci ve Rojava’daki kazanımları savunuyoruz. Tüm kesimler ayakta. Çünkü savunduğumuz şey sadece Rojava değil, her birimizin ortak geleceği. Bu anlamda Türkiye halklarını Rojava’yı ve insanlığı savunmak için harekete geçmeye çağırıyoruz. Bu konuda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan barışın demokrasinin, demokratik cumhuriyetin hayat bulması için bütün gücüyle seferber olmuşken, Kürt halkı dört parça Kürdistan’da bu süreci sahiplenirken bize düşen ayakta olmak ve bir tutum olmak. Neye karşı? Savaşı isteyenlere, HTŞ’ye destek verenlere, savaşı tek seçenek olarak sunanlara karşı. Dolayısıyla çağrımız sesimizin gittiği herkese. Özgürlüğün, adaletin ve barışın desteklemeye çağrıda bulunuyoruz. Rojava halkı yalnız değildir. Rojava’daki kazanımların güçler heba edilmeyecek kadar önemli. Bizler bugünden itibaren Rojava’daki katliama, saldırılara ve saldırılara destek verenlere karşı ayakta olmaya devam edeceğiz. Herkesi savaşa karşı tutum almaya davet ediyoruz.”