Oya Ersoy: Provokasyonların önüne geçmek için süreç kısa tutulmalı
- 09:01 13 Ağustos 2026
- Güncel
Rojin Abay
İSTANBUL - Çerçeve yasaya dair konuşan İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, silahsızlanma sürecinin ilerlemesi için hukuki güvencelerin sağlanması ve demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini belirtti. Oya Ersoy, sürecin uzatılmasının provokasyon riskini artırabileceğine dikkat çekerek, “sivil siyasetin önünün açılması” gerektiğini söyledi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin hukuki altyapısını oluşturmak amacıyla hazırlanan ve 5 Ağustos’ta 367 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunulan 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi' Kanun Teklifi, Meclis Genel Kurulu’nda oy çokluğuyla kabul edildi. Yasanın içeriğindeki eksiklikler kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Kürt sorununun çözümüne dair adımların olmaması ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü gibi taleplerin yasa kapsamı dışında bırakılması kamuoyunun tepkisini çeken temel noktalar arasında yer alıyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, Meclis’e sunulan çerçeve yasa teklifine dair değerlendirmelerde bulundu.
Yasanın ilk maddesinde, MGK’nin silah bırakmaya ilişkin yapacağı tespit için süre sınırı öngörülmemesinin süreci uzatabileceğini belirten Oya Ersoy, şöyle konuştu: “98’lerden itibaren, hatta 90’lı yıllardan itibaren ateşkes, silah bırakma süreçleri, Oslo süreci, bir önceki barış sürecini düşündüğümüzde hem uluslararası deneyimler hem de kendi coğrafyamızda yaşanan deneyimleri düşündüğümüzde bir ileri adım olmakla beraber riskleri de bilmemiz lazım. Çeşitli provokasyonlar gerçekleşti. Süre uzadıkça, en son süreçte bile, Ortadoğu’daki yaşananlar, dış ülkelerde etrafımızı kuşatan savaş ortamının birtakım sonuçları ya da siyasi iktidarın sadece siyasi çıkarları doğrultusunda birtakım ağırdan almaları, belli koşulları gözetmeleri gibi ihtimaller ortaya çıkıyor. Bir takım provokasyonların önüne geçme açısından sürecin kısa tutulması bizim için önemli.”
‘Yasa uygulanmalı’
PKK’nin fesih ve silah bırakma kararının üzerinden uzun süre geçtiğine dikkat çeken Oya Ersoy, silah bırakmanın tespitine ilişkin sürecin bir ay içerisinde tamamlanması gerektiğini belirtti. Oya Ersoy, “Bir ay gibi kısa bir sürede tespitinin yapılması ve yasanın bir an önce uygulamaya geçmesini talep ettik. Çünkü örgütün silah bırakma iradesini beyan etmesinin ve bu konuda simgesel olarak silahları yakmasının üzerinden de bir yılı aşkın bir süre geçti. O nedenle bir ay gibi kısa bir süre içerisinde silah bırakma tespitinin yapılmasını ve yasanın bir an önce uygulamaya geçmesini talep ettik” ifadelerini kullandı.
