Ayşegül Doğan: Yasanın uygulama kısmı önümüzdeki günlerde netleşecek

  • 13:02 13 Ağustos 2026
  • Siyaset
ANKARA - Güncel gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenleyen  Ayşegül Doğan, “Uygulama için bir teyit tespit mekanizması ve çeşitli kurullar öngörülüyor. Bu kurulların oluşturulması ve çalışmaya başlaması, önümüzdeki günlerde netleşecek” dedi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, parti genel merkezinde güncel gelişmelere ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi.
 
Meclis Genel Kurulu’ndan geçen ‘kök yasa’nın Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk olduğunu belirten Ayşegül Doğan, toplumsal barış ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmek adına önemli bir yasa olduğunu vurguladı. 
 
Tamamlanması gereken yanlarının vurgulanması gerekiyor
 
Yasanın bütün sorunları çözen nihai bir sonuç olmasa da siyasi ve hukuki imkanlar tanıdığını belirten Ayşegül Doğan şöyle devam etti:  “Yasa partimiz açısından, kapsamlı bir çözümün ilk adımı, ilk aşaması olarak tarihsel önem taşıyor. Dün Merkez Yürütme Kurulumuzda tüm bunlar yeniden vurgulandı. İlk adımı önemsemek, tamamlanması gereken yanları görmezden gelmeyi gerektirmiyor. Aksine ilk adımı önemsemek, tamamlanması gereken yanların da daha çok vurgulanması gerektiğini de içeriyor. Eksikleri eleştirmek de bunun değerini azaltmıyor. Tümüyle bu eksikler nedeniyle bu yasaya sırt çevirmemiz de gerekmiyor. Bunu reddetmek de gerekmiyor. 
 
‘Yüzyıllık bir meselede ilk kez hukuki adım var’
 
Kürt sorunu ve Türkiye'nin demokratikleşmesine çok ciddi bir yol açıldı. O yüzden bu yolda yürümeyi teklif ediyoruz. Birlikte yürümeyi, birlikte mücadele etmeyi teklif ediyoruz. Bu yüzden evet dedik. İlk defa somut şekilde hukuki bir mekanizmanın da işlediği bir yasa sürecine girdi Türkiye. Daha net ifade etmemiz gerekirse yüzyıllık bir meselede ilk kez hakikaten hukuki bir adım var. Bunun farkının ve öneminin değerini biliyoruz.
 
‘Güven güvencelerle oluşur’
 
Bizim açımızdan barış yalnızca bir sonuçtan ibaret değil bir süreçtir. Barışın birlikte inşa edilmesi gerçekliği, hukuki ve siyasi adımlarla aşama aşama inşa edeceğimiz yeni bir döneme daha kapı aralandı. Şimdi aralanan bu kapıdan hep birlikte içeriye girmenin ve sonuna kadar demokrasi eşitlik özgürlük için mücadele etmenin zamanıdır. İlk düzenlemenin sınırlı olmasına dair tartışmalar da var tabi. Bu sonraki adımları elbette zorunlu kılıyor. Yasa yeni bir döneme girişin kapısını aralarken başka yeni düzenlemelere ilişkin de çok önemli bir referans oluşturuyor. Gerekçesinde de ifade edildiği üzere. Güven, güvencelerle oluşur ve bunun yolu yasadır, bunun uygulanmasıdır, takviminin belirlenmesidir. Tüm bunlar bundan sonra hep birlikte takip etmemiz gereken süreçler olacak. 
 
‘86 milyonun geleceğini ilgilendiren bir süreç’
 
Sürece karşı çıkanlar var. En başından beri eleştiriler, öneriler bu süreci güçlendirir dedik. Yeter ki yapıcı ve katkı sunsun. Yeter ki kategorik reddiyeler içermesin. Yeter ki eski reflekslerden arınmış, yeniyi birlikte oluşturabilmeye dönük eleştiriler olsun. Bakınız sürece karşı çıkan ancak yalnızca güvenlikçi reflekslerle tırnak içerisinde karşı çıkan çevrelerin argümanları üzerinden isterseniz bir değerlendirme yapalım. Şöyle diyenler var;  ‘Bu süreç devleti zayıflatır. Bir al-ver süreci. Gizli ajandalar var. Bizden saklanan, bize söylenmeyen’ Aylardır şunu ifade ediyoruz; Bu bir al-ver süreci değil. Bu gizli ajandaların olduğu bir süreç değil. Bu 86 milyonun geleceğini ilgilendiren ve önümüzdeki yüzyılı birlikte kazanmamızı sağlayacak bir süreç diyoruz. Ancak buna rağmen bu argümanlarda ısrar edenlerin haklı gerekçeleri olduğunu tarih bize tecrübelerle farklı şekilde ortaya koyuyor.
 
