Gülistan Kılıç Koçyiğit: Rotamız, demokratik cumhuriyettir
- 17:17 7 Ağustos 2026
- Güncel
ANKARA – Çerçeve yasanın görüşüldüğü Adalet Komisyonu’nda konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, gelinen noktada yüz yıllık sorunların hukukla, demokratik siyasetle ve müzakere ile çözme iradesinin ortaya konulduğunu ifade etti.
Meclis Adalet Komisyonu'nda "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" başlığıyla görüşülen kanun teklifine dair siyasi partilerin değerlendirmeleri sürüyor.
Toplantı, Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel'in açılış konuşması ile başladı. Kanun teklifinin açıklanmasının ardından teklif, yasanın maddelerine ilişkin siyasi parti komisyon üyelerinin değerlendirmeleriyle devam ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) adına Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Sadece bir teklifi değil, ortak geleceğimizi de tartışıyoruz’
Bugünün Türkiye’nin siyasi hayatı bakımından önemli bir gün olduğunu ifade eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, tarihe tanıklık edildiğini söyledi. Komisyonda sadece bir teklifin konuşulmadığını dile getiren Gülistan Kılıç Koçyiğit, aynı zamanda ortak geleceğin nasıl konuşulacağının ve bundan sonraki yaşamın nasıl şekilleneceğinin de tartışıldığını söyledi. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Önemli bir eşlikteyiz. Bu eşiği güçlü aşarsak yarınlara güçlü adımlarla ilerleyip, eşit özgür, demokratik cumhuriyeti inşa etme konusunda da ciddi bir mesafede kat etmiş olacağız. Bu ülkede eşitlikten ve özgürlükten yana olan her bir insanın da tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu ifade etmek istiyoruz. Biz sadece burada birer milletvekili olarak değil, aynı zamanda bu ülkede yaşayan milyonları temsil ediyoruz. Milyonlara olan borcumuzu bir adım daha çözüme ve barışa yaklaştırarak vermek istiyoruz. Biz DEM Parti olarak ilk defa mecliste ve bir komisyonda ilk imzacı ve teklifin sahibi olarak konuşuyoruz. Bizi yan yana tutacak olan ortak geleceğimizin mührüne atılmış bir önemli bir başlangıçtır” dedi.
‘“Türkiye geleceğini nasıl kuracak?” sorusuna yanıt oluşturuyoruz’
Ortadoğu'da yüz yıl önce emperyalist devletlerin kurdukları sınırların ortadan kalktığını belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, küresel kapitalist sistemin yeniden şekillendiğini ve bu sistemin şekillenmesinde şiddetin en başat rolünü oynadığını vurguladı. Savaşlar, işgaller, katliamlar ve Ortadoğu'da yaşananların herkese öğretmesi gereken bir hakikat olduğunu söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, “2026 yılında bütün dünyanın gözleri önünde aslında çok da önceden başlayan Filistin soykırımını her birimiz izledik. Dünyanın gözü önünde oldu. Resmi rakamlara göre 70-80 bin insanın yaşamını yitirdiği bir büyük soykırıma tanıklık ettik. Bütün bu soykırımların, bütün bu katliamların arka perdesinde ne var? Enerji nakil hatları var, ticaret yolları var ve bu enerji nakil hatlarıyla ticaret yollarına egemen olma anlayışı var. O anlamıyla sermaye ve iktidar tekelleri tarafından aslında küresel jeopolitik yeniden şekillendiriliyor. Burada yeniden halkların lehine ne yazık ki ölüm, kan, gözyaşı ve sürgün düşüyor. Hatta bunun üzerine Filistin'de, Gazze'de olduğu gibi açlıktan yaşamını yitiren çocukları, kıtlığı da ekleyebiliriz. Peki bütün bu alt üst oluşun merkezinde olan Ortadoğu'daki yüz yıllık statükonun bozulması, yüz yıl önceki emperyalist devletlerin çizdiği sınırların alt üst olmasında Türkiye nasıl bir pozisyonda? Türkiye geleceğini nasıl kuracak? Bugün bu yasayla aynı zamanda bu soruya da yanıt oluşturduğumuzu unutmamamız gerekiyor” diye belirtti..
