Kent kent yükselen çağrı: Abdullah Öcalan’a umut hakkı

  • 13:59 10 Mayıs 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ- Türkiye ve Kürdistan’ın birçok kentinde cezaevleri önünde açıklama yapan Barış Anneleri, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik umut hakkının uygulanmasını ve siyasi tutsakların serbest bırakılmasını talep etti.
 
Barış Anneleri Meclisi, Türkiye ve Kürdistan’ın birçok kentinde eş zamanlı cezaevleri önünde, "Annelere en güzel hediye barıştır/ Diyariya herî mezin ji bo dayikan aştî ye” şiarıyla açıklamalarda bulundu. Barış Anneleri, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik umut hakkı’nın uygulanması ve özgürlüğünü talep etti. 
 
İstanbul
 
İstanbul Barış Anneleri İnisiyatifi, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın baş müzakereci olarak statüsünün tanınması ve tüm siyasi tutsaklara umut hakkının sağlanması talebiyle Bakırköy Cezaevi önünde bir araya geldi. Açıklamada sık sık “Biji berxwedana İmralı”, “Be Serok Apo”, “Be Serok jiyan nabe”, “Barışın mimarı İmralı’dadır” ve “Em şer naxwazin, aşitiyê dixwazin” sloganları atıldı. Barış Anneleri adına basın açıklamasını Güliş Yılmaz okudu. Açıklamada Barış Anneleri Sultan Bozkurt ve Emine Erbek de söz aldı.
 
‘En güzel hediye barışın sağlanmasıdır’
 
Annelere verilecek en güzel hediyenin barışın sağlanması ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile buluşmak olduğunu dile getiren Barış Annesi Sultan Bozkurt, “İnfazlar kaldırılsın. Henüz devlet hiçbir adım atmadı. Biz artık yeter diyoruz. 36 yıldır cezaevinde olan tutsaklar hâlâ tahliye edilmedi. Kürtler ve Kürt kadınları üzerinde özel savaş politikaları yürütülüyor ve biz bu politikaları kınıyoruz. Biz anneler olarak cezaevi önlerine gelip açlık grevleri, basın açıklamaları yapmaktan keyif almıyoruz” dedi.
 
‘Gerillanın dönmesi için Türkiye adım atmalı’
 
Gerillaların Türkiye’ye dönmesi konusundaki beklentilerin güvence verilmeden mümkün olamayacağını ifade eden Sultan Bozkurt, “Nasıl gelsinler? Onlar silahlarını bile yaktılar. Ama siz bugün infaz hakkında konuşuyorsunuz. Oysa cezaevi kapılarından henüz çıkan olmadı ve önce Önder Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması gerekir” diye belirtti. 
 
‘Cezaevleri, savaş ve ölümler çözüm değildir’
 
Bütün Kürt halkının ve tüm dünya halklarının özgür olması gerektiğini söyleyen Barış Annesi Emine Erbek, “Önderimiz Abdullah Öcalan özgür olmadıkça ne biz ne de Kürt halkı özgür olabilir. Biz cezaevi kapılarının önünde tutsakların serbest bırakılması için bekliyoruz ama şunu da biliyoruz ki halk özgür olmadan kimse özgür olamaz. Başta hasta tutsaklar için kapıların açılması gerekir. Adalet Bakanı’na diyoruz ki ölümler ve cezaevleri çözüm değildir” ifadelerini kullandı.
 
‘Kürt halkı görmezden gelinerek barış inşa edilemez’
 
Yaşadıkları acıların yürütülen politikaların sonucu olduğunu belirten Güliş Yılmaz, “Anneler için en büyük hediye barıştır. Bu söz bizim için bir temenni değil, yılların acısıyla söylenmiş bir gerçektir. Çünkü bizler çocuklarını toprağa veren, cezaevi kapılarında büyüten, sürgün yollarında kaybeden anneleriz. Biz anneler deneyimlerimizle ve duygularımızla konuşuyoruz fakat durduğumuz yer ve kurduğumuz söz politiktir. Çünkü yaşadığımız acılar ve deneyimler politikanın sonucudur. Kürt halkının yaşadığı acılar inkâr edilerek, bastırılarak ya da görmezden gelinerek kalıcı bir barış inşa edilemez” sözlerini kullandı. 
 
‘Kürt halkının iradesini tanıyacak statü derhal belirlenmeli’
 
Barış dilinin somut bir karşılığının olması gerektiğini vurgulayan Güliş Yılmaz, “Bugün ‘barış’ deniliyor. Ama biz anneler soruyoruz: Hangi barış? Evlatlarımızın mezarları başında mı barıştan söz edeceğiz? Hâlâ tutuklamaların yaşandığı, cezaların onandığı bir süreçte mi barışı konuşacağız? Barış istiyorsanız bunun gereklerini yerine getirerek yasal zeminleri derhal oluşturmalı, siyasi tutsakların serbest bırakılması için gereken hukuki adımları atmalısınız. Kürt halkının iradesini tanıyacak statü derhal belirlenmelidir. Ve en önemlisi, bu sürecin kilit ismi olan Kürt Halk Önderi’nin fiziki özgürlüğünü sağlamalısınız. Onu tecrit altında tutarak barıştan söz etmek, annelerin acısını büyütmekten başka bir şey değildir” diye belirtti.
 