‘Çatışma kalıcı bir şekilde sonlanmalı’
 
52 yıldır süren çatışma bu devleti güçlendirdi mi? Hayır, güçlendirmedi. Eğer güçlü olsaydı, çatışmayla güçlenseydi ne olurdu? Güçlü bir demokrasiden bahsederdik. Güçlü bir ekonomiden bahsederdik. Krize saplanmış bir Türkiye demokrasisi ya da ekonomisi üzerine analizler yapıyor olmazdık ya da buna çareler arıyor olmazdık. O yüzden binlerce insanın eli yüreğinde, milyonlarca eve ateş düştü bu sebeple. Harlanmış ateşi söndürmek istemek ancak güçlü ve demokratik bir ülke yaratarak mümkün olur. Bu çatışma bu yüzden sonlanmalı ve kalıcı bir şekilde sonlanmalı. O yüzden sonlandıracak her adım bizim için değerli eksiklerine yetersizliklerine rağmen önemli bir adımdır.
 
‘Sonuçları ortadan kaldırmak güçlendirici olacaktır’
 
Eli yüreğinde annelerin acısını hafifletmek, bir daha hiçbir annenin eli yüreğinde yaşamamasını sağlamak için hepimiz sorumluluk hissetmeliyiz bundan sonrasına dair, bundan sonrasının güçlenmesine dair. Ülkenin bütçesini, hukukunu, demokrasisini, uluslararası itibarını da güçlendirecek olan hukuktur, adalettir, demokrasiye dönük adımlardır. Çatışmanın doğrudan ve dolaylı maliyetine ilişkin de araştırmalar, neticeler ortada. Trilyonlarca dolarla ölçülüyor artık. Asıl işte bu zayıflatıcıdır. Güçlendirici olan bu sonuçları ortadan kaldırmaktır.  
 
‘Yeni siyaset üretmek gerekiyor’
 
Ortada kendini fesh etmiş, stratejik olarak silahlı mücadeleyi bitirdiğini ilan etmiş, silahlarını yakarak imha etmiş bir örgüt var. Şimdi bu münfesih örgüt için bir yasal çerçeve oluşturuluyor. Bunun hukuki sonuçlarını düzenleyecek bir çerçeve. Nerede bir taviz var? Bu döngüden çıkmak gerekiyor. Tüm bunları geride bırakmak gerekiyor artık. Yeni dönemin yeni kelimeleri olmalı. Yeni dönemin yeni bir zihniyetle karşılandığını gösteriyor. O yüzden karşısında duranların da artık yeni argümanlara ihtiyaçları var. Aksi takdirde öne sürdükleri her şey ne yazık ki yalnızca hamaset olarak algılanır, siyasetsizlik olarak algılanır, sürece kategorik karşıtlık olarak algılanır ve esasa dokunmayan, görmeyen, reddeden, çatışmaya, kana ne yazık ki gözyaşının akmasına dönük bir gayret olarak algılanır. Böyle algılanmaması için yeni siyaset üretmek gerekiyor.
 
Süreç karşıtlığına hizmet eden argümanlar
 
Sürecin hiçbir yerinde hiçbir zaman ayrılıkçı bir talep dile gelmedi. Oysa bazıları çıkıp ne diyorlar? Sanki böyle bir ülke bölündü bölünecek gibi bir takım propagandalar yapmaya çalışıyorlar. Bunların karşılığı yok. Bir ayrılık talebi yok. Aksine birleşme, bütünleşme yasanın adında olduğu gibi, Meclis’te kurulan ve bu birliği ve beraberliği güçlendirmeye dönük adımlar atılıyor. Bu ortak geleceğimizi güçlendirmeye dönük adımlar. Yine sorun yalnızca güvenlikçi yöntemlerle ya da operasyonlarla çözülürmüş gibi bir takım argümanlar öne sürülüyor.
 
Bu yöntem 40 yıl kesintisiz bir şekilde denendi. Sonuç vermedi. Çatışma üretti. Sorunu derinleştirdi. Üstelik sorunun karakterini de değiştirdi. O yüzden güvenli ülke çatışmanın nedenlerini ortadan kaldırmaya karar vermiş ve bu yönlü adım atmak için siyasi irade ortaya koymuş ülkedir. Bu da hukukla, siyasetle, diyalogla, müzakereyle mümkün. İşte içinden geçtiğimiz sürece böyle bakmak gerekiyor ve dünyada silahlı çatışmaların büyük çoğunluğu da diyalog ve müzakere ile ancak sona ermiş süreçlerdir.
 
