‘Birlikte Demokratik Cumhuriyet’e ulaşmayı arzuluyoruz'

  • 10:41 13 Haziran 2026
  • Güncel
İSTANBUL - İstanbul'da düzenlenen"İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı" başladı. Açılış konuşmasını yapan Siyasetçi Gültan Kışanak, “İkinci yüzyılda hep birlikte demokratik bir cumhuriyete ulaşmayı arzuluyoruz" dedi. 
 
İstanbul’da 29 aydın, yazar, siyasetçi ve sanatçının çağrısıyla "İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı" Cem Karaca Kültür Merkezi'nde gerçekleşiyor. 
 
Salonda Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Ermenice dillerinde konferansın şiarı LED ekrana yansıtıldı. Çağrıcıların yanı sıra çok sayıda önemli isim de konferansa katıldı. 
 
Konferansın açılış konuşmasını Gültan Kışanak ve Rıza Türmen yaptı. 
 
Hukukçu Rıza Türmen, konferans ile yeni bir demokrasi hareketi başlatmak istediklerini belirterek, eskiden dersler çıkararak, yeni Cumhuriyeti inşa etmek istediklerini söyledi. Konferansın geçmiş ve gelecek üzerine bir köprü kurmayı amaçladığını söyleyen Rıza Türmen, "Demokratikleşmeyi isteyen tüm hareketleri bir arada tutmak gerekir. Halkı aktif hale getirmek lazım. Türkiye'de muhalefet bölünmüş, kuşatılmış durumda. Demokrasi mücadelesinde muhalefete destek vermek önemlidir. Bizler hep birlikte bu desteği verebilirsek bu konferans amacına ulaşacaktır" dedi.
 
Umut kapısı  
 
Kürt sorununun çözümünün ancak demokrasi ile mümkün olabileceğini söyleyen Rıza Türmen, "Demokrasi yoksa Kürt sorununu da çözemeyiz. Demokrasiden uzaklaşırken Kürt sorununu çözüyoruz denemez. Burada bir sorun var. Kürtler demokrasinin motoru haline gelmeli. Bunu en iyi yapabilecek halklardan biridir. Kürt sorununun çözümünü demokrasinin olduğu bir toplumda gerçekleştirebiliriz. Kürtler her zaman ötekiydi. Şimdi yeni cumhuriyetin kurucu iradesinin bir parçası olmalı. Kürt siyasi hareketi demokrasi hareketlerinde en önemli yerde duruyor. Bu konferansta Kürt sorununu demokrasi ile bütünleştirmenin sonucunu çıkarmak lazım. Konferans son değil, demokrasi mücadelesinde yeni bir başlangıç, yeni bir halk hareketi ve umut kapısı olmasını diliyorum" dedi.
 
'Tarihidir'
 
Ardından söz alan siyasetçi Gültan Kışanak, “Bu tarihi konferansı, ilginç bir tesadüfle, önemli politik hafıza mekanlarından birinde yapıyoruz. Cem Karaca Kültür Merkezi’ndeyiz. Hatırlayalım, Cem Karaca, bu ülkede 12 Eylül sonrası vatandaşlıktan çıkarılmış, yani kendisine en üst perdeden ‘sen artık bizden değilsin, dışarıdasın’ denilmiş bir sanatçıydı. O, sadece doğup büyüdüğü yurdundan değil, iradesini temsil eden yurttaşlık hakkından da mahrum bırakılmıştı. Bugün bizler, yurtsuz bırakılan ve iradesi yok sayılan bir sanatçının, Cem Karaca’nın ismini taşıyan bu mekanda; tam da ‘yüz yıllık yalnızlığı, ötekileşmeyi, dışlanmayı, kutuplaşmayı, yabancılaşmayı, çatışmayı’ ve en çok da bu sorunları nasıl aşacağımızı konuşacağız”  ifadelerini kullandı. 
 
2'nci yüzyılda demokratik Cumhuriyet 
 
Cumhuriyetin birinci yüzyılında yaşanan sorunların “demokratik dönüşüm” ile aşılabileceğini vurgulayan Gültan Kışanak, şöyle devam etti: “İkinci yüzyılda bu rotayı, hep birlikte takip ederek, demokratik bir cumhuriyete ulaşmayı arzuluyoruz. Bunu tahayyül ediyoruz. Yaşadıklarımızın ufkumuzu daraltmasına, bizi umutsuzluğa sevk etmesine izin veremeyiz. Otoriter, tekçi, üstünlükçü yaklaşımların yarattığı dışlama pratiklerinin sona erdiği; Kürt meselesinin özgürlük ve eşitlik ilkelerine dayalı barışçıl çözümünün gerçekleştiği; temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı demokratik ortak bir gelecek tahayyülü en önemli motivasyon kaynağımızdır.”
 