‘Muğlaklık giderilmeli’
Yasada yer alan 1 Haziran 2005 öncesi ve sonrası için ayrım yapılırken bazı suçların da kapsam dışında bırakıldığını hatırlatan Oya Ersoy, bu ayrımların kaldırılması gerektiğini kaydederek, sözlerine şöyle devam etti: “Bu yasanın, amacı doğrultusunda uygulanabilmesi için hukuk güvenliği ortamına ihtiyaç var. Burada özellikle muğlak bırakılan birtakım şeylerin ortadan kaldırılması lazım. Özellikle tarih sınırının ortadan kaldırılması lazım. 2005 öncesi, sonrası kategorik ayrımın ortadan kaldırılması lazım. Çünkü bir başka bir dönem başlıyor ve ‘demokratik siyasete katılım’ diyorsa ve tarafların ikisi de ‘bundan sonra ülkemizde başka bir dönem başlıyor, biz bu dönemi sona erdiriyoruz’ diyorsa, ‘geçmişi sona erdiriyoruz’ diyorlarsa o zaman onun yasalarını ve onun gereğini yerine getirmesi gerekiyor. Burada örgütün üstü, altı, silah kullanıp kullanmadığı, öldürmeye teşebbüs edip etmediği gibi kategorik ayrımlar yapılıyor. Oysa geçmişte eline silah almamış, sivil siyaset yapan insanların bile bu suçlamalarla yargılandığını biliyoruz. Bu süreçte birtakım cümlelerin burada kullanılması, gerçekten eline silah almamış insanların bile yargılandığı bir dönemden geçtik biz. Hala hapishanede olan insanlar var eline silah almadan. O yüzden bunun bu muğlaklığın giderilmesi ve net bir ifade konulması gerektiğini düşünüyoruz.”
‘Siyaset kanalını kapatırsanız başka örgütler ortaya çıkar’
Yasadan yararlanacak kişilere yönelik siyaset yasağı getirilmesine ilişkin maddeye değinen Oya Ersoy, silah bırakanların demokratik siyasete katılmasının önünün açılmasının gerekliliği üzerinde durdu. Oya Ersoy, “Eğer siyaset kanalını kapatırsanız başka örgütler ortaya çıkıyor. Bir ya da kişisel bir araya gelmeler, gruplaşmalar, İrlanda örneğinde olduğu gibi ya da Kolombiya örneği ya da ETA örneği. Bir grup biter ama B grubu başlar, C başlar. Üzerinden bir sürü türevi çıkar. Burada asıl önemli olan şey, ‘Biz Kürt meselesinin demokratik yollardan çözülmesi için mücadele edeceğiz’ diye bir irade beyanı varsa bu irade beyanının güçlendirilmesi lazım ve bunun önünün açılması lazım” ifadelerini kullandı.
‘Demokratik siyasetin önü açılmalı’
Demokratik siyasetin önünün açılmasının pazarlık konusu yapılmaması gerektiğinin altını çizen Oya Ersoy, “Demokratik siyasetin önünün açılması bu sürecin ana noktasıdır ve pazarlık konusu yapılamaz. Üzerinde tartışma ya da esnetme yapılamaz. İki kere iki dört gibi bir şey bu. Çatışma süreçlerinin, çözümlerinin, bir barışa evrilmesinin, bitirilmesinin, o süreçlerin başarıya ermesinin tek bir koşulu var: Sivil siyasetin önünün açılması. O yüzden bu bizim için kabul edilemez bir şey. İki yıl, beş yıl. Niye bunu koyuyorsunuz?” diye sordu.
Dünya genelindeki çatışmalı süreçlere dair çözüm yöntemlerini hatırlatan Oya Ersoy, “Dünyadaki çatışma çözümü süreçlerinden gördüğümüz, iki kere iki dört kadar açık bir gerçek var: Silahsızlanma, terhis ve yeniden entegrasyon süreçleri, biri bitip diğeri başlayacak şekilde parça parça yürümüyor. Bu süreçlerin tamamı, demokratikleşmenin ve hukuk güvenliğinin sağlandığı bir ortamda bütünlüklü olarak yürütülmediğinde, yani bu düzenlemelere gerekli diğer düzenlemeler eşlik etmediğinde başarılı olamıyor” dedi.
‘Sivil toplum sürece dahil edilmeli’
TBMM bünyesinde oluşturulacak İzleme Komisyonu’na sivil toplum kuruluşları ve hak savunucularının dahil edilmesi gerektiğini söyleyen Oya Ersoy, bunun toplumsal güven ve şeffaflık açısından önemli olduğunu kaydetti. Oya Ersoy, “Bu sürecin toplumsallaşması açısından sivil toplumun katılımının kritik olduğunu düşünüyoruz. Bu coğrafyada yaşayan tüm halkların geleceğini ilgilendiren bir konuda sadece siyasi aktörlere bırakılmayacak bir süreç var. Siyasi aktörler arasındaki anlaşma ve müzakere süreçlerinde tıkanıklık ya da kriz yaşandığında sivil toplumun müdahil olması önemlidir. Aynı zamanda kapalı kapılar ardında yürütülen sürecin toplumsal güveni sağlaması ve dışarıya açılan şeffaf, güvenilir bir penceresinin olması açısından da sivil toplumun katılımı çok kritiktir” sözlerini kullandı.
