KCDP 6 aylık raporu: Şüpheli kadın ölümleri artıyor

  • 13:10 13 Temmuz 2026
  • Güncel
İSTANBUL - KCDP'nin 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin raporuna göre kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından evlerinde katledildi. Şüpheli kadın ölümlerinde artış yaşandığını belirten platform, etkin soruşturma yürütülmemesi ve cezasızlık politikalarının kadınların yaşam hakkını tehdit etmeyi sürdürdüğünü vurguladı.
 
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, yılın ilk altı ayında yaşanan kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin hazırladıkları raporu Bilim Beyoğlu'nda düzenledikleri basın toplantısında açıkladı. Toplantıya Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Sebahat Tuncel, Kadın Zamanı Derneği temsilcileri, Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Ekmek ve Gül, Türkiye İşçi Partisi'nden (TİP) kadınlar, CHP İstanbul Kadın Kolları, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Kadın Meclisi üyeleri ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Kadın Meclisi temsilcileri katıldı.
 
‘Aileler devletin yapması gerekeni yapıyor’
 
Toplantıda ilk olarak söz alan KCDP Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, ailelerin yıllardır adalet arayışını sürdürdüğünü, ancak devletin yerine getirmesi gereken soruşturma yükümlülüğünün çoğu zaman ailelerin omuzlarına bırakıldığını söyledi. Ailelerin hem yakınlarını toprağa verdiğini hem de gerçeği ortaya çıkarmak için mücadele etmek zorunda kaldığını ifade eden Gülsüm Kav, "Aileler ölümden ötesi yokmuş gibi yaşamıyor. Hep birlikte öğrendik ki ölümün de ötesi var. Suçlular var, katiller var, failler var, şüpheliler var. Aileler yıllardır 'Yakınıma ne oldu, evladıma ne oldu?' sorusunun yanıtını arıyor. Normal bir hukuk devletinde bunu ailelerin değil, savcıların ve kolluk kuvvetlerinin yapması gerekir. Ama maalesef bugün bu görevi aileler üstlenmek zorunda kalıyor" dedi.
Ailelerin büyük bir yük altında bırakıldığını belirten Gülsüm Kav, "Hem bedenlerini toprağa veriyorlar hem de devletin yapması gereken soruşturmayı yürütmeye çalışıyorlar. Gerçeği ararken parçalanıyorlar. Oysa gerçeği ortaya çıkarmak devletin görevidir. Artık çok yandı canımız" sözlerini kullandı.
 
‘Şüpheli ölümler hızla kapatılıyor’
 
Şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yürütülmediğini söyleyen Gülsüm Kav, özellikle partner veya yakın çevrenin bulunduğu dosyalarda katliam ihtimalinin mutlaka araştırılması gerektiğini vurguladı. Gülsüm Kav, "Bizde bu dosyalar gerekli araştırmalar yapılmadan hızla kapatılıyor. Oysa ölüm dosyalarında zamanla yarışılır. Deliller ilk saatlerde toplanmalıdır. Deliller kaybolduktan sonra gerçeğe ulaşmak çok daha zor hâle geliyor. Gerçek bir hukuk sistemi delil toplamadan adalet sağlayamaz. Etkin soruşturma hukuk devletinin temel sorumluluklarından biridir" şeklinde dile getirdi.
 
‘6284 uygulanmadığı için kadınlar ölüyor’
 
İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun'un kadınların yaşam hakkını korumak açısından yaşamsal öneme sahip olduğunu kaydeden Gülsüm Kav, "İstanbul Sözleşmesi'nde yer alan idari tedbirler çok önemliydi. Hâkimin uzaklaştırma kararı verebilmesi kadınların yaşamını koruyan temel mekanizmalardan biriydi. 6284 uygulanmadığı için kadınlar ölüyor. Mesele yalnızca öldürenlere ceza vermek değil; kadınlar öldürülmeden önce onları koruyabilmektir. İstanbul Sözleşmesi tam da bunun için hazırlanmıştı. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme süreci kadınların yaşam hakkı açısından ağır sonuçlar doğurdu. Kadın cinayetlerini önlemeye yönelik mekanizmalar zayıflatıldı" dedi.
 
‘Karanlıkta kalan her dosya yeni ihlallere yol açıyor’
 
Şüpheli kadın ölümü dosyalarının karanlıkta bırakılmasının toplumsal sonuçları olduğuna dikkat çeken Gülsüm Kav, "Bu dosyaların karanlıkta kalması sadece bir ölüm nedeninin karanlıkta kalması değildir. Gerçeğin karanlıkta kalması, adaletin yerini bulmaması anlamına gelir. Her karanlıkta bırakılan dosya yeni hak ihlallerine, yeni kadın cinayetlerine zemin hazırlıyor. Bu nedenle her dosyanın aydınlatılması gelecekte yaşayacak kadınların da hakkıdır" diye belirtti.
 
