Avrupa’dan Rojava mesajı: Eşitlik ve öz yönetim hedef alınıyor
- 09:04 18 Ocak 2026
- Güncel
Melek Avcı
ANKARA- HTŞ çeteleri ve müttefiklerinin Rojava hattında sürdürdüğü saldırılar karşısında dünyadan gelen tepkiler artıyor. Siyasiler, saldırıların yalnızca Kürtlere değil, Suriye’nin çok kimlikli yapısına ve kapsayıcı barış ihtimaline yöneldiğini belirtti.
HTŞ çetelerinin Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırıları 6 Ocak’tan bugüne sürüyor. Günlerdir süren saldırılarda onlarca sivil katledilirken, yüzlerce kişi yaralandı. Sivil yerleşimlerin doğrudan hedef alındığı saldırılar nedeniyle her iki mahallede de ağır yıkım oluştu. Saldırıların ilk günlerinden itibaren mahalleler kuşatma altında tutulurken, kadınlar, çocuklar ve yaşlıların da aralarında olduğu sivillerin güvenliği hiçe sayıldı, birçok insan yeniden göçe zorlandı.
Kısmi ateşkes ve sivillerin tahliyesi
Saldırıların ardından Suriye Demokratik Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî, uluslararası güçlerin arabuluculuğunda 11 Ocak’ta Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerini kapsayan kısmi bir ateşkes ilan edildiğini açıkladı. İlan edilen bu ateşkes kapsamında yaralı sivillerin tahliyesine başlandı. Ancak buna rağmen HTŞ çetelerinin, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yüzlerce kişiyi kaçırdığı yönündeki bilgiler basına yansımış, birçok kişiden haber alınamadığı bilgisi de bildirilmeye devam etmekte.
QSD’nin çekilme kararına rağmen yoğunlaşan saldırılar
QSD, ateşkes ve yürütülen görüşmeler doğrultusunda dün (17 Ocak) sabahı itibarıyla Halep’in doğusundaki bazı bölgelerden güçlerini Fırat’ın doğusuna çektiğini duyurdu. Açıklamada, çekilmenin çatışma riskinin yüksek olduğu bölgelerde sivillerin korunması amacıyla yapıldığı vurgulandı. QSD güçlerini Fırat’ın doğusuna çekme kararı, hem askeri hem de siyasi sonuçlarıyla tartışılırken, bu kararın ardından HTŞ ve ona bağlı çeteler Reqa’nın batısındaki Dibsi Afnan bölgesinde QSD mevzilerine saldırdığı bildirildi.
Tişrîn Barajı hattı hedef alındı
Çekilme kararının ardından saldırılar farklı hatlara da yayıldı. Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) askeri kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre çetelerin dün gece, Tişrîn Barajı hattındaki Şêx Maqsî köyünü bombaladı. Saldırı, bölgedeki su ve enerji altyapısının da hedef alındığını ortaya koydu.
Colanî’nin kararnamesi ve Özerk Yönetim’in açıklaması
Bu askeri gelişmelerin gölgesinde HTŞ lideri Colanî, 16 Ocak’ta 13 sayılı bir kararname yayımladı. Kararnamede Suriye’de Kürtlere yönelik bazı kültürel hakların kabul edildiği ileri sürüldü. Ancak Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, sahadaki saldırılar, sivil katliamlar, kaçırmalar ve kuşatma koşulları sürerken bu tür adımların inandırıcı olmadığına dikkat çekti. Hiçbir yasal dayanağı olmayan ve ortak bir mutabakatla ortaya konulmamış olan bu kararnamenin, sahadaki saldırılar ve güvenlik sorunu devam ederken ne kadar gerçekçi olduğu sorgulanıyor. Özellikle, Kürt sorunun geçici kararlarla değil, kalıcı ve anayasal bir çözümle ele alınması gerektiğinin altı çokça çizildi.
Hewlêr’de diplomasi trafiği
Bu gelişmeler olurken, sahadaki çatışmalar ve ateşkes sürecine paralel olarak Mazlum Ebdî, Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed ve YPJ Komutanı Rohilat Efrîn, dün Hewlêr’de ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. Görüşmelere KDP Genel Başkanı Mesud Barzanî ile ENKS Başkanı Muhammed İsmail de katıldı. Heyet, görüşmenin ardından Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile temaslarda bulundu. Özerk Yönetim temsilcileriyle birlikte ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmelerin, çatışmalar kadar siyasi çözüm arayışlarına da işaret ettiği konuşuluyor. Yanı sıra bu temasların, Kürtler arası ulusal birlik- diyalog ve bölgesel denge açısından kritik olduğu ifade edilmekte.
ABD’den açıklama
ABD Temsilciler Meclisi de dün Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılara ilişkin bir açıklama yaparak, “Şara’nın Kürt halkıyla savaşmak yerine ülkesinin geleceği için çalışmasının zamanı geldi” ifadelerini kullandı. Yanı sıra tüm Avrupa kentlerinde HTŞ’nin saldırıları protesto edilerek Rojava’nın korunması ve demokratik bir Suriye’nin inşa edilmesi çağrıları yapılıyor.
‘Saldırıları kınıyoruz’
Sahada çatışmalar ve görüşmeler sürerken, İtalya Volt Parti Eş Başkanı Daniela Patti HTŞ’ye bağlı ve Türkiye’nin desteklediği çetelerin Rojava ve Suriye’de Kürtlere ve halklara dönük gerçekleştirdiği katliam ve saldırılara ilişkin dayanışmasın paylaştı. Suriye ve Kürdistan’daki son gelişmeleri, özellikle Halep’te Kürt mahallelerini hedef alan bombardımanları derin bir endişeyle izlediklerini belirten Daniela Patti, “Kürt toplumu ile bir kez daha şiddet ve istikrarsızlığın en ağır bedelini ödeyen başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere herkesle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Tüm şiddet eylemlerini güçlü biçimde kınıyor ve özellikle bu kritik dönemde hukukun üstünlüğüne, saygının temel önemini bir kez daha vurguluyoruz” dedi.
