Londra Konferansı’nda Kürtlerin geleceği ve kadın özgürlüğü tartışıldı

  • 21:22 30 Eylül 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Londra’da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’nın ikinci gününde Kürt meselesinin farklı parçalardaki siyasal geleceği tartışıldı. Îlham Ehmed, Suriye’de yürütülen sürece ilişkin “Konuşulan entegrasyon gerçek olmalı ve özgürlük ile haklara dayanmalıdır” dedi.
 
İngiltere’nin başkenti Londra’da Centre for Kurdish Affairs tarafından düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’nın ikinci günü, Kürt meselesinin farklı parçalardaki siyasal geleceğine ilişkin tartışmalarla devam etti.
 
“The Kurdish Question Across Borders – Sınırlar Ötesinde Kürt Sorunu” başlığıyla gerçekleştirilen oturumun moderatörlüğünü gazeteci Fréderike Geerdink yaptı. Oturuma Îlham Ehmed video mesajla katılırken, Dr. Abdulkerîm Omer, Dr. Şîlan Fuad Huseyîn ve Dr. Hêmin Seyîdî değerlendirmelerde bulundu.
 
Îlham Ehmed, Suriye’de yürütülen süreç ile Kürtlerin ülkenin geleceğindeki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 29 Ocak’ta ateşkesi öngören bir anlaşmaya ulaşıldığını belirten Îlham Ehmed, hedefin savaşı sona erdirmek ve Kürtlerin Suriye devleti ile kurumlarına katılımını sağlayacak bir süreç oluşturmak olduğunu söyledi.
 
Bu kapsamda Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD) orduya, İç Güvenlik Güçleri’nin İçişleri Bakanlığı’na ve Özerk Yönetim kurumlarının devlet kurumlarına entegrasyonunun gündemde olduğunu belirten Îlham Ehmed, süreçte bazı adımlar atıldığını ancak özellikle eğitim alanında ciddi sorunların devam ettiğini ifade etti.
 
‘Entegrasyon özgürlük ve haklara dayanmalı’
 
Kürtçenin hükümet okullarında haftada 3 saat okutulmasının kabul edildiğini ancak resmi eğitim dili olarak tanınmadığını dile getiren Îlham Ehmed, yıllardır ana dilinde eğitim gören ve yalnızca Kürtçe bilen çocukların bulunduğuna dikkat çekti. Eğitim sisteminin bir anda değiştirilmesinin çocukların geleceğini olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Îlham Ehmed, Kürtçenin Kürtler için resmi eğitim dili olarak Suriye Anayasası’nda tanınmasını istediklerini belirtti.
 
Kürtlerin Suriye’nin bütün kurumlarında ve bakanlıklarında temsil edilmesi gerektiğini belirten Îlham Ehmed, Kürt toplumunun kültürel, coğrafi ve toplumsal alanlardaki haklarının yanı sıra siyasal faaliyet yürütme hakkının da güvence altına alınması gerektiğini kaydetti.
 
Kadınların siyasal ve idari karar mekanizmalarında yer almasının önemini vurgulayan Îlham Ehmed, “Konuşulan entegrasyon gerçek olmalı ve özgürlük ile haklara dayanmalıdır” dedi.
 
‘Mücadele barışçıl yöntemlerle sürecek’
 
Dr. Abdulkerîm Omer ise bundan sonraki temel meselelerden birinin demokratik güçlerin nasıl örgütleneceği olduğunu söyledi. Rojava’da yeni siyasal yapının nasıl şekilleneceğine ilişkin tartışmaların sürdüğünü belirten Abdulkerîm Omer, bunun bir parti mi yoksa daha geniş ve kapsayıcı bir siyasal oluşum mu olacağının henüz kesinleşmediğini ifade etti.
 
Abdulkerîm Omer, kurulacak siyasal yapının yalnızca Kürtlerden oluşması ya da Suriye’deki farklı halkları, toplumsal kesimleri, siyasi güçleri ve düşünceleri kapsayan ortak bir yapıya dönüşmesi seçeneklerinin tartışıldığını söyledi. Bu çerçevede Suriye’nin tamamına hitap eden ulusal ve demokratik bir siyasal oluşumun da seçenekler arasında olduğunu belirtti.
 
Bundan sonraki mücadele yöntemine ilişkin iradenin net olduğunu vurgulayan Abdulkerîm Omer, “Bundan sonraki mücadele silahla ve askeri yöntemlerle değil; siyaset, diplomasi ve barışçıl mücadele yoluyla sürdürülecektir” dedi.
 
Siyasi örgütlenmenin güçlendirilmesi, diyalog ve diplomasi kanallarının geliştirilmesi gerektiğini belirten Abdulkerîm Omer, amacın Kürtlerin kendi kimlikleri ve haklarıyla Suriye’nin geleceğinde yer alması ve diğer halklar ile toplumsal kesimlerle ortak, demokratik ve barışçıl bir gelecek kurulması olduğunu kaydetti.
 
Sürece umutla baktıklarını belirten Abdulkerîm Omer, siyasi demagoji ve dar hesaplardan uzak durulması gerektiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Asıl mesele geçmişte yaşananları tekrar etmek değil, geleceği nasıl kuracağımızdır.” 
 
‘Kadın özgürlüğü olmadan birlik eksik kalır’
 
Dr. Şîlan Fuad Huseyîn ise konuşmasında Kürt birliği, özerklik ve kadın özgürlüğü arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Kürt birliğinin yalnızca coğrafya, sınırlar, dil ya da farklı siyasi partilerin tek bir ulusal isim altında toplanması olarak görülemeyeceğinin altını çizen Şîlan Fuad Huseyîn, birliğin farklılıkları tanıyan, gücü paylaşan ve özgürlüğü eşit biçimde güvence altına alan bir ilişki olması gerektiğini dile getirdi.
 
Kadın meselesinin kurulmak istenen siyasal ve toplumsal yapının temel ölçütlerinden biri olduğunu vurgulayan Şîlan Fuad Huseyîn, “Kadınların özgürlüğü olmadan birlik eksik kalır. Kadınların liderliği olmadan demokrasi, ulusun yarısının bütün ulus adına verdiği bir söze dönüşür” dedi.
 
Rojava deneyimine de değinen Şîlan Fuad Huseyîn, kadınların yalnızca özgürleşmenin yararlanıcıları değil, yeni kurumların kurucuları olarak ortaya çıktığını belirterek, kadın meclisleri, akademiler, komünler, kooperatifler, sivil kurumlar ve eşbaşkanlık sisteminin siyasetin yapısını değiştirdiğini ifade eden Şîlan Fuad Huseyîn, bu deneyimin yalnızca silahlı kadınların görüntülerine indirgenmemesi gerektiğini vurguladı.
 
Kalıcı dönüşümün mahallelerde, meclislerde, eğitim alanında ve kadınların gündelik yaşamda söz ve karar sahibi olmasıyla gerçekleştiğini belirten Şîlan Fuad Huseyîn, Rojava deneyiminin romantikleştirilmemesi gerektiğini de vurguladı. Kadınların kamusal alanda görev alırken ev içinde hâlâ erkek egemen ilişkiler ve eşitsiz emek yüküyle karşı karşıya kalabildiğine dikkat çekti.
 
Kadın örgütlerinin Kürt kurumlarını, liderlerini ve hareketlerini sorgulama özgürlüğüne sahip olması gerektiğini söyleyen Şîlan Fuad Huseyîn, eleştirinin ihanet olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Kadınların gerçeği söylediği için cezalandırıldığı bir yapının birliği değil, hiyerarşiyi koruyacağını ifade etti.
 
Şîlan Fuad Huseyîn, kadınların geleceğe sonradan dahil edilen değil, geleceğin kuruluşuna başından itibaren katılan aktörler olması gerektiğini belirterek, “Kadın özgürlüğü Kürt kurtuluş tarihinin bir bölümü değildir. Bütün hikâyenin yazılması gereken gramerdir” dedi.
 
Şîlan Fuad Huseyîn, konuşmasını “Jin, jiyan, azadî” sözleriyle tamamladı.
 
‘Kuşku tarihsel deneyimlerden geliyor’
 
Dr. Hêmin Seyîdî ise Rojhilat’taki siyasal durum ve İran Kürtlerinin müzakere deneyimleri üzerinde durdu. Rojhilat’ta Kürtlerin uzun yıllardır ulusal hakları için mücadele ettiğini belirten Hêmin Seyîdî, İran’daki Kürt toplumunun siyasal örgütlenme konusunda önemli bir tarihsel birikime sahip olduğunu söyledi. Rojhilat’taki Kürtlerin hükümetle yürütülecek müzakerelere karşı son derece temkinli ve kuşkucu olduğunu belirten Hêmin Seyîdî, bu tutumun geçmiş deneyimlerden kaynaklandığını ifade etti. “Bu kuşku soyut değil; kanla yazılmıştır” diyen Hêmin Seyîdî, geçmişte Kürt siyasal aktörlerinin yaşadığı çeşitli müzakere deneyimlerini örnek gösterdi.
 
Buna rağmen Rojhilat’taki Kürtlerin Türkiye’de devam eden süreci umut ve temkinle izlediğini söyleyen Hêmin Seyîdî, İran ve Türkiye’nin siyasal koşullarının birbirinden farklı olduğuna dikkat çekti. Farklı Kürdistan parçalarındaki deneyimlerin birbirinden öğrenebileceğini ancak bir yerde uygulanan modelin başka bir yere doğrudan taşınamayacağını kaydetti.
 
Hêmin Seyîdî, “Jin, jiyan, azadî” düşüncesine de dikkat çekerek, sloganın 2022’de İran’daki protestolarda güçlü bir toplumsal ve siyasal karşılık bulduğunu belirtti. Kadın özgürlüğü eksenli bu düşüncenin Kürdistan’ın sınırlarını aşan bir etki yarattığının altını çizdi.
 
Hêmin Seyîdî, Rojhilat’taki Kürtlerin siyasal örgütlenme ve mücadele deneyiminin İran’ın geleceğine ilişkin tartışmalarda önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.