Saldırılara tepki: Rojava’da Kürtler katledilirken burada barış sağlanamaz

  • 09:04 12 Ocak 2026
  • Güncel
İZMİR - Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı çetelerin Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılarına tepki gösteren kadınlar, saldırıların barış umuduna zarar verdiğini ifade etti. Kadınlar, saldırıların bir an önce durdurulması gerektiği çağrısında bulundu. 
 
Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı çetelerin 6 Ocak’ta Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırıları devam ediyor. Öte yandan ‘Bayraktar’ isimli SİHA’larla Şêxmeqsûd mahallesi üzerinde uçuş yapan ve mahalleyi bombaladığı görülen Türkiye de HTŞ çetelerinin saldırıları ve katliamında rol oynuyor. Saldırılarda çok sayıda sivil katledildi ve binlerce yurttaş yerinden edilirken, mahalleler kuşatma altında tutulmaya devam ediyor. Saldırılara karşı halkın ve İç Güvenlik Güçleri’nin direnişi ise sürüyor.
 
Saldırılara karşı tepki gösteren kadınlar, saldırıların sürece darbe vurduğunu belirterek barış umudunun zarar görebileceğini ifade etti. Rojava halkının yanında olduklarını dile getiren kadınlar, tüm dünyaya, saldırılara tepki göstermesi için çağrıda bulundu.   
 
‘Türkiye çetelerle birlikte mi hareket ediyor?’
 
Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı çetelerin Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılarının, Türkiye’deki sürece zarar verebileceğini belirten Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi üyesi Nevin Aytekin, “Bir yandan Türkiye'deki barış süreci devam ederken aynı zamanda Suriye'deki Kürtlere yapılan baskılar, saldırılar doğru değil. Bu, sürece ket vuracak ve bu süreci baltalayacak hareketler. Kaldı ki Bahçeli'nin açıklamaları da ortada. Önceden barış dilini kullanıyordu. ‘Barış olması gerekir, iyi olacak’ diyordu. ‘Abdullah Öcalan meclise gelip konuşsun’ diye olumlu sözler söylüyordu ama niyeyse son zamanlarda yine dilini sertleştirmeye başladı ve gerçekten kötü bir dil kullanmaya başladı. Kürtlere yönelik olumlu olmayan, negatif söylemler olmaya başladı. Bunları birlikte değerlendirmek gerekiyor. Yani oradaki saldırılarla birlikte, buradaki egemen sınıfların temsilcisi olan Bahçeli'nin, bu söylemleri insanı gerçekten düşündürüyor. Yani birlikte mi hareket ediliyor acaba diye bir soru işareti getiriyor insanın aklına. Orada herhangi bir savaş yokken, oradaki mahallelere saldırılması, özellikle kadınlara yönelik bir savaş ilan edilmesi ve oradaki mahallelerde silahla insanların katledilmesi olumlanacak bir şey değil. Şara hükümeti de DSG'yi kıstırıp kendi istekleri doğrultusunda hareket ettirmek istiyor. Mutabakatta henüz tam bir netlik yok. O anlamda, belki de DSG'yi kıstırmak ve bu konuda kendi de istediklerini elde etmek için veya kabul ettirmek için de bu tür saldırıların olduğunu düşünüyorum” dedi.
 
‘Dünya bu saldırılara sessiz kalmamalı’
 
Dünya kamuoyunun bu saldırılara sessiz kalmaması gerektiğini söyleyen Nevin Aytekin, “İlk önce Türkiye'deki demokratik güçlerin buna karşı bir tepki alması gerekiyor. Birkaç gündür Türkiye'de bütün sol sosyalist hareketler, Kürt hareketiyle birlikte bir karşı duruş sergiliyorlar ama bu yeterli değil. Bunun tüm dünyada karşı durulması, protesto edilmesi, önüne geçilmesi için birtakım tedbirlerin alınması gerekiyor. Açıkçası bunu yapar mı dünya, çok da ümidim yok. Çünkü son günlerde Trump istediği gibi hareket ediyor. Buna karşı bile dünyadaki ve Avrupa'daki hiçbir ülke bir karşı duruş sergilemiyor. Sanki Trump'a yol vermiş gibiler. Alabildiğince pervasızca hareketler yapılıyor. Bu anlamda da çok umutlu değilim ama bizim buradan daha çok sesimizin çıkması gerekiyor. Daha çok mücadele etmek gerekiyor” şeklinde konuştu.
 
‘Rojava yalnız değildir!’
 
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırıları kınadıklarını dile getiren Nispet Üzrek, Rojava halkının yanında olduklarını belirtti. Nispet Üzrek, “Saldırılar ve katliamlardan dolayı çok öfkeliyiz, çok üzgünüz ama iyi bilsinler ki Kürt halkı ne olura olsun yan yanadır, küçük oyunlara gelmez. Kış vakti, soğuk havalarda kadın, çocuk demeden Rojava’ya vahşice saldırıyorlar. Geceleri gözümüze uyku girmiyor. Bizim Rojava halkıyla dayanışma içerisinde olmamız gerekiyor. Destek olmamız gerekiyor. Rojava yalnız değildir! Biz onların ve tüm ezilenlerin yanındayız. Rojava’da, Orta Doğu’da Kürtlere karşı yapılan tüm saldırıları kınıyoruz. Artık yeter, bu nereye kadar böyle sürecek? Ne istiyorlar? Kürt kadınların her yerde ayaklanması gerekiyor. Artık yeter, çocuklarımız, gençler toprak altına girmesin. Dünya kadınları da duysun sesimizi. Kürtler, Türkler, Araplar herkesin ayağa kalkması gerekiyor. Biz savaş istemiyoruz, ölüm istemiyoruz. Biz kardeşlik ve barış istiyoruz. Daha ne kadar Kürtlerin kanını dökecekler? Rojava ve Rojhilat’ta direnen tüm halkımıza başarılar diliyorum ve hepsini selamlıyorum. Halkımız ayakta dursun, kimse bizimle başa çıkamaz çünkü biz güçlü bir irade sahibiyiz, güç sahibiyiz” diye belirtti.
 
‘Rojava’da Kürtler katledilirken burada barış sağlanamaz’
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bayraklı İlçe Örgütü yöneticisi Fatma Karabay, yapılan saldırıların bölgesel barışa zarar verdiğini belirterek Türkiye’nin rolüne dikkat çekti. Barışın sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada sağlanması gerektiğini dile getiren Fatma Karabay, “Rojava'da haksız yere, insanlık dışı bir şekilde Kürtler katledilirken burada barış sağlanamaz. Devlet buradaki inandırıcılığını da kaybeder. O yüzden bir an önce barışı sağlama yolunda demokratik adımlar atılmalı. Haberleri dinlediğimizde, ‘Rojava'da, mutabakata uyulmadı’ deniyor. Ama Rojava'nın sürekli müzakere yapma çağrısı da geri itiliyor. Eğer Kürtler orada bir tehlike olarak görülüyorsa daha tehlikeli emperyalist güçler var. Devlet çabasını emperyalist güçlere harcamalı. Bir sivil halk katlediliyorsa bu katliama karşı sessiz kalmak, katledenler kadar suçlu duruma düşmektedir. Bir an önce bu katliam durdurulmalıdır. Çünkü sivil katliamının yapılması hiçbir zaman barış sağlamaz ve hiçbir zaman insanların aklına barış umudunu da getirmez. Bir an önce bu katliam kesilmelidir” şeklinde konuştu.