‘Akamete uğramış süreçlerden ders çıkarmalı’
 
Şimdi ‘daha önce denendi başarısız oldu. Efendim nasıl güveniyorsunuz?’ Diyenler var. Onlara da bir cevap verelim. Doğru, başarısız olmuş ve akamete uğramış son yıllarda süreçler yaşadı Türkiye. Ve biz ilk günden beri şu uyarıyı yaptık; Dedik ki, hiçbir taraf bundan da bağımsız değildir. Tüm taraflar akamete uğramış süreçlerden ders çıkarmalı. O yüzden bu süreç kalıcı bir biçimde özellikle hukukla çerçevelenmeli. Dersler de belli. Yasa, yasanın uygulanması, takvimi, toplumsal dayanışmanın arttırılması, bunun güçlendirilmesi ve bugün geldiğimiz aşamada bunlar adım adım hayata geçirilmeye çalışılıyor. İstenilen hızda olmasa da ritminde ilerleyebilmesi için çaba sarf ediliyor. Bu çabayı görmezden gelmemek gerekiyor. 
 
‘Toplumsal irade ve dayanışma var’
 
Meclis’in iradesi var. Toplumsal irade, toplumsal destek ve dayanışma var. Yeni kurullar oluşturulacak. Gizli saklı hiçbir şey yok. Her şey apaçık bir şekilde ilerletilmeye çalışılıyor. Herhangi bir gizli ajandamız da yok. Eksikler var. Biz de biliyoruz ve bu eksiklerin tamamlanması için de mücadele ediyoruz. Yasa bizim beklentilerimizin tamamını karşılıyor mu? Hayır. Bizim de beklentilerimizin tamamını karşılamıyor. Peki tek bir yasa hepimizin tüm beklentilerini karşılayabilecek güce sahip olabilir mi? Bu da gerçekçi bir yaklaşım değil. Rasyonel olan ki bunu ilk söyleyen partide biziz. Beklentilerimizin tamamını karşılamadığı için bu yasayı değersizleştirmemektir. Beklentilerimizi karşılayabilecek hale dönüştürmek için ortak mücadeleyi arttırmak.
 
‘İklimi değiştirecek bir yasadan bahsediyoruz’
 
Binlerce insanın hayatını ilgilendiren, doğrudan etkileyen, özgürlüğünü etkileyen bir yasadan bahsediyoruz. Binlerce insana tahliye yolunu açacak, özgürlük yolunu açacak, yine bir o kadar insanın dönüşünü sağlayabilecek, yurt dışından gelişleri sağlayabilecek bir yasadan bahsediyoruz. Türkiye'deki iklimi değiştirme potansiyeli taşıyan bir yasadan bahsediyoruz. Bu iklimi hangi yönde değiştirme potansiyeli taşıyor? Düşünce ve ifade özgürlüğünü güçlendirme yönünde, örgütlenme özgürlüğünü güçlendirme yönünde, bugüne kadar konuşamadığımız, tabu sayılan konuları konuşabileceğimiz bir alana demokratik siyasete zemin oluşturma yasası olarak değerlendiriyoruz.
 
‘Yasa sonraki hukuki adımlara işaret ediyor’
 
Bir de işte temel haklar yine erteleniyor diyenler var. Bu yasa kapsamında yok diyenler de var. Evet, bu yasa kapsamında yok. Ancak bu yasanın çatışmadan demokratik siyasete geçiş hukukunu oluşturma yasası olduğunu akılda tuttuğumuzda işte bu temel haklar, talepler, Türkiye'nin demokratikleşmesine dair sorunlar, Meclis Başkanının da bizatihi ifade ettiği gibi hatta sürecin bütün aktörleri tarafından neredeyse dile getirildi, gerekçesinde de var. Sonraki hukuki adımlara işaret ediyor. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporunda da var bu tespitler. Bunlar daha sonra tartışılmayacak, kayda geçmeyecek ya da olmayacakmış gibi davranmak yine kategorik reddiye olarak algılanır. 
 
‘Saldırıları birlikte göğüslemeliyiz’
 
Barış fikri ve emeği çözüm tahayyülü hep saldırı altında olur. Bu saldırıları birlikte göğüslemeliyiz. Bakınız bir zamanlar Türkiye'de şunlar tartışılıyordu. En azından savaş hukuku tanınsın tartışmaları yapılıyordu. O günlerden bugünlere geldik. Bunu da hatırda tutmak gerekiyor. O yüzden bugün ortaya çıkan yasa yetersiz de olsa acıları derinleşmemesi, kan ve gözyaşının akmaması için çok önemli. Çıkmaz bir yoldan bizi yeni bir kapıyla bambaşka yeni bir hayata taşıyabilecek potansiyeli bağrında taşıyan bir yasa ile karşı karşıyayız.
 
