Özgürlük arayışını zirvelere taşıyan Solin Dêrsim
- 09:04 9 Eylül 2026
- Portre
İSTANBUL - Kürtçe ismi nedeniyle okulda zorbalığa maruz kalan, çocuk yaşta ev baskınına ve ailesine yönelik şiddete tanıklık eden Rojbin Orgun’un yaşamı, kimliğini yeniden tanıdığı bir özgürlük arayışına dönüştü.
Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde, özgürlük mücadelesinde farklı tarihlerde ve yerlerde yaşamını yitiren gerillalar için İstanbul’un birçok ilçesinde anmalar gerçekleşti. Sancaktepe’de anması yapılanlardan biri de 11 Eylül 2020 tarihinde Maxmûr’da yaşamını yitiren Rojbin Orgun’du (Solin Dêrsim).
24 Ağustos 1998’de Adana’nın Ceyhan ilçesinde, Wanlı bir ailenin altı çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Rojbin Orgun, henüz 3 yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınır. Çocukluğu ve gençliği metropol yaşamında geçer. Eğitim hayatına İstanbul Dudullu’daki Şehit Sevda Aydoğan Ortaokulu’nda başlarken, liseyi ise Samandıra Anadolu’da okur. Lisenin ikinci sınıfında eğitimini yarıda bırakan Rojbin Orgun, metropolde sürdürdüğü hayatı geride bırakarak 2015 yılında yönünü Kürt özgürlük mücadelesine çevirir.
‘Baskılar sürecinde ismi verilmişti’
Çocukluğunda tanık olduğu baskılar
Babasının parti çalışmalarından kaynaklı sürekli baskı altında olduğunu dile getiren Şükriye Orgun, Rojbin Orgun’un henüz 4 yaşındayken evlerine yapılan baskına tanıklık etmek zorunda kaldığını belirtiyor. Annesine dönük polis işkencesine ve teyzesinin polisin cinsel saldırısına uğramasına tanık olan Rojbin Orgun’un, yaşananları tam anlamıyla anlamlandıramadığı için “Neden?” sorusunu sürekli dile getirdiğini sorduğunu söyleyen Şükriye Orgun, Rojbin’in okul yıllarında ismi üzerinden maruz kaldığı zorbalığı şöyle anlatır: “Eve geldiğinde ağlıyordu. ‘Arkadaşlarım bana güldü, ismime güldü. Senin adın Rojbin, terörist ismidir, diyordu.’”
Rojbin’in yaşadıklarını zamanla sorgulamaya başladığını belirten Şükriye Orgun , “Çocuklar hayatı okuldayken öğreniyor. Onunki de o zamanlardan şekillendi, kendisine bir yol çizdi. Okulda kendisine yapılan zulmü, hakareti artık anlıyor, yorumluyordu” dedi.
Katılma süreci
Rojbin’in mücadeleye katılma sürecinde onu etkileyen önemli anlardan biri de 2012 yılında Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren Dilgeş Dêrsim’in annesiyle gerçekleştirdiği diyalog olur. Oğlunun yaşamını yitirdiği haberini alan annenin, “Oğlum toprağı için şehit düştü” sözleri Rojbin’in hafızasında derin bir iz bırakırken, bir annenin evladını kaybetmenin acısını taşımasına rağmen onun seçtiği mücadele yolunu sahiplenmesi Rojbin’i etkiler.
Mücadele arkadaşlarının bayrağını devraldı
Dağda yaşamını yitiren her arkadaşına tanıklık etmesi, Rojbin’in mücadeleye ve hakikate olan inancını daha da güçlendirir. Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren arkadaşlarının mirasını sahiplenmek ve onların bıraktığı yerden mücadele bayrağını devralmak, Rojbin için artık bir sorumluluğa dönüşür. Rojava Devrimi’nin yaşandığı dönem de Rojbin’in düşüncelerinin değişmesinde etkili olur. Gerillaya katılmasının ardından kadınların dağda, yaşamın ve mücadelenin her alanında kendi güçleriyle yer aldığına tanıklık eder. Kadınların askerî alanın dışında tutulmadığını, aksine kendi güçlerini ve cevherlerini açığa çıkararak yaşamın her alanında özne olduklarını görür.
‘PKK’ye katıldıktan sonra Kürdistan’ı gördüm’
Kürt özgürlük mücadelesine katılmasıyla birlikte Rojbin’in yaşamında yalnızca mekânsal değil, düşünsel bir değişim de yaşanmaya başlar. Metropolde büyüyen Rojbin, daha önce hiç görmediği Kürdistan’la gerillaya katıldıktan sonra tanışmaya başlar. “PKK’ye katıldıktan sonra Kürdistan’ı gördüm” sözleriyle anlattığı bu süreç, onun için yalnızca Kürdistan coğrafyasını keşfetmek değil, kimliğini, dilini ve kültürünü yeniden tanımak anlamına geliyordu.
Kürdistan dağlarında arayış
Kürdistan’ı keşfetmesi, Rojbin’in kendisiyle ve yaşadığı değişimle yüzleşmesini de beraberinde getirir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “İnsanın kendisini nerede kaybettiğini bilmesi” düşüncesi Rojbin için bir rehber olur ve yürüşüne devam eder. Kürdistan’la kurduğu bağ da onun bu arayışında önemli bir dönüm noktası olmaya başlar. Rojbin, yaşadığı değişimi şu sözlerle anlatır: “Kendi gerçekliğinle yüzleşiyorsun. Sistemin senin kimliğini ne kadar, nasıl değiştirdiğini görüyorsun. Ondan sonra devletin asimilasyon ve kimliksizleştirme politikasına, sisteme karşı kinin, öfken artıyor.”
‘Kızımın verdiği mücadele var olsun’
Kimliksizleştirme politikalarına karşı yönünü dağlara veren Rojbin'in ardından anne Şükriye Orgun duygularını son olarak şu cümlelerle dile getiriyor:
“Ben onun annesiyim, onun mücadelesine saygı duyuyorum. Kızım gittiği yolda kendi kararını verdi. Gittiği yoldan emindi, her şeyin farkındaydı. Kızımın verdiği mücadele var olsun. Başımız dik, onurluyum. Ben Van’dan buraya geldiğimde Türkçe bilmiyordum. Kürt olduğum için dışarıya çıkmaya korkuyordum. Türklerin saldırısına maruz kalacağım diye konuşmuyordum. Eğer biz anneler bugün sokakta dilimizi konuşuyorsak kızımın, gerillaların sayesindedir. Biz sokağa çıkıyor, konuşuyor ve hastaneye gidebiliyorsak PKK sayesindedir. Başım dik onurluyum. Barış bu gençler sayesinde gelecek.”