‘Barış Akademisyenleri ve KHK’liler kapsama alınmalı’
Toplumsal bütünleşme amacı taşıdığı belirtilen yasa kapsamında Barış Akademisyenleri ve KHK’lilerin kapsam dışında bırakılmasının kabul edilemeyeceğini dile getiren Oya Ersoy, bu kişilerin görevlerine iade edilmesinin toplumsal güven açısından önemli bir adım olacağını sözlerine ekledi. Oya Ersoy şöyle devam etti: “Meclis’te düzeltilmesini umduğumuz konulardan biri de sizin söylediğiniz gibi başta Barış Akademisyenleri olmak üzere KHK’lilerin durumudur. Sadece ‘Savaşa hayır’ dediği için görevinden uzaklaştırılan ve yalnızca kendileri değil çocukları, eşleri ve akrabaları da etkilenecek şekilde sivil ölüme terk edilen insanların görevlerine iade edilmesine ilişkin bir düzenleme yapılması gerekiyor. Bu, aynı zamanda devletin ve siyasi iradenin topluma barış umudu konusunda güven vermesi açısından önemli bir adım olacaktır. Bu güvenin oluşturulması için atılacak ilk adımlardan biri budur. ‘Savaşa karşıyım’ dediği için görevlerinden uzaklaştırılan Barış Akademisyenlerinin ve KHK’lilerin görevlerine iade edilmesine yönelik bir düzenleme yapılması, devletin yaşanan ihlalleri kabul etmesi anlamına da gelir.”
Geçmişte yaşananların yok sayılmaması gerektiğini vurgulayan Oya Ersoy, barış sürecinin toplumsal güveni güçlendirecek somut adımlarla desteklenmesinin önemine dikkat çekerek, “Şimdi hem barış diyeceksiniz hem çatışmalı süreci bitiriyoruz diyeceksiniz. Ayşe öğretmeni hatırlayın, ‘savaşa hayır’ dediği için işinden oldu. Bunu da yok sayacaksınız. Bu teklifin içine soktuğumuz tek şey, bu yasanın gereği olarak Barış Akademisyenlerinin ve KHK’lilerin göreve iadesinin sağlanması. Buna dair de bir düzenleme yapılması” şeklinde konuştu.
‘Hakikat, yüzleşme ve adalet mekanizmaları oluşturulmalı’
Yasa kapsamında, hakikat, yüzleşme ve adalet mekanizmalarının oluşturulmasının gerekliliği üzerinde duran Oya Ersoy, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, hasta tutsakların durumunun çözülmesi ve kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi gibi adımların da atılması gerektiğini söyledi. Oya Ersoy, “Meclis’te bir komisyon oluşturulması, izleme kurulunun oluşması, bu izleme kurulunun ya da Meclis’te oluşacak komisyonun bundan sonraki yasal düzenlemeleri yapacak birtakım alt komisyonlarının da oluşması lazım. Biz geçmişle yüzleşme, hakikat ve adalet komisyonunun mutlaka olması gerektiğini düşünüyoruz ve öneriyoruz” şeklinde konuştu.
‘Kıymetli bir başlangıç’
Oya Ersoy son olarak, “Bu teklif, silah bırakma, terhis konusunun yasal güvenceye bağlanmasına dair bir teklif. Yıllardır yaşanan kendi deneyimlerimizde ilk defa Meclis çatısı altında böyle bir teklifin gündeme alınmasının bile kıymetli bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz” dedi.







