Riham Hico: Katliamdan Irak, PDK ve uluslararası güçler sorumludur

  • 09:05 2 Ağustos 2026
  • Güncel
Derya Ren
 
RIHA – Êzidîlere yönelik gerçekleşen 74’üncü fermanı değerlendiren TAJÊ Diplomasi Sözcüsü Riham Hico, Irak, PDK ve uluslararası güçlerin sorumlu olduğunu belirterek, “Kadınlar olarak kendi aramızda bir örgütlenmeye gitmezsek, Êzidî halkının mücadelesini büyütemeyiz. Êzidî kadınlar arasında örgütlenmeyi esas alıyoruz, parçalanmayı değil” dedi.
 
Ortadoğu’da en köklü inanca sahip olan Êzidîler, 2014 yılının 3 Ağustos'unda Şengal’de DAİŞ'in katliamı ile yüz yüze kaldı. Bu katliam 74’üncü ferman olarak kaydedilse de sadece binlerce insanın yaşamını değil; bir halkın tarihini, kültürünü ve toplumsal dokusunu da hedef aldı.
 
Katliamın ardından Anka Kuşu misali küllerinden yeniden doğan Êzidîler, örgütlenerek hem Özerk Yönetim Meclis’lerini hem de özsavunma gücü olarak Yekîtiya Berxwedana Şengalê (Şengal Direniş Birlikleri-YBŞ), Yekîtiya Jinên Şengalê (Şengal Kadın Birlikleri- YJŞ) askeri birliklerini kurdu. Kadınlar toplumsal örgütlenmesini sağlamak, katliamdan sonra kadınların akıbetini sormak ve buna dair diplomasi çalışması yürütmek amacıyla da 2015 yılında Êzidî Özgür Kadın Hareketi’ni (TAJÊ) kurdu.
 
Ferman’ın 12’nci yılında, Êzidîlerin o günden bu güne verdikleri mücadele, Ortadoğu’da değişen dengelerin Êzidî halkına etkisi ve fermanda esir düşen kadınların akıbetine dair TAJÊ Diplomasi Sözcüsü Riham Hico ile konuştuk.
 
‘Katliam’da Irak, PDK ve uluslararası güçler suçluydu’
 
Şengal Katliamında yaşamını yitirenleri saygı ve minnetle andığını ifade eden Riham Hico, “Yaşanan katliamı herkes biliyor, herkese anlatıldı. Katletmeden, işkenceye, talana, tecavüze kadar planlı bir katliamdı. Katliamda yaşananlar açık bir şekilde ortadadır, katliamı kim yaptı? Bu da açıktır. Komplocu güçler Êzidîleri Şengal’den çıkarmak istediler. Şengal’i ve Êzidî halkını yok etmek istediler. Bu esaslar üzerinden katliam yapıldı. Birçok güç DAİŞ’in katliamlarına sessiz kaldı. Çünkü Êzidî halkını yok etmekte kendi çıkarlarını görüyorlardı. Örneğin Irak, PDK ve uluslararası güçler suçluydu. Bu güçler katliamın önünü alabilirlerdi ancak yapmadılar. Sadece DAİŞ’e sessiz kalmadılar, DAİŞ’le anlaştılar. Êzidîler üzerinde uygulanmak istenen bu katliamı HPG, YJA-STAR ve YPG-YPJ boşa çıkardı ve engel oldu. Êzidî halkının geri dönüşüne destek oldular. Bu destek Şengal’in kurtarılmasını sağladı” dedi.
 
‘300 bin Êzidî Başur’da’
 
Şengal’in özgürleşmesinin ardından geri dönüşlerin başladığını kaydeden Riham Hico, Şengal’in özgürleştirilmesinin binlerce bedelle sağlandığına vurgu yaptı. Riham Hico, “Kürt halkı Şengal’in bir karış toprağını özgürleştirmek için canlarını verdi. Şengal, büyük bir direniş ve iradeyle kazanıldı. Özgürleştirilmesinin ardından kadın meclisi kendi yönetimini inşa etti. Bu kendisiyle birlikte yeni bir yaşama kapı araladı. Göçmenler de bu inşayla birlikte dönüşlerini hızlandırdı. Şu an 300 bine yakın Êzidî Başûr’da bulunan kamplarda kimi de Başur’a yerleşmiş durumda. On binlerce Ezîdî ise farklı ülkelere göç etmek zorunda kaldı” ifadelerini kullandı.
 
