Demokratik Birlik İnisiyatifi’nden saldırıları durdurma çağrısı
- 15:36 18 Ocak 2026
- Güncel
AMED – Demokratik Birlik İnisiyatifi, Suriye’de Kürtlere dönük saldırıların durdurulması için başta ABD olmak üzere uluslararası koalisyon güçleri ve garantör devletler rollerini oynaya çağırdı.
Demokratik Birlik İnisiyatifi, HTŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına dair yazılı açıklama yaptı. Suriye’nin iç savaşı nedeniyle yüz binlerce insanın yaşamını yitirdiğinin, milyonlarca insanın yaralandığının ve yerinden edildiğinin hatırlatıldığı açıklamada, Suriye sahasının çok renkli ve çok inançlı gerçekliği inkâr edilerek halklar ve inançlar üzerinden katliamlar gerçekleştirildiği, baskı ve zor politikalarının yürütüldüğü belirtildi. BAAS rejiminin çöküşünden sonra Suriye’nin tüm bileşenlerinin bugün hala kritik bir aşamadan geçtiğine dikkat çekilen açıklamada, ya yeni Suriye’de herkes için demokratik bir sistemin inşa edileceği ya da BAAS rejimi HTŞ şahsiyetinde kendini yeniden hayata döndüreceği belirtildi.
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Dünyanın gözü önünde Dürzilere, Alevilere ve Kürtlere yönelik gerçekleştirilen saldırılar, barışçıl ve demokratik bir gelecek umudunu ortadan kaldırmaktadır. Şam’daki geçici hükümet, halkların talepleri ve sorunları karşısında demokratik araçları kullanmamakta, sürekli ‘askerî seçeneğe’ başvurmaktadır. Tüm tarafları uyarıyoruz: savaşta ısrar ve askerî tercihlerle Suriye’de ortak bir gelecek inşa edilemez; bundan sonra da edilemeyecektir.
Demokratik sisteme saldırı
Suriye Kürtlerinin diplomatik çabalarına ve iyi niyet adımlarına rağmen, Şam Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların saldırıları sürmektedir. Kürtlere yönelik saldırılar nedeniyle IŞİD yeniden canlanmakta ve bazı bölgesel devletlerin müdahaleleriyle Rojava’nın demokratik sistemine çok yönlü bir saldırı yürütülmektedir. HTŞ rejimi ve bazı bölgesel güçlerin korkusu, Rojava’da halklar tarafından inşa edilen sistemin demokratik bir örnek haline gelmesidir.
Tabqa, Rakka ve Deyrizor’a yönelik saldırılar kabul edilemezdir ve bu saldırılarla tüm anlaşmalar bir kez daha ihlal edilmektedir. Kürt halkının kazanımlarının hedef alınmasıyla birlikte, Şam Hükümeti ve bazı bölgesel güçler bölge halkları arasında etnik ve inanç temelli çatışmaları körüklemek istemektedir. Bu saldırıların sonuçları başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere tüm garantör devletler tarafından ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
Garantör devletler rollerini oynamalı
HTŞ sistemi ve zihniyetinde halkların ve inançların hiçbir hakkı, hiçbir ekonomik kazanımı güvende değildir. Diyalog çağrılarına ve 10 Mart Anlaşması’nın uygulanması taleplerine rağmen Rojava’ya yönelik vahşi saldırılar durdurulmamaktadır. Tüm dünya halkları bilmektedir ki Rojava halkı, vahşi IŞİD’e karşı ağır bedeller ödeyerek mücadele etmiş ve insanlık onurunu savunmuştur. Bu nedenle insanlığın görevi Rojava etrafında kenetlenmek ve Rojava devrimine ve sistemine sahip çıkmaktır. Şam’daki Geçici Hükümet’e ve HTŞ’ye bağlı radikal gruplara Rojava’ya yönelik saldırılara son verme çağrısı yapıyoruz. Aynı zamanda başta ABD olmak üzere uluslararası koalisyon güçleri ve garantör devletler rollerini oynamalı, ihlaller ve saldırılar karşısında adil ve somut adımlar atmalıdır. Türkiye de Kürt halkının hak ve kazanımlarına karşı izlediği olumsuz tutumunu değiştirmeli ve yapıcı bir rol üstlenmelidir.
Rojava kırmızıçizgimizdir
Japonya’dan Amerika’ya, Mahabad’dan Hewlêr’e ve Amed’e kadar Rojava tüm Kürtlerin kırmızı çizgisidir. Her Kürdün yüreği ve ruhu Rojava ile birliktedir. Bu nedenle kardeşlik ve birlik inşa etmek isteyenlerin öncelikle Rojava’ya yönelik düşmanca bakışlarını değiştirmeleri gerekir. Kürt halkına ve dostlarına özgürlük ruhuyla birlik olma ve desteklerini büyütme çağrısı yapıyoruz. Çünkü Rojava’ya yönelik her saldırı tüm Kürtlere yapılmış sayılır; kazanımların korunması ve başarının yolu ancak birlikten geçer.”







