Dört parça Kürdistan katılımlı dil sempozyumu
- 12:54 16 Mayıs 2026
- Kültür Sanat
WAN - Eğitim Sen tarafından düzenlenen 3’üncü Dil Sempozyumu'nda “Her çocuk kendi dilinde eğitim görmeli ki özgür bireyler yetiştirelim. Dilimiz bize miras bırakılan bir değerdir. Biz kadınlar toplumsal özgürlüğün öncüsü olduğumuz gibi anadili yaşatmanın da öncüsü olalım” denildi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Wan Şubesi, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı kapsamında “Kürdistan’da Kürt Dilinin Durumu ve Kürtçe Eğitim” başlığıyla 3’üncü Dil Sempozyumu düzenledi. Wan Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu'nda gerçekleşen sempozyuma dört parça Kürdistan’dan katılımcı ve konuşmacılar katıldı.
İki gün sürecek sempozyum yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.
Eğitim Sen Wan Şube Eşbaşkanı Funda Demir Bozkurt, anadilde eğitimin önemine dikkat çekerek, devlet yetkililerinin anadilde eğitim hakkını uygulamadığını söyledi. Funda Demir Bozkurt, “Anadil temel insan hakkıdır. UNESCO, her öğrencinin kendi diliyle eğitim görmesi gerektiğini söylüyor. Dil, kimliğin bir parçasıdır. Biz de her bireyin anadilinde eğitim görmesi gerektiğini söylüyoruz. Her çocuk kendi dilinde eğitim görmeli ki özgür bireyler yetiştirelim. Dilimiz bize miras bırakılan bir değerdir. Biz kadınlar toplumsal özgürlüğün öncüsü olduğumuz gibi anadili yaşatmanın da öncüsü olalım” dedi.
Eğitim Sen Kürt Dil Komisyonu üyesi Lokman Babat da anadilde eğitim talep ettiklerini dile getirdi. Dört parça Kürdistan’da Kürtçenin asimilasyonuna yönelik politikalara değinen Lokman Babat, Kürtçe'nin konuşulmamasını eleştirdi.
Konuşmaların ardından sempozyum ilk oturumuyla başladı. Sempozyumun ilk oturumu Zafer Miksi moderatörlüğünde, Prof. Dr. Trîfa Omerî ile Doç. Dr. Êbad Ruhî’nin konuşmalarıyla başladı.
Panele Silêmanî’den katılan hukukçu panelist Doç. Dr. Êbad Ruhî, “Kürdistan Hukuk Eğitiminde Kürt Dili: İmkan ve Kısıtlamaları” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dil ve hukuk arasındaki ilişkiye değinen Êbad Ruhî, dilin kanun dili olması gerektiğini belirtti.
Ardından Silêmanî’den sempozyuma online bağlanan Prof. Dr. Trîfa Omerî, “Prgmatik- Edimbilimsel Dil Kullanımı Uzmanlığı” konulu sunum gerçekleştirdi. Dile yönelik yasaklamalara değinen Trîfa Omerî, anadilin sahiplenmesi gerektiğini belirtti.
Ardından ilk oturum için soru-cevap kısmına geçildi. Soru-cevap kısmından sonra sempozyuma bir saatlik ara verildi.
Sempozyum, verilen aranın ardından ikinci oturumu ile devam etti.
Ferhan Aslan’ın moderatörlüğünü yürüttüğü oturumda Bahoz Baran ile Serhat Temel panelist olarak yer aldı. “Eğitim ve Kürtçenin Durumu” başlıklı sunumu yapan Bahoz Baran, Kürtçenin mevcut durumuna dair konuştu.
Ardından konuşan Serhat Temel, “Kürtçenin Kirmanckî Lehçesinin Durumu ve Geleceği” başlıklı sunumunu yaptı. Her yerde Kürtçe konuşulması gerektiğini söyleyen Serhat Temel, Meclis’teki tüm başvuruların Kürtçe olması önerisinde bulundu.
Ardından ikinci oturum için soru cevap kısmına geçildi.
İlk günün son oturumu Erşan Yurdakul moderatörlüğünde, Rojava’dan sempozyuma online katılan Mizgin Hesen ile Gülistan İsmail’in konuşmalarıyla devam etti.
Rojava’daki durum anlatıldı
Üçüncü oturumun ilk konuşmasını yapan Mizgin Hesen, “Rojava’da Kürtçenin Realitesi” başlıklı sunum yaptı. 15 Mayıs Kürt Dil Bayramını kutlayan Mizgin Hesen, sempozyuma katılmak istediğin ancak imkanların buna elvermediğini belirtti. Rojava’da 2011 öncesi ve sonrası Kürtçeye yönelik yaklaşımları değerlendiren Mizgin Hesen, “2011’e kadar Kürtçe her şekilde yasaktı. Kürtçe yayımlar Lübnan’da basılırdı. Suriye’de Kürtçeye dair her şey yasaktı. Kürt partilerinin Kürtçeye yaklaşımı farklı yöntemlerle hizmet etmek üzerineydi. Ve her çalışma Kürtçe yapılırdı” diyerek Rojava devrimi sonrasında üniversitelerin açıldığını ve her yerde Kürtçe konuşulduğunu belirtti.
Kürtçede rönesans yaşandığını ifade eden Mizgin Hesen, çok sayıda radyo, televizyon açıldığını ve her alanda Kürtçe çalışmalar yapıldığını ifade etti. Kürtçenin bilim ve eğitim dili olduğunu kaydeden Mizgin Hesen, “Kürt dili Rojava’da yeni bir çağ yarattı. Eskiden Arapça olan dil Kürtçe oldu. Şu anda her yerde Kürtçe konuşuluyor” dedi.
‘Kürtçenin resmi dil olması için eylemler yapılıyor’
Ardından “Rojava’da Kürtçe Eğitim” başlıklı konuda Gülistan İsmail konuşma yaptı. Kürtçenin Rojava’da yok sayıldığını ve insanların dilini konuşamadığını aktaran Gülistan İsmail, Rojava’da devrim öncesi ve sonrası eğitimde yaşanan değişiklikleri anlattı. Kürtçenin Suriye’de resmi ve eğitim dili olması için her gün çeşitli eylem ve etkinliklerin gerçekleştiğini söyleyen Gülistan İsmail, Kürtçenin eğitimde birkaç saat kullanılmasının kabul edilmediğini belirtti.
Ardından soru-cevap kısmına geçildi.
Soruların yanıtlanmasının ardından sempozyumun ilk günü sona erdi. Yarın sempozyum ikinci ve son gününde devam edecek.