‘Türk Devleti Êzidî halkının öncülerini hedef aldı’
 
Riham Hico, halkın Şengal’e dönmesinin ardından Türkiye’nin kimi girişimlerinin olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “DAİŞ’i destekleyen güçlerin başında Türk Devleti de geliyordu. Türk Devleti’nin hayali DAİŞ’in Êzidîleri kırımdan geçirmesiydi. Bunun için destek verdi. Ancak DAİŞ başarıya ulaşamayınca Türk Devleti kendisi bu sefer devreye girdi. 2017 yılında Türk Devleti, Şengal’e savaş uçaklarıyla saldırdı. Bu saldırılarda birçok kişi yaşamını yitirdi, maddi kayıplar yaşandı. Türk Devleti Êzidîlerin öncülerini kimi zaman hedef aldı. Yaşanan tüm bu saldırılarla birlikte Êzidî halkı büyük bir irade gösterdi. Savunma gücünden, yönetime kadar kendisini yeniden yarattı. Irak Devleti, Êzidîlerin kendisine köle olmasını istiyor. Ortaya çıkan iradeyi kırmak içinde 9 Ekim Antlaşması’nı imzaladı. Bu anlaşmayla birlikte Irak Devleti DAİŞ’e destek verenleri aynı masaya oturttu. Bu kez kanunlar yoluyla Êzidîler yok sayılmak istendi. Bu ittifakın içinde PDK, Irak Devleti, uluslararası güçler vardı. Ancak bu güçlerin arkasında duran başkaları da vardı. Örneğin PDK’nin arkasında Türk Devleti vardı. Bu anlaşmayla Êzidîlerin 2014 yılı öncesinde yaşadıkları gibi yaşaması hedeflendi. Ancak mücadelemiz onların hedefini engelledi. Özel savaş ve başka hiçbir saldırı Êzidî halkını amacından vazgeçiremedi ve kendi kendisini yönetmesinin önüne geçemedi.”
 
‘Topyekün bir savaş yürütüldü’
 
Irak Devletinin Êzidîler arasında parçalanmayı esas aldığını sözlerine ekleyen Riham Hico, “Irak bu politika ile Şengal Özerk Yönetimi’ni hedef almak istedi. Hala tehditlerini sürdürüyor. Türk devletine ait MİT farklı politikalar ile Şengal’i parçalamayı hedefledi. MİT, Êzidî gençlerini kendisine ajan olarak kullandırtmak istedi. Topyekun bir savaş yürütüldü ve yürütülüyor. Şu ana kadar ne Irak ne Türkiye ne de PDK Êzidî halkının iradesini tanımadı. Irak’ın bu yaklaşımdan vazgeçmesi gerekiyor. Êzidî halkının mücadelesi dünyaya mal olmuş bir yerde duruyor. Ancak Irak hükümeti buna karşı bir çaba içerisinde. Şengal’de yaşanan katliamla dünya Êzidîleri tanıdı. Çünkü katliam sonrasında büyük bir örgütlenme ve diplomasi çalışmasına girildi” diye konuştu.
 
‘Êzidîler davasını dünyanın insanlık davasına dönüştürdü’
 
Diplomasi çalışmalarının önemine değinen Riham Hico, şunları söyledi: “Dünyaya korku salan DAİŞ, Şengal’de büyük bir kırılma yaşadı. Kendini yokluktan var etmek aynı zamanda Şengal’in bir diğer özelliği oldu. Katliamı yaşayan tanıklara sorun, ‘Ölüm çok ucuzdu’ derler. Çünkü o süreçte ölmek bile herkesin payına düşmüyordu. Paylarına düşen kendi küllerinden yeniden doğmak ve özgürlüğe yürümek oldu. Katliamı jenosit olarak ele alıyorlar ama bunun yanında Êzidîleri tehdit ediyorlar. Kağıt üstündeki söylemlerin bir gerçekliği yoktur. Êzidîler kendi davasını dünyanın insanlık davasına dönüştürdü. Kadınlar olarak da biz de çalışmalarımızı yürütüyoruz. Eğer biz kadınlar olarak kendi aramızda bir örgütlenmeye gitmezsek Êzidî halkının mücadelesini büyütemeyiz. Sadece dört parça Kürdistan’da değil, dünya genelinde Êzidî kadınlarla iletişim halindeyiz. Êzidî kadınlar arasında örgütlenmeyi esas alıyoruz, parçalanmayı değil.”
 
Mücadele kararlılığı
 
TAJÊ olarak, “Özgürlük ve adalet için sende fermanda esir alınanların sesi ol” şiarıyla DAİŞ’in elinde hala esir tutulan kadınlara dair başlattıkları kampanyayı hatırlatan Riham Hico, “12 yıl fermanın üzerinden geçti ancak esirlerin tamamı hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Bu kampanya ile birlikte esir düşen kadınlara ulaşmak ve özgürleştirmek istiyoruz. Şengal’in jeopolitik konumu ortadadır. Bölgede yaşananlar ortadadır. Bu durum elbette Şengal’i de etkiliyor. Farklı güçler Şengal’i kendi projelerine dahil etmek istiyorlar. Ancak kimse Şengal üzerinde hesap kurmasın. Burada halkın iradesi ortadadır. Şehitlerimizin hayallerini gerçekleştireceğiz. Şengal halkı özgürlüğüne kavuşmadan mücadelemizi bırakmayacağız” sözlerine yer verdi.