Hana: Jîna Emînî dosyası adalet sağlanana kadar açık kalacak

  • 13:24 16 Eylül 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Hana İnsan Hakları Örgütü, Jîna Emînî’nin katledilmesinin 4’üncü yıl dönümünde yaptığı açıklamada, İran rejiminin Kürdistan’ı devlet şiddeti ve baskının merkezlerinden biri haline getirdiğini belirterek, “Adalet sağlanana kadar Jîna Emînî dosyası açık kalacak” dedi.
 
Hana İnsan Hakları Örgütü, Jîna Emînî’nin katledilmesinin ve “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin başlamasının 4’üncü yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, İran rejiminin halkların özgürlük ve eşitlik taleplerine katliam, işkence, gözaltı, cinsel şiddet ve idamlarla karşılık verdiğine dikkat çekildi.
 
‘Jîna iki yönlü baskının hedefi oldu’
 
Jîna Emînî’nin hem kadın hem de Kürt kimliği nedeniyle sistematik baskının hedefi olduğuna işaret edilen açıklamada, “Jîna, bir kadın olarak kadınların bedeni, kıyafetleri ve tercihleri üzerinde tahakküm kuran bir sistemin hedefi oldu. Aynı zamanda bir Kürt olarak onlarca yıldır ayrımcılık ve siyasi baskıyla karşı karşıya bırakılan bir topluma mensuptu. Bu durum, cinsiyet ayrımcılığı ile ulusal baskı ve zulmün tek bir yaşam üzerinde nasıl birleşebildiğini gösterdi” denildi.
 
Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan eylemlerin özgürlük, eşitlik ve insanlık onuru talebine dönüştüğü vurgulanan açıklamada, “Bu nedenle devrim; özgürlük, eşitlik ve insanlık onuru için ortak bir talebe dönüştü. Adalet sağlanana kadar Jîna Emînî dosyası açık kalacak” ifadelerine yer verildi.
 
‘Kürdistan devlet şiddetinin merkezi haline getirildi’
 
İran rejiminin halkın taleplerine ateş açma, katletme, yaralama, gözaltı, işkence, cinsel şiddet, zorla kaybetme, adil olmayan yargılamalar ve idamlarla karşılık verdiği belirtilen açıklamada, Seqiz ve Sine’den Mehabad ve Ciwanro’ya kadar Kürdistan’ın bir kez daha devlet şiddetinin başlıca merkezlerinden biri haline getirildiği kaydedildi.
 
‘Baskıdan sorumlu olanlar cezasız kalıyor’
 
İran’da şiddetin sürmesinin en önemli nedenlerinden birinin cezasızlık politikası olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Katledilenlerin aileleri, hakikate ve adalete ulaşmak yerine çoğu zaman baskıdan sorumlu kurumların tehdit ve baskılarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu kurumların yurttaşların kamusal ve özel yaşamları üzerindeki tahakkümü daha da arttı.”