‘Kapsayıcı barış zedeleniyor’
10 Mart Anlaşması ve ardından Colani’nin tek taraflı yayınladığı 13 maddelik kararnameye de değinen Daniella Patti, “Bu ilke, Devlet Başkanı El Şara tarafından Anayasal Bildirge’ye dayanarak yayımlanan ve Kürt halkını Suriye halkının temel ve ayrılmaz bir parçası olarak açıkça tanıyan son kararname ışığında daha da hayati bir hâl almaktadır. Bu taahhütle çelişen her türlü eylem ve politika; hukuki güvenliği, toplumsal bütünlüğü ve adil ve kapsayıcı bir barış olasılığını zedelemektedir” diye belirtti.
‘Kürtlerin yanındayız’
“Son derece zor koşullar altında toplumlarının sesi olmaya devam eden Kürt kadınlarının, gazetecilerin ve sivil toplum aktörlerinin yanında duruyoruz” diye belirten Daniella Patti, “Partimiz, tüm aktörleri hukukun üstünlüğünü gözetmeye, sivilleri korumaya ve Kürt halkının haklarına, güvenliğine ve onuruna tam saygı göstermeye çağırmaktadır” dedi.
Özgürlük ve onur eylemleri
BastA! Partisi adına kampanyaya katılan Genel Sekreter Franziska Stier, ise öncelikle Rojhilat’taki direnişe değinerek şunları belirtti: “Bugün, dün, son haftalarda ve yıllarda bu dünya korkutucu biçimde yabancı geliyor. Her gün zalimlik, istisna olmaktan çıkıp giderek norm hâline geliyor. Bugün, İran’da, Suriye’de, Rojhilat’ta ve Rojava’da yaşayan tüm cesur insanların yaşamı ve direnişiyle ilgilidir. İran ve Rojhilat’ta özgürlük ve onur için yapılan protestolar acımasız şiddetle baskılanıyor. Binlerce insan katledildi, çok daha fazlası cezaevlerinde kaybettirildi. Ve buna rağmen yüz binlerce insan sokaklara çıkmaya devam ediyor. Bize şunu gösteriyorlar: Umut yok edilemez” diye belirtti.
‘Eşitlik içinde yaşamaya çalışanlar yok edilmek isteniliyor’
Rojhilat’ta bunlar yaşanırken Suriye’de de şiddetin yeniden tırmanışa geçtiğine tanıklık ettiklerini belirten Franziska Stier, “Colani yönetimindeki Suriye geçiş hükümeti ve onunla müttefik çeteler, Türkiye’den gelen paralı gruplar da dâhil olmak üzere Kürt, Süryani, Êzidî ve diğer mahallelere bilinçli şekilde saldırıyor. Hastaneler bombalanıyor. Yerleşim alanları top atışına tutuluyor. On binlerce insan göçe zorlanıyor. Bir kez daha sivil halka yönelik sistematik şiddete tanık oluyoruz. Bir kez daha, en ağır koşullar altında demokrasi, öz yönetim ve eşitlik içinde yaşamaya çalışanlar yok edilmek isteniyor” sözlerini kullandı.
‘Kürtlere değil tüm kimliklere ve barışa saldırıdır’
Pazartesi günü Zürih’te düzenlenecek olan ve Donald Trump ile beraber Colani’nin de katılacağı Dünya Ekonomik Forumu toplantısı günü büyük bir protesto hazırlığında olduklarını söyleyen Franziska Stier şöyle devam etti: “Bu saldırı yalnızca Kürtlere yönelik bir saldırı değil; aynı zamanda Suriye ve Kürdistan’ın etnik ve dini çeşitliliğine, barış içinde bir arada yaşamayı mümkün kılan her şeye yönelik bir saldırıdır. Dünyanın dört bir yanında sizin yanınızda duran dostlarınız ve kız kardeşleriniz var. Avrupa’da Colani’nin şiddetinin normalleştirilmesine karşı çıkanlar var. Ahmed el-Şaraa’nın İsviçre’deki WEF’te misafir olarak ağırlanmasını kabul etmiyoruz. Ya da Avrupa’nın onu pohpohlamasını ve insan hakları ihlallerini 620 milyon avro ile sübvanse etmesini kabul etmiyoruz. Bugün hâkim olan baskısız diplomasi, yalnızca sefaletin idaresidir.
Tüm halkları eşit düzeyde içeren bir siyasi süreç talep ediyoruz!
İran güvenlik güçleri, Devrim Muhafızları ve milislerin Rojhilat ve İran’da protestoculara ve sivillere yönelik şiddetinin ve katliamlarının sona ermesini talep ediyoruz. Rojava’daki tüm saldırıların derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Her yerdeki ağır insan hakları ihlallerine ilişkin uluslararası ve bağımsız soruşturmalar yürütülmesini ve sorumluların tutarlı biçimde yargılanmasını talep ediyoruz. Uluslararası denetim altında Halep için insani koridorlar talep ediyoruz. İran ve Suriye için, Kürt özerk bölgesini ve etkilenen tüm halkları eşit düzeyde içeren bir siyasi süreç talep ediyoruz. Yaşam için direniş yaşasın! Jin Jiyan Azadî.”