Rota barış ve demokrasi
 
“Başarabiliriz, geleceğimize yön verebiliriz” diye vurgulayan Gültan Kışanak, şunları söyledi: “Demokratik dönüşüm rotasında buluşabilirsek, barış ve demokrasiye dayalı ortak geleceğin o kadar da uzakta olmadığını görebiliriz.
 
Bugün, burada sadece geçmişi değil, daha çok da geleceği ve mümkün olanı konuşmak için bir araya geldik. Türkçe ‘konuşmak’ ve ‘komşu’ kelimeleri, ‘konmak’ fiilinden, yani bir yere yerleşmek, bir dalda durmak eyleminden türemiştir. Karşılıklı ve birlikte bir yerde durmak. Aynı zeminde olmak, aynı dalı paylaşmak, komşu olmak ve konuşmak, bir dostluk meclisi kurmak... Biz bugün burada sadece teorik tartışmalar yapmayacağız; birbirimizle komşu olduğumuzu, bu kadim coğrafyada birlikte yaşadığımızı bir kez daha hatırlayacağız. Birbirimizin hakikatine dokunacağız.
 
Bu konferansa en çok da bunun için ihtiyaç duyduk. Bu konferansta iki gün boyunca, yüz yıldır ertelenmiş, ötelenmiş, yeri geldiğinde darbelerle önü kesilmiş, demokratikleşme özlemlerimizi konuşacağız.
 
'Çözümü konuşacağız'
 
Konferans programımız oldukça kapsamlı. Geçen yüz yılın muhasebesini ve bakiyesini; içinden geçtiğimiz sürecin siyasal ve toplumsal analizini; aynı zamanda çözüm imkanlarını konu alan önemli sunumlar yapılacak. 
 
İçinden geçtiğimiz dönemin dört temel özelliğine değinerek, demokratik dönüşümün kaçınılmaz ancak zorlu olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Sürecin birinci özelliği; çoklu krizlerin yaşandığı bir dönemden geçiyor olmaktır. Otoriter yönetim krizi, ekonomik kriz, siyasal kriz, ekolojik kriz, erkeklik krizi, kimlikler krizi, vs... Küresel ve bölgesel gelişmelerden kaynaklı krizler de cabası.
 
Demokratik dönüşüm
 
Bu çoklu kriz durumunun yarattığı bir kaos, karmaşa ve belirsizlik hali var. Bu nedenle toplumda, umutsuzluk, mutsuzluk, hareketsizlik ve beklentili bir ruh hali var. Toplumu, halkı öznellik konumunun dışında tutan bir hal bu. Oysa demokratik dönüşümün temeli, öznesi halktır. Toplumun dinamik, değiştirici gücü yapısal bir suskunluk yaşarsa, demokrasi ölür. Bu nedenle demokratik dönüşüm, artık ekmek su kadar yaşamsal bir ihtiyaç haline gelmiştir.
 
Kürt meselesi
 
Bu çoklu krizlerin kesişim alanında siyaset yaparak, başarılı toplumsal mücadele pratikleri açığa çıkarmak mümkün. Karadeniz’deki balıkçının sorunları ile ekolojik krizin, kadın cinayetleri ile savaşın, adalet ile yoksulluğun, Kürt meselesi ile otoriter rejimin birbiriyle ilişkili olduğunu bilerek ortak mücadeleyi ve dayanışmayı geliştirmek gerekiyor.
 
Dönüşümün sancıları 
 
İkincisi; kapıya dayanan demokratik dönüşüm sürecinin sancılarının çok derin ve sarsıcı olması. Demokratik dönüşüm her şeyden önce sistemsel bir karakter taşıdığı için en çok da iktidarları etkiler. 25 yıllık iktidar değişecek mi? Değişime direnecek mi? Siyasal rejim mi değişti, kritik eşik mi aşıldı, muhalefetsiz bir rejim mi inşa ediliyor? gibi hayati sorulara yanıt aranıyor ancak realite şu ki iktidar da bir değişimin arefesinde olduğunu biliyor ve bunun sancılarını yaşıyor, yaşatıyor.
 