’27 Şubat çağrısı, büyük bir manifesto ve halkların özneleşme çağrısıdır’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın, bütün bu gidişe halklar lehine büyük bir müdahalesi olduğunu vurgulayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, bu çağrının büyük bir manifesto olduğunu ve halkların özneleşme çağrısı olduğunu dile getirdi. Çağrının bu anlamıyla Ortadoğu ve Türkiye açısından öneminin büyük olduğunu kaydeden Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bizler de DEM Parti olarak sürece tam da bu tarihsel perspektifle ve bakış açısıyla, dönemsel, taktik ya da anla ilgili bir değerlendirme yapmadığımızın altını çizmek isterim. Tarihsel ve stratejik önemde bir çağrı olarak ele alıyoruz. Tüm çabamız Ortadoğu'da ve dünyada kritik dönüşümler yaşanırken, tarihsel Kürt ve Türk ilişkilerinin demokratik temelde yeniden güncellenmesi ve eşitlik temelinde yeniden kurulmasıdır. Çünkü ülkenin ve Ortadoğu'nun demokratikleşmesinin, tarihsel Kürt Türk ilişkilerinin eşit hukukla, demokratik temelde güçlenmesinden başka yolu yoktur. Halklarımıza ve tüm kamuoyuna sesleniyoruz: Bu salonda bulunan bütün sayın vekillere çağrımızdır. Hep birlikte tarihsel bir iş yaptığımızın bilinciyle hareket etme zamanıdır. Gelin ülkenin ve Ortadoğu'nun kaderini halklar olarak bizler belirleyelim. Halkın temsilcileri olarak bizler sistemi demokratik dönüşüme zorlayan yeni bir demokrasi mücadelesinin kapısını hep beraber aralayalım. Barışı kalıcı hale getirelim. Bu nedenle de bir bütün olarak siyaset kurumunun, meclisin, iktidarın, muhalefetin bu sürecin paydaşı olduğunu ifade etmemiz gerekiyor” diye hatırlattı.
’86 milyonun kazanacağı bir sürecin başlangıcındayız’
Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümünün sadece DEM Parti ve Kürtlerin sorunu olmadığına dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, bu sorunun ülkede yaşayan herkesin sorunu olduğunu belirtti. Siyasette hiçbir demokratik kazanımın kendiliğinden ortaya çıkmadığını söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Emekçiler, kadınlar, bu ülkenin demokrasi için mücadele edenleri olarak biliriz ki bu ülkede ne varsa demokrasi adına, eşitlik adına, özgürlük adına her birisi büyük bir mücadeleyle kazanılmıştır. O anlamıyla bugün de mücadelenin cesaret, emek ve risk üstlenmeyi istediğini görmemiz ve bilmemiz gerekiyor. Şu an herkes için demokrasiye kapı aralayan bir sürecin içerisindeyiz. Bu sürecin kaybedeninin olmadığının altını çizmek istiyorum. 86 milyonun kazanacağı bir sürecin başlangıcındayız. 86 milyonun geleceğini, ilgilendiren bir sürecin içerisindeyiz. Biz de en temelde yasa teklifine bu bakış açısıyla bakıyoruz. Bu yüzden kolaylaştırıcı olmaya çalışıyoruz. Elbette önünüze gelen metinde bizim de tam olarak uygun bulmadığımız, eksik bulduğumuz, yetersiz bulduğumuz başlangıçlar var. Fakat bu metnin önemini, tarihselliğini gölgelememelidir. Önemli bir eşikteyiz, önemli bir teklifle karşı karşıyayız. Bu anlamıyla bunun tarihsel öneminin de altını çizmemiz gerekiyor. Çünkü bizler yarını kurduğumuzun bilincindeyiz. Eşit, özgür, demokratik bir ülke istiyoruz. Bu nedenle de bugün bu yasanın tarafındayız. Bu yasaya imza koyduk. Bizler parti olarak bu yasa teklifini tüm sorunlarımızın köklü çözümünün başlangıç noktası olarak görüyoruz. Bu yasa teklifi uzun, zorlu ve demokratik bir dönüşüm yolculuğunun çok önemli bir adımını oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz tarihsel eşik Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun imkânını ve sorumluluğunu önümüze koymaktadır” diye belirtti.
İdam sehpalarından demokratik zemine
Meselenin yasal bir düzenlemenin ötesinde olduğunu vurgulayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, yüz yıllık sorunların hukukla, demokratik siyasetle ve müzakere ile çözme iradesinin ortaya konulduğunu ifade etti. Eşit yurttaşlığın; demokratik uzlaşma temelinde yeni bir geleceği birlikte kurabilmek olduğunu kaydeden Gülistan Kılıç Koçyiğit, atılacak her adımın yüzyıllar sonrasını olumlu anlamda etkileyecek tarihsel bir adım olduğunu sözlerine ekledi. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bir kök yasadan bahsettiğimizin de altını çizelim. Bu ülkenin ezilenleri olarak çok büyük baskılara, zulümlere maruz bırakıldık. Varlığımız, dilimiz, kimliğimiz, inancımız inkâr edildi. Buna karşı direndik, büyük mücadele ettik ve ağır bedeller ödedik. Ama bugün görüyoruz ki bütün bu bedelleri geride bırakmanın eşiğindeyiz. Görüyoruz ki yaşanan acılar, ödenen bedeller aslında boşa gitmemiş. Bugün yok sayılmaya çalışılan Kürt halkının varlığı, iradesi artık inkâr edilemez bir tarihsel gerçeklik olarak ortadadır. Yüz yıllık Kürt sorununun, idam sehpalarından demokratik zemine taşınmasının yolu açılmıştır ve demokratik siyaset zeminine taşınan bu sorunun ret, inkâr ve tekçilik döngüsünü kırarak demokratik bir diyalogla müzakere ile çözülmesinin imkânlarına kapı aralanmıştır. Demokratik çözümün demokratik siyasetle, demokratik müzakereyle ve ortak akılla, demokratik uzlaşıyla çözülebileceği artık anlaşılmıştır” diye konuştu.