‘Hiçbir anne evladının cenazesini omuzlamak istemiyor’
 
Annelerin artık gözyaşı değil, inşa edilecek yeni bir dünyada çocuklarının geleceğini görmek istediğini belirten Güliş Yılmaz, “Artık hiçbir anne evladının cenazesini omuzlamak istemiyor. Artık hiçbir çocuk annesiz ya da geleceksiz büyümesin istiyoruz. İktidara ve tüm sorumlulara sesleniyoruz: Annelerin sesini duyun. Bu haksızlıkları sonlandıracak cesareti gösterin. Oyalamayın, geciktirmeyin, görmezden gelmeyin. Barış gelmezse acı büyümeye devam edecek. Sürecin yasal zemine kavuşması, zindanların boşalmasıdır. Biz artık acının değil, barışın anneleri olmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
Açıklama sloganlarla sona erdi.
 
Agirî 
 
Agirî’de Barış Anneleri,  Cumhuriyet Caddesi’nden Adliye önüne yürüyüş gerçekleştirdi. "Annelere en güzel hediye barıştır, özgür önderlikle buluşmaktır" pankartının açıldığı yürüyüşte sık sık "Jin jiyan azadî azad bike rebertî" ve "Bijî Serok Apo" sloganları atıldı.
 
Adliye önünde açıklamayı Barış anneleri adına Yıldız Seferoğlu yaptı.
 
Bütün anneler adına seslendiğini dile getiren Yıldız Seferoğlu, "Biz barış istiyoruz. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü, cezaevlerindeki hasta tutsakların tahliye edilmesini talep ediyoruz. Bizler huzur ve barış içinde yaşamak istiyoruz. Aynı zamanda ana dilimizi istiyoruz çünkü anadil bir renktir, bir kimliktir. Bu zenginliğin özgürce yaşanmasını bekliyoruz" dedi.
 
 
Riha 
 
Barış Anneleri Riha Meclisi, Hilvan Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda tutsak yakını, Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUAY-DER), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) il örgütü ve çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamayı Barış Anneleri Meclisi Riha Sözcüsü Adalet Çay yaptı.
 
‘Barış için mücadele etmeye devam edeceğiz’
 
Adalet Çay,  Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu, “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine karşı devletin henüz somut bir adım atmadığını belirtti. Kalıcı barış için mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayan Adalet Çay, “Anneler gününde cezaevi önünde haykırıyoruz. Herkes sesimizi  duysun, artık barış olsun. Türkiye Barış için hiçbir adım atmıyor, süreci uzatıyor. Çocuklarımız özgürlüğümüz için kendi rızalarıyla gittiler, şimdi de dönmeleri gerekiyor. Bunun için devletin adım atması gerekiyor. Türkiye’ye ve bütün dünyaya çağırıyorum, bugün bizim çocuklarımız da bize güller verebilirdi, yanımızda olabilirdi. Türkiye’nin artık adım atması gerekiyor, sesimiz onalra gitsin. Cezaevleri bizim yerimiz değil, bizler Başkanımızı aramızda görmek istiyoruz. Fiziki olarak yanımızda olana kadar, beraber özgürce yaşayana kadar  mücadeleden geri adım atmayacağız” çağrısı yaptı.
 
Açıklama, “Biji berxwedana zindana”, “Biji Serok Apo”, “Be Serok jiyan nabe” sloganları ile sona erdi.
 
 
Wan 
 
Wan Barış Anneleri Meclisi, Anneler Günü dolayısıyla Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne dair beklenti ve taleplerini açıklamak üzere Van Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda Barış Annesi’nin katıldığı açıklamaya, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı. 
 
‘Zindan kapıları artık açılsın’
 
Açıklamada ilk konuşan Wan Barış Annesi Meclisi üyesi Hediye Kaçak, “Yıllardır biz Barış Anneleri olarak barış istiyoruz. Tüm dünya anneleri çocuklarını çiçeklerle büyütürken, biz çocuklarımızı cezaevi kapılarında bekliyoruz, çocuklarımız ölüyor. Zindan kapıları artık açılsın ve çocuklarımız çıksın. Çocuklarımız öldü biz ‘barış’ dedik, çocuklarımız tutuklandı biz ‘barış’ dedik. Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli sesimizi duysun ve 27 Şubat’ta başlatılan çağrıya kulak versinler, zindan kapıları açılsın. Annelerin talebi yerine getirilsin. Bu ülke ancak barış ile kurtulur. Ölüm sonuç getirmez ama barış sonuç getirir. Başımıza gelen her şeye rağmen barış istemeye devam ediyoruz. Yüz yıldır barış istiyoruz. Sayın Bahçeli ve Sayın Erdoğan barışa el uzatarak zindan kapılarını açsın” dedi. 
 
‘Önce Öcalan özgür olmalı’
 
Tüm dünya annelerini selamlayarak sözlerine başlayan Barış Annesi Kamile Yalçın ise, “Yüzlerce çocuğumuz cezaevinde. Uzun yıllar çeşitli hastalıklarla cezaevinde tutulan çocuklarımız var. Onların bir an önce çıkması gerekiyor. Üç annemiz Meclis’e giderek barış için siyasi partilerle görüştü. Biz anne ayrımı yapmıyoruz. Türk annesi de Kürt annesi de bizim için aynıdır. Sayın Abdullah Öcalan bