Fransa’da kadın öğrenciler hareketin merkezinde

  • 09:06 11 Ekim 2026
  • Güncel
 
Melike Aydın 
 
İSTANBUL – Fransa’daki öğrenci eylemlerinde kadınların öncü rolüne dikkat çeken Fransa Ulusal Kadın Dayanışması Federasyonu’ndan Camille Lextray, “Kadınların sadece katılımcı değil, aynı zamanda siyasi liderler olduğunu, özgün siyasi görüşlerinin bulunduğunu ve seslerinin dinlenmesi gerektiğini açıkça gösteriyor” dedi.
 
Fransa genelinde okul binalarının yetersizliğine, kamusal hizmetlerin kısıtlanmasına ve güvenlik politikalarına karşı lise ve üniversite öğrencilerinin öncülüğünde başlayan kitlesel eylemler devam ediyor. Eğitimdeki cinsiyet eşitsizliğine de ses çıkaran gençlik hareketinde feminist örgütlenmelerin de etkisi görülüyor. Fransa Ulusal Kadın Dayanışması Federasyonu’ndan (FNSF) Camille Lextray, genç kadınların erkek egemen kodları hedef aldığını belirterek kadın öğrencilerin hareketin merkezinde yer alan liderler olduğunu ifade etti.
 
‘Okullarda toplumsal cinsiyet tabanlı eğitim yetersiz’
 
Fransa’daki eğitim sisteminde cinsiyetçi şiddet ve önyargılarla mücadelenin halen ciddi engellerle karşılaştığını belirten Camille Lextray, öğrenci hareketinde çok güçlü feminist seslerin bulunduğunu belirtti. Camille Lextray, “Temelde okullarda yeterince üzerine gidilmeyen cinsel şiddet sorunu bulunuyor. Fransa’da duygusal yaşam ve cinsellik eğitimi adı altında yasal bir programımız var ancak uygulamada aksaklıklar yaşanıyor. Yıllar önce oylandı ama nihayet buna adanmış bir programımız var; bu programın çocuklara duygularını öğretmesi, aynı zamanda toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve önyargılarla mücadele etmesi hedefleniyor. Böylece çocuklar temelde toplumsal cinsiyet tabanlı fikirlerden zarar görmeden hayatlarını seçebilsinler” dedi.
 
‘Gençlerin amacı şiddetsiz bir yaşamı öğrenmek’
 
Eğitim kurumlarında söz konusu programların müfredata entegre edilmesinde direnişle karşılaşıldığını aktaran Camille Lextray, gençlerin toplumsal yaşamda eşit yurttaşlar olma mücadelesi verdiğini ifade etti. Camille Lextray, “Şu anda okullarda bu programın gerçekten entegre edilmesi ve çocuklara öğretilmesiyle ilgili büyük bir sorun yaşıyoruz. Temel hedeflerimizden biri, çocuklara toplumsal cinsiyete dayalı herhangi bir şiddet uygulamadan gerçekten birlikte yaşayabilen yurttaşlar olmayı öğretmektir. Şu anda okullarda cinsiyetçi ve cinsel şiddete karşı mücadele etmek zorundayız. Öğrenci hareketinde sesini çıkaran, sınıfta karşılaştıkları tüm sorunları açıkça konuşan pek çok kadın bulunuyor” diye belirtti.
 
‘Kadın öğrenciler hareketin merkezinde’
 
Öğrenci hareketlerinde geçmişe kıyasla kadınların özne olma halinin belirginleştiğine dikkat çeken Camille Lextray, “Bu sesler önceki hareketlerde pek duymadığımız seslerdi ve kadınların artık öncü sesler olduğunu görmek gerçekten harika bir tablo oluşturuyor. Bu durum somut bir değişim yaratıyor. Kadınların sadece katılımcı değil, aynı zamanda siyasi liderler olduğunu, özgün siyasi görüşlerinin bulunduğunu ve seslerinin dinlenmesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Hareketteki yerlerinin kenarda değil, tam merkezde olması gerektiğini görmek oldukça ilgi çekici ve bu değişim hareketin inşa ediliş biçimini de dönüştürüyor” şeklinde ifade etti.
 
‘Genç kadınlar mizahla ataerkil kodları hedef alıyor’
 
Genç kadınların kamusal alanı özgürleştirme yöntemlerine ve kullandıkları yeni mücadele diline vurgu yapan Camille Lextray, “Alanı sahiplenen, bunu bolca mizahla yapan, temelde otoriteyi ve tüm ataerkil kökleri hedef alan pek çok genç kadın var. Onların kendilerini tüm bu kalıplardan gerçekten özgürleştirdiklerini görmek harika bir duygu. Kadınların sesleri, hak taleplerini ortaya koyuş biçimleriyle bu toplumsal hareketleri görme biçimimizi tümden değiştiriyor. Farklı yönleri ortaya koyuyorlar; kamusal ve siyasi ifadede bir çeşitlilik görmek önemli çünkü kadınlar zorunlu olarak aynı şeyleri aynı yöntemlerle savunmuyorlar” sözlerini kullandı. 
 
‘Evrensel mücadele için uluslararası kız kardeşlik şart’
 
Fransa’daki feminist mücadelenin enternasyonalist bir karakter taşıdığını ve dünyanın her yerindeki kadın mücadelesiyle bağ kurduğunu belirten Camille Lextray, “Bakış açısı çeşitliliğine sahip olmanın mücadeleye büyük bir katkısı var. Fransız hareketinde temelde hepimizin birbirine bağlı olduğu, kadın özgürlüğünün her ülkede her kadın için var olması gerektiği ve temelde uluslararası bir kız kardeşlik ağının kurulması gerektiği fikri hakimdir. Fransa’daki feminizmin en temel boyutu, dünyanın bir yerinde kadınların çektiği acıların üzerimizde mutlaka bir etkisi olduğunu göstermektir. Sadece kendi ulusal sorunlarımıza odaklanmayıp her yerdeki her kadınla dayanışma içinde olmalıyız; büyük resmi görmek zorundayız çünkü temelde ataerkilliğin kökleri her yerde aynıdır” diye belirtti.