‘Rotamız demokratik cumhuriyettir’
Farklı toplumsal ve siyasal kesimlerin, devlet kurumlarının ve karar vericilerin bu süreçte sorumluluk almasının, diyalog ve çözüm iradesini göstermesinin bu tarihsel eşikte yeni bir sayfa açılmasına önemli bir katkı sunduğunu dile getiren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Açılan bu yeni sayfa tıpkı Amasya Genelgesi gibi, tıpkı Erzurum-Sivas Kongreleri gibi, Cumhuriyetin kuruluşu gibi tarihsel bir önemdedir. Söz konusu olan tarihsel Kürt-Türk ilişkilerinin geleceğidir. Sayın Öcalan'ın da ifade ettiği gibi; ‘Kürt'ten Türk'ü, Türk'ten çıkarırsanız geriye ne kalır ki?’ Amacımız bütün halkların, inançların, kimlik ve kültürlerin özgürce kendini yaşayabileceği eşit yurttaşlık hukukunu, hak temelli bir adalet sistemini bu topraklara ebediyen kazandırmaktır. Ve demokratik halkların güvence altına alındığı ortak geleceği birlikte yaratmaktır. Öte yandan bu yasa teklifiyle demokrasi ve özgürlük mücadelemizde yeni bir sayfa açıldığının da altını çizmemiz gerekiyor. Demokrasi kimseye altın tepside sunmaz. Bu uzun erimli demokratik bir mücadele sürecidir. Demokrasi mücadelemiz, demokratik siyaset alanının genişlemesi ile birlikte yeni bir evreye taşınıyor. Önümüzde ülkenin bütün ezilenlerini ve ötekileştirilenlerini kapsayan daha güçlü bir demokratik mücadele zemini açılıyor. Cumhuriyetin demokrasi ile taçlanması mücadelesi de bu zeminde demokratik Cumhuriyet hedefi doğrultusunda ilerliyor. Bizim ifade ettiğimiz demokratik cumhuriyet, demokrasinin derinleşmesi Cumhuriyetin toplumsallaşması ve eşit yurttaşlığın toplumun bütün kesimlerini kapsayacak biçimde hayata geçmesidir. Dışlanan, ötekileştirilen tüm kesimlerin demokratik ortak yaşamın eşit öznesi haline gelmesidir. Bu nedenle demokratik Cumhuriyet yalnızca Kürtlerin değil, bu topraklarda yaşayan 86 milyonun ortak geleceğinin adıdır. Önümüzdeki dönemde de bu hedef Doğrultusunda aynı kararlılık, aynı emek ve ciddiyetle çalışacağız. Rotamız, demokratik cumhuriyettir” dedi.
‘Barış yalnızca demokratik bir ihtiyaç değil’
Gülistan Kılıç Koçyiğit, son olarak şu ifadelere yer verdi: “Cumhuriyetin kuruluş sürecinde toplumun önemli kesimleri dışlayıcı politikalar nedeniyle eşit yurttaşlık zeminine dahil edilemedi. Farklı kesimler, Kürtler ve sosyalistler uzun yıllar sistem dışında bırakıldı. Farklı kesimler zamanla sistem içinde kendilerine bir yer bulabildiler. Ancak Kürtler, Aleviler ve sosyalistler açısından aynı demokratik kapsayıcılığın sağlandığını söylememiz ne yazık ki mümkün değil. Demokratik Cumhuriyet tam da bu tarihsel eksikliği gidermeyi, cumhuriyeti bütün toplumsal kesimlerin eşit biçimde dahil olduğu ortak bir zemine dönüştürmeyi hedeflemektedir. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü aynı zamanda refahın da kapısını açacaktır. Kaynakların silahlanmaya ve güvenleyici politikalara değil, barınmaya, istihdama, eğitime, sağlığa, sosyal refaha ayrılması için tarihsel büyük bir fırsat doğacaktır.
Barış, ekmeğin büyümesi, sofraların hareketlenmesi, kadınların eşit ve özgür yaşaması, gençlerin geleceğini bu ülkede bulması ve kurabilmesi, emeklinin insanca yaşayabilmesi, çiftçinin üretebilmesi, işçinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve çocukların haklarına güvenceyle erişebilmesinin yolunu açacaktır. En iyimser hesaplamalara göre çatışmalı sürecin maliyeti yaklaşık 4 trilyon dolardır. Bu kaynak savaşa değil, halkın refahına ayrılabilseydi, bugün daha güçlü bir ekonomi, daha adil bir gelir dağılımı ve çok daha nitelikli kamusal hizmetlere sahip olabilirdik. Bu nedenle barış yalnızca demokratik bir ihtiyaç değildir. Emekçinin, emeklinin, çiftçinin, esnafın, kadının, gencin ve bütün yurttaşların ortak ekonomik çıkarınadır”







