Gülten Kışanak: Kürtlerin varlığını reddeden zihniyet savaş zihniyetidir

  • 12:05 11 Ocak 2026
  • Güncel
RIHA- Kendimizi ve kentimizi yönetmek: Kentte demokrasi ve toplumsal barış” şiarıyla gerçekleştirilen çalıştayda konuşan Kürt siyasetçi Gülten Kışanak, “Ankara'yı ve Şam'daki yönetimi etkileyen tüm siyasi aktörleri, devletleri, Kürtlerin varlığını kabul eden yeni bir çözüm konusunda insani ve vicdani bir tutum almaya davet ediyoruz” dedi. 
 
Riha’da (Urfa) Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde, “Kendimizi ve kentimizi yönetmek: Kentte demokrasi ve toplumsal barış” şiarıyla gerçekleştirilen çalıştay 2’nci gününde devam ediyor. Riha Barosu Tahir Elçi Konferans Salonun’da gerçekleştirilen çalıştayın ilk oturumunda, “Kent barışı ve demokrasi uzlaşısı” konusu işlendi. Avukat Gülistan Paydaş’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Kürt siyasetçi Gülistan Kışanacak, Esenyurt Belediyesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer ve Riha Ticaret Odası Meclis üyesi Serhat Gerger panelist olarak katıldı.
 
'Savaş derinleştiğinde yoksulluk derinleşiyor'
 
Oturumda ilk olarak Riha Ticaret Odası Meclis üyesi Serhat Gerger konuştu. Gelinen aşamada toplumsal refahtan bahsedilemediğini belirten Serhat Gerger, “Savaş politikalarından bahsederken bu durum yalnızca siyasal bir mesele olmaktan çıkmaktadır. Artık bununla birlikte gündelik yaşamı, üretimi, ticareti doğrudan etkilemektedir. Savaş ve şiddet politikaları ilerlediğinde yoksulluğun derinleşmesiyle göçler başlamaktadır. Göç başladığı zaman da kitlesel toplumlarda kentlerde ciddi bir şekilde çatışma uzlaşma aksaklıkları meydana gelmekte. Bu zincir kırılmadığı sürece maalesef kent barışından bahsetmemiz çok zor noktadadır” dedi.
 
‘Türkiye Halep'teki savaştan sorumludur'
 
Ardından hava muhalefeti nedeniyle kente gelemediği için zoom üzerinde panele katılan Kürt siyasetçi Gülten Kışanak konuştu. Konuşmasına Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırıyı kınayarak başlayan Gülten Kışanak, “Bu saldırıları sadece Şam hükümetinin değil, ona askeri ve siyasi destek verenlerde sorumlular. Maalesef Türkiye’nin de bu savaşa destek verdiğini ve taraf olduğunu görüyoruz. Tarihi Kürt-Türk barışını konuşulduğu bu topraklarda bir arada barış için yaşayabileceği çözüm imkanı yaratmaya başladığı bir dönemde bu saldırı başladı” ifadelerini kullandı.
 
'Kendinizi yönetemezsiniz diyen zihniyet savaş zihniyetidir'
 
Savaşın hayatları ve kentleri bir yıkıma uğrattığını ifade eden Gülten Kışanak, “Onun için ısrarlı bir şekilde bu barış mücadelesi çabamızı sürdüreceğiz. Ancak şu uyarıyı yapmadan da geri duramayız. Ankara'yı ve Şam'daki yönetimi etkileyen tüm siyasi aktörleri, devletleri, Kürtlerin varlığını kabul eden yeni bir çözüm konusunda insani ve vicdani bir tutum almaya davet ediyoruz. Kürtlerin varlığını reddeden, bir irade olarak, halk olarak, kentini, mahallesini yönetmek isteyen, insanları reddeden bir yaklaşım,  ‘sizi başkaları yönetecek. Siz kendinizi yönetemezsiniz. Sizin iradeniz yok’ diyen zihniyetin kendisi bir savaş zihniyetidir, bir darbe zihniyetidir” şeklinde konuştu.
 
‘Darbe mekaniği ırkçılıktan beslenir'
 
Darbe dinamiğinin ırkçılıktan beslendiğini ifade eden Gülten Kışanak, “Başka halkların, başka kimliklerin, başka dillerin varlığını ve yaşam haklarını kabullenmeyen zihniyettir. Bu zihniyet nerede varsa orada bu darbe dinamiği devreye girer. Darbe deyince böyle klasik olarak üç beş kişinin bir araya gelip bir yönetimi devrilmesi değil. Yani farklı olana yaşam hakkı tanıyan, farklı olanın bir dili kimliğini yönetime katılma hakkını kendi kendinde güven içerisinde yaşama hakkını kabul etmeyen milletin kendisi darbe dinamiğidir ve bütün şiddet, savaş ve darbeler bu zihniyetten beslenir. Bu zihniyete karşı halkların, kimliklerin, farklılıkların kentlerinde yan yana barış içerisinde yaşamalarını savunarak bu mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.
 
‘Süreci toplumsallaştırmamız gerekiyor'
 
Gülten Kışanak’ın ardından kayyım atanarak görevden alınan Esenyurt Belediyesi Başkanı Ahmet Özer konuştu. Türkiye’nin önemli bir süreçten geçtiğinin altını çizen Ahmet Özer, “Türkiye halkları için tarihi bir fırsat sunuyor bize. Ama bu fırsatı kullanmakta heba etmekte bizim elimizde. Bu tarihi fırsatı heba etmemek lazım. Bu anlamda elbette ki merkezde aktörlerin, partilerin yaptığı işler var. Ama bu süreç sadece onların yaptığı işlerle olmaz. Geçmişte de benzer adımlar adıldı ama başarısızlıkla sonuçlandı. Birçok nedeni olabilir ama en önemli nedeni bu sürecin toplumsallaştırılmaması oldu. Şimdi de bu riskle karşı karşıyayız. Önemli olan bu süreci toplumsallaştırmaktır. Hepimizin bu süreçte görev edinip barış için çalışması gerekiyor” dedi.
 
Yapılan konuşmaların ardından ilk oturum soru-cevap bölümüyle son buldu.