Adalet Bakanlığı'nın son dönemde yaptığı bazı açıklamaları önemsediklerini belirten Gülsüm Kav, bunun yeterli olmadığını, bütün şüpheli kadın ölümü dosyalarının yeniden ve etkin biçimde soruşturulması gerektiğini söyledi.
 
‘Mücadelemiz sürecek’
 
Konuşmasının sonunda ailelere seslenen Gülsüm Kav, adalet mücadelesinin sonuç vereceğine inandıklarını ifade ederek, "Ailelerimizin kararlı mücadelesi çok kıymetli. Sanmayın ki bu mücadele sonuçsuz kalacak. Bir dosyanın yeniden açılması bile hiçbir dosyanın karanlıkta bırakılamayacağını gösteriyor. Biz tüm kadın cinayetleri davalarında, tüm şüpheli kadın ölümlerinde ailelerin yanında olmaya devam edeceğiz. Gerçeklerin ortaya çıkması, verilerin açıklanması ve hiçbir dosyanın karanlıkta kalmaması için kararlılıkla ve umutla mücadelemizi sürdüreceğiz" diye kaydetti.
 
‘Kadınların yüzde 61'i evlerinde yaşamını yitirdi’
 
Ardından konuşan KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim ise kadın katliamlarına ilişkin verilerin yıllardır değişmediğine işaret ederek, artık "Kadınlar neden öldürülüyor?" sorusunun yanı sıra "Neden önlenmiyor?" sorusunun da sorulmasını istedi. Kadınların en fazla en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildiğini söyleyen Fidan Ataselim, "Bugün de yıllardır anlattığımız üç gerçek değişmedi. Kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldü. İlk altı ayda öldürülen kadınların yüzde 43'ü evli olduğu erkek, yüzde 7'si ise boşandığı erkek tarafından öldürüldü. Bir diğer değişmeyen gerçek kadınların nerede öldürüldüğü. Öldürülen kadınların yüzde 61'i evlerinde yaşamını yitirdi. Bir başka değişmeyen gerçek ise kadınların yüzde 52'sinin ateşli silahla öldürülmüş olması. Bu gerçekleri tekrar etmekten vazgeçmiyoruz" dedi.
 
‘Veriler yıllardır değişmedi’
 
Bu verilerin yıllardır değişmediğine değinen Fidan Ataselim, artık esas sorulması gereken sorunun kadın katliamlarının neden önlenemediği olduğunu sözlerine ekledi. Fidan Ataselim, "Eğer bu gerçekler değişmiyorsa, kadın cinayetleri sürüyorsa ve kadınlar en çok aile içinde öldürülüyorsa artık 'Neden önlenmiyor?' sorusunu daha güçlü sormamız gerekiyor. Kadınların neden öldürüldüğünü bütün gerçekliğiyle ortaya koyduk. Şimdi kadınların neden korunamadığını konuşmak zorundayız" ifadelerine yer verdi.
 
‘Gerçekleri örtemezsiniz’
 
Cezasızlık politikalarının erkek şiddetini beslediğini dile getiren Fidan Ataselim, kadın katliamlarının yalnızca kadınları değil, bütün toplumu etkilediğine işaret etti. Fidan Ataselim, "Cezasızlık katilleri cesaretlendiriyor. Şiddet uygulayan erkekler ödüllendirilmeye devam ediyor. Kadına yönelen şiddet yalnızca kadınları hedef almıyor; aynı olaylarda başka insanlar da öldürülüyor ya da yaralanıyor. Bu tablo, bütün toplumun tehdit altında olduğunu gösteriyor" şeklinde konuştu.
 
Koruma kararlarının uygulanmamasına da dikkat çeken Fidan Ataselim, katledilen kadınlardan sekizinin hakkında koruma kararı bulunduğunu hatırlatarak, "Tehdit altında olan kadınları koruması gereken kamu kurumları görevini yerine getirmiyor" dedi.
 
‘Şüpheli kadın ölümleri artıyor’
 
Yıllara yayılan verilere bakıldığında şüpheli kadın ölümlerinde belirgin bir artış yaşandığını belirten Fidan Ataselim, bunun kadın düşmanı politikalar ve cezasızlığın sonucu olduğunu söyledi. Fidan Ataselim, "Altı aylık verileri önceki yıllarla karşılaştırdığımızda şüpheli kadın ölümlerinin büyük oranda arttığını görüyoruz. Kadın cinayetlerinde de yükseliş sürüyor. Alınmayan önlemler, cezasızlık politikaları ve kadın düşmanı uygulamalar bu tablonun ortaya çıkmasına neden oluyor. Şüpheli kadın ölümlerinin büyük bölümü yeterince soruşturulmuyor. Bu nedenle 'Neden öldü?' sorusunun cevabı bulunamıyor. Dosyalar karartılıyor, etkin soruşturma yürütülmüyor ve kadınların yaşam hakkı ihlal edildikten sonra bile gerçekler ortaya çıkarılmıyor" şeklinde konuştu.
 
‘Takipçisi olacağız’
 
Kadın ve Adalet Vakfı bünyesinde oluşturulan yeni yapıdan söz eden Fidan Ataselim, şu ifadeleri kullandı: "Bu birimin nasıl çalışacağını takip edeceğiz. Ancak soruyoruz; faili meçhul kadın cinayetleri, intihar ya da kaza denilerek kapatılan dosyalar da yeniden incelenecek mi? Yoksa yıllardır şüpheli kadın ölümlerinin adını anmadığınız gibi bunları da görmezden mi geleceksiniz? Bunun takipçisi olacağız. Bu davalar kendiliğinden açılmadı, ilerleme de kendiliğinden sağlanmadı. Öldürülen kadınların aileleriyle birlikte bu mücadeleyi sürdüren bizleriz. Bundan sonra da hem bu süreçlerin hem de kurulan mekanizmaların takipçisi olmaya devam edeceğiz."
 
‘Failleri neden koruyorsunuz?’
 
Büyükçekmece'de katledildikten sonra cenazesi denize atılan Sedef Güler'in annesi Gülizar Sevim, kızının failleriyle değil, adalet sistemi ile uğraştıklarını söyledi. Gülizar Sevim şunları söyledi: "Adalet bir şeyleri kapatma peşinde. Failler dışarıda. Kızım uyuşturucu baronları tarafından katledildi. Dosyada sadece 4 dakikalık kamera görüntüsü var. Neden olması gerekenler o dosyada yok? Otopsi dosyasına erişim sağlayamıyorum. Kamera kayıtları yok. Kimden koruyorsunuz? Dosyada adı olanlar mahkemeye gelmiyor. Haklarında dava bile açamıyorum. Adalet istiyorum. Yeşim Akbaş polis lojmanında öldürüldü ve intihar denerek üstü kapatıldı, dosya şimdi arşivde. Biz çocuklarımızın acılarıyla bir araya geldik. O dosyanın hesabını istiyorum."
 
‘Kardeşimin kimliği olmadı, mezarı olsun’
 
Sêrt'te kaybedilen Mekiye Akyel'in kardeşi Halime Pilğir de söz aldı. Faillerin bir buçuk yıldır serbestçe gezdiğini ve kardeşinin cenazesinin hâlâ bulunamadığını belirten Halime Pilğir, faillerin Mekiye Akyel'in evli olduğu erkek ve akrabaları olduğunu, katliamı çocuklarının gördüğünü söyledi. Halime Pilğir, "Sürekli tehdit ediliyorum, kadınmışım başaramayacakmışım. Kadınlar olarak başaracağız. Mekiye'nin yakıldıktan sonra nereye atıldığını bilmiyorum. Devlet çocukları bırakıyor, çocuklar şahit. Çocuklarımla, eşimle tehdit ediyorlar. Ama eşim de çocuklarım da yanımda. Sizler arkamda olduğunuz sürece davamdan vazgeçmeyeceğim. Mekiye'nin bir kimliği olmadı ama mezarı olsun istiyorum" diye konuştu.
 
‘Adalet kime hizmet ediyor, haklarımızı istiyoruz’
 
Aysun Yıldırım'ın annesi Hüsniye Yıldırım da kızının katledildiğini ve intihar süsü verildiğini, savcı tarafından dosyanın kapatıldığını belirtti. İkinci dosyayı KCDP ile birlikte açtıklarını, failin 2019'da tutuklanıp 2020'de serbest bırakıldığını belirten Hüsniye Yıldırım, "2019'da dosya yeniden açıldı. Ama takipsizlik kararıyla yeniden kapatıldı. Dokuz yıldır mücadele veriyorum. Aysun'un tırnaklarında erkek DNA'sı çıktı. Katil, 'Bir gün önce birlikte olmuştuk' dedi ama ATK raporu cinsel ilişki yaşanmadığını ortaya koydu. Yani ifadesi çürütüldü. Dosya iki kez kapatıldı. Adalet Bakanlığı, bunun açıklamasını yapsın. İftiralar ve yalancı tanıklarla dosya kapatıldı. Adalet Bakanı kime hizmet ediyor? Benim de vatandaşlık haklarım var ve haklarımı istiyorum" sözleriyle tepki gösterdi.
 
Toplantı, şüpheli şekilde hayatını kaybeden kadınların yakınlarının konuşmalarıyla devam etti.