Artık cumhuriyetin ikinci yüz yılında, muhalefet de iktidar da değişimin kaçınılmaz sonuçlarıyla yüz yüze geldi. Demokratik değişime direnen yönler ağır bastığı için büyük bir siyasal kaos yaşanıyor.
 
Kürt realitesi
 
Üçüncüsü; yüz yılı aşkın tarihsel arka planı bulunan, son kırk yıldan beri çatışma zemininde olan Kürt meselesinde büyük bir değişim ihtiyacının ve imkanının ortaya çıkmasıdır. Hem devletin, hem iktidarı ve muhalefetiyle tüm siyaset kurumunun, hem toplumun bu köklü değişime ne kadar hazır olduğu ve bu sürecin nasıl gelişeceği de son derece önemlidir. En genel hatlarıyla Kürt meselesi artık bir bölünme meselesi olmaktan çıkmış, bir tanınma meselesi haline gelmiştir. Daha da ötesi tüm yönleriyle açığa çıkan ‘Kürt realitesi’, hukuk kapısına gelip dayanmıştır.
 
Yapılması gereken, cumhuriyeti korkuların kalesi olmaktan çıkarıp, özgürlüklerin ortak evi hâline getirmektir. Demokratik ulus, bu ortak evin eşit ve özgür yurttaşları; kapsayıcı bütüncül hukuk temel sütunları, demokratik cumhuriyet de çatısı olacaktır.
 
Barış için bir fırsat
 
Kürt meselesi ekseninde gündeme gelen bu büyük değişim ve dönüşümün de sancıları yaşanıyor. İçinden geçtiğimiz sürecin dördüncü dikkat çekici özelliği ise barış için bir fırsat kapısı aralanırken; demokrasi krizinin derinleşmesi paradoksudur. Başarılı barış süreçlerinin en temel karakteri, kimseyi dışında bırakmamasıdır. Mümkün olan en geniş toplumsal ve siyasal mutabakat, barışın teminatıdır.
 
CHP'ye saldırılar
 
Parlamentoda eksikleri olmakla birlikte, barış ve çözüme dair ortak bir raporun hazırlanmış olması son derece önemlidir. Ana muhalefet partisine yönelik uzun zamandan beri devam eden yargı müdahalesi ve son mutlak butlan kararı, bir yönüyle de barış çabalarını boşa çıkartmaya yönelik bir durumdur. Barış ve demokrasi birbirine içkindir. Ve geçen yüz yılda yaşadıklarımızdan da biliyoruz ki Kürt meselesinde dayatılan çözümsüzlük hali, demokrasi krizinin temel kaynağı, laboratuvarı ve deneme sahasıdır.
 
Eşitlik ilkesi
 
Temel hak ve özgürlükleri güvenceye alan, hiç kimseyi dışarıda bırakmayan, eşitlik ilkesi üzerine kurulu demokratik bir sistem, kalıcı barışın da teminatı olacaktır. Kimlik, dil, inanç ve cinsiyet ayrımcılığı olmadan eşit yurttaşlık haklarının güvenceye alınması, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, örgütlenme hak ve özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, çoğul siyasal sistem, seçim güvencesi, yerel demokrasi ve Kürt meselesinin barışçıl çözümü, demokratik dönüşüm sürecinin temel yapı taşlarıdır.
 
İnisiyatif alma çağrısı
 
Bu konferansta cumhuriyetin hem yapısal sorunlarını hem de güncel sorunları birlikte ele alarak, ikinci yüzyıla dair güçlü bir demokratikleşme perspektifi açığa çıkarmaya çalışacağız. Demokratik dönüşümün uzun ve zorlu bir süreç olduğunu bilerek, bir ilk adım mahiyetinde bu konferansın toplanması için çağrı yaptık. Bu davete olumlu yanıt veren, katılım ve katkısını esirgemeyen herkese teşekkür ediyor, bu çabanın başka çalışmalarla sürdürülmesini umut ediyoruz. Özellikle gençlerin geleceğe dair inisiyatif almasını, kendi tartışma zeminlerini örgütlemelerini, gençliğin yaratıcı gücünü açığa çıkarmalarını bekliyoruz.”