‘Uygulama kısmı önümüzde ki günlerde netleşecek’
 
Silahlı çatışma hâli kalıcı bir biçimde sona erdiğinde yapısal sorunlarına ilişkin Türkiye'nin konuşabileceğimiz alan genişleyecek sevgili arkadaşlar. Çünkü bugüne kadar demokratik siyaset alanı hep bu gerekçeyle kriminalize edildi. Ve şimdi yepyeni bir döneme kapı aralanıyor. Yasanın açtığı bu kapı, bunu ardına kadar açmak ise bundan sonra barış savunucularının işidir. Uygulaması nasıl olacak? Bundan sonraki aşamalar nasıl gerçekleşecek? Bunu da önümüzdeki günlerde hep birlikte takip edeceğiz. Tabii biz de bir yandan buna ilişkin çalışmaları sürdürüyoruz. Biliyorsunuz uygulama için bir teyit tespit mekanizması ve çeşitli kurullar öngörülüyor. Bu kurulların oluşturulması, onların çalışmaya başlaması, tüm bunlar önümüzdeki günlerde netleşecek başlıklar. 
 
Kongre 6 Eylül’de
 
20 Eylül'de yapacağımızı duyurduğumuz olağan kongremizi öne alıyoruz. Yeniden yapılanma döneminin başlangıcı olarak kongremizi delegelerimizle birlikte 6 Eylül'de Ankara'da Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde yapmaya karar verdik. Bu yeniden yapılanma ve yeni dönem siyasetinde öncülük yapabilme, değişim ve dönüşümün öncülüğünü sağlayacak en önemli öznelerden biri olarak DEM Parti için yeniden yapılanma dönemini de güçlendirecek bir hazırlık kongresi olacak. Çeşitli komisyonlarımız oluştu kongre hazırlığını yapabilmek için.
 
‘Yeniden yapılanmanın startını veriyoruz’
 
Kongre hazırlık komisyonumuz, mutabakat komisyonumuz ve genişleme komisyonumuz. Yine program ve Tüzük Komisyonumuzun çalışmalarını sürdürüyor. Aynı zamanda il konferansları gerçekleştirdik, bölge konferansları gerçekleştirdik. Bir yandan bu yasayla ilgili hazırlıkları ve yasa sonrası hazırlıkları tamamlamaya çalışıyoruz ve buna dair planlamalar yapmaya çalışıyoruz. Öte yandan da kongre çalışmalarını güçlendirmeye çalışıyoruz ve 6 Eylül'de Ankara'da Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleştireceğimiz kongremizle de yeniden yapılanma döneminin startını vermiş oluyoruz.
 
‘Yeni planlamalarla sahada olacağız’
 
Bir yandan da yeni halk buluşmalarına hazırlanıyoruz. Yeniden yeni planlamalarla sahada olacağız. Bu defa yasayı anlatacağız. Yasanın gereklerini, uygulamasını, bundan sonra oluşabilecek riskleri ortadan kaldırabilmek için hep beraber ne yapmamız gerektiğini konuşacağız ve partimizin yol haritası her zaman olduğu gibi sahadan çıkacak, sahadan güçlenecek, farklı toplumsal kesimlerle buluşacağız. Yeniden sahada yeni planlamalar için buluşacağız.
 
Kadın ve gençlerin süreçte yer alması önemli
 
Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin başarıya ulaşabilmesi için hem farklı toplumsal kesimler başta kadınlar ve gençler olmak üzere hem de bu çerçevede yine farklı kesimlerle buluşmalar bizim için olmazsa olmaz oldu. Hatta bu bağlamda yasa çalışmalarında özellikle dünya çatışma çözümü deneyimlerinden de edindiğimiz Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda yapılan dinlemelerde de sıklıkla ifade edildiği gibi kadınların ve gençlerin aktif bir biçimde içinde yer aldığı çözüm ve barış süreçleri genellikle daha başarılı olmuş. O yüzden biz kadınların ve gençlerin bu sürece katılımını çok önemsiyoruz.
 
‘Kurullarda kadın temsiliyeti olmazsa olmaz’
 
Aynı zamanda Meclis’te kurulacak kurullarda da kadınların temsiliyet olmazsa olmaz olduğunu düşünüyoruz. Ama kadınlarla buluşmalar ve kadınların temsiliyetinin partimiz açısından öneminin dün Merkez Yürütme Kurulumzda da tartışıldığı üzere bugün burada altını çizmek isterim. Türkiye'nin her bölgesinin illerinde Eş Genel Başkanlarımızın ve Merkez Yürütme Kurulu üyelerimizin katılımıyla gerçekleşecek büyük buluşmalara hazırlanıyoruz bu süre içerisinde.”