Cumartesi Anneleri'nden zamanaşımı dosyasına tepki
- 14:42 18 Eylül 2026
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 1995 yılında gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un soruşturma dosyasında verilen zamanaşımı kararına tepki göstererek, gözaltında kaybetmelerin sistematik bir suç olduğu, cezasızlık politikasına karşı hukuki mücadelenin süreceğini belirtti.
Cumartesi Anneleri, 15 Şubat 1995’te gözaltında kaybettirilen Rıdvan Karakoç dosyasında verilen zamanaşımı kararına tepki göstermek ve adalet taleplerini yinelemek amacıyla Anadolu Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Dosya kapatılıyor
Türkiye'nin yargı sisteminin gözaltında zorla kaybetme olaylarindaki tutumuna dikkat çeken İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, "Coğrafyamızda yerleşik yargı sistemi, Türk Ceza Kanunu’nda İnsanlığa Karşı Suç tanımı yapılmış olmasına rağmen, gözaltında zorla kaybetme olaylarında gerekli yargısal denetimi yapmadan zamanaşımı gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararları vermeye devam ediyor. Yıllardır akıbetini araştırdığımız ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istediğimiz gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’la ilgili yürütülen soruşturmada da zamanaşımı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Dosyaya baktığımızda, aslında tüm zorla kaybedilen insanlarımızın dosyalarında olduğu gibi, yine yetkili savcıların görevlerini hiçbir şekilde yerine getirmedikleri bir dosyayla karşılaşıyoruz" dedi.
Sayısız baskı
Rıdvan Karakoç’un kaybolmadan önce yaşadığı baskılara baskılara dikkat çeken Oya Ersoy, "Rıdvan Karakoç gözaltına alınacağını biliyordu. Kürt sivil siyaseti içinde aktif olarak yer alan ve defalarca gözaltına alınmış bir kişiydi. Bu nedenle yaşamından endişe duyuyor, ailesine ve avukatına sürekli olarak gözaltına alınabileceğini ve tehditler aldığını söylüyordu. Bu nedenle gözaltına alınmasından çok kısa bir süre önce avukatına vekâletname verdi" diye belirtti.
Delillere rağmen dosya kapatıldı
O dönem soruşturmadaki eksikliklere ve toplanmayan somut delillere dikkat çeken Oya Ersoy, delillerin karartıldığını söyledi. Oya Ersoy, "Rıdvan Karakoç’un giysileri üzerinde hiçbir inceleme yapılmadığını, DNA tespiti yoluna gidilmediğini görüyoruz. Dinlenen tanıkların tamamı, Rıdvan Karakoç’un gözaltında kaybedildiğine ilişkin önemli bilgiler verdi. Ancak soruşturma dosyasında savcılığın yaptığı tek şey, sürekli olarak 'daimi arama kararı tezkereleri' yazmak olmuştur. Tarafımızca gösterilen deliller hiçbir şekilde değerlendirilmemiş, açıkça bir işkence sonucu gerçekleşen ölüm olayının üzeri kapatılmıştır" ifadelerini kullandı.
'Sorumlular yargılanmalı'
Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası sözleşmelere ve hukuki standartlara uyması gerektiğini söyleyen Oya Ersoy, insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olamayacağını belirterek, şunları söyled: "BM Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşme’nin 8. maddesi uyarınca zamanaşımı, suçun işlendiği andan itibaren değil, kayıp kişinin akıbetinin aydınlatıldığı tarihten itibaren işlemeye başlamalıdır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz ettik. Zorla kaybetme insanlığa karşı işlenen bir suçtur ve zamanaşımı uygulanamaz. Rıdvan Karakoç dosyası hakkında yaptığımız itirazın kabul edilmesini ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep ediyoruz."
'Zamanaşımı suçun üzerini örtüyor'
Daha sonra konuşan İHD MYK üyesi Eren Keskin de gözaltında kaybetmelerin tarihsel ve sistematik olduğunu belirterek, "Gözaltında kaybetme suçu bir devlet politikasıdır. 1915'ten bu yana muhaliflere yönelik uygulanan sistematik bir suçtur. Failleri bellidir. Polisler işkence yaparak, savcılar sorgulamayarak, hâkimler zamanaşımından düşme kararı vererek ve Adli Tıp görevini eksik yaparak bu suçu ortaklaşa sürdürüyorlar. Zamanaşımı kavramını da suçun üzerini örten bir örtü olarak kullanıyorlar"dedi.
‘İsterlerse katilleri iki günde çıkarırlar’
Soruşturma dosyasında somut delillerin bulunduğunu belirten Eren Keskin şöyle devam etti: "Adalet Bakanı bugünlerde 15 yıl önceki dosyaları raftan indiriyor. Rıdvan Karakoç'un ailesi ise 1995'ten beri adalet bekliyor. Dosyada o kadar çok delil var ki Adalet Bakanı isterse iki günde katilleri ortaya çıkarabilir. Ama bunu yapmayacaklar, biliyoruz.Türkiye Devleti bu örgütlü suçu sürdürebilmek için BM Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşme’yi bilerek imzalamıyor. İtirazımızın reddedileceğini bilsek de başvurumuzu yaptık. Sonuç alamazsak Anayasa Mahkemesi ve AİHM’e gideceğiz; mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz."
'31 yıldır dosya tozlu raflarda'
Ardından konuşan Rıdvan Karakoç'un kardeşi Hasan Karakoç ise "31 yıldır dosyamız Beykoz Adliyesi'nin tozlu raflarında bekletiliyor. Jandarma ile adliye arasında rutin yazışmalar dışında hiçbir işlem yapılmadı. Kendi çabamızla götürdüğümüz tanıklara rağmen tek bir soruşturma bile açılmadı. 1994 yılında bizi gözaltına aldıklarında Rıdvan abimi soruyor, evimizi bombalamakla ve bizi katletmekle tehdit ediyorlardı. İş yerlerimize, evlerimize baskın yapıp bizi darp ettiler. Hatta kardeşim Hüseyin’e iş yerinin önünde kurşun sıktılar. 'Rıdvan’ı bulduğumuz yerde öldüreceğiz' diyerek bizi sürekli tehdit eden o polislerin hepsinden şikâyetçi oldum, savcılığa bildirdim. Savcı istese evimize baskın yapan, abimi arayan o isimlerin hepsini ortaya çıkarabilir."
'Adalet mücadelemiz sürecek'
Verilen zamanaşımı kararına tepki gösteren Hasan Karakoç, adalet mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek, "31 yıldır Galatasaray Meydanı’nda adalet talebimizi haykırıyor, devlet asli görevi olan hukuku sağlasın istiyoruz. Ancak hiçbir ilerleme kaydedilmedi ve bugün zamanaşımı bahanesiyle dosyamız kapatılıyor. İnsana sormazlar mı; ne yaptınız da bu süreci sonlandırıyorsunuz? Bir kişiye soruşturma açtınız mı, bir tanığı dinlediniz mi? Ben Gayrettepe Siyasi Şube’de 14 gün işkence gördüm. Oradaki polisleri görsem tanırım. Devletin her adımı kayıt altındadır, o gece evimize gelen ekibin isimleri bellidir. Tüm bunlara rağmen adalet sağlanmadı ama biz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz" diye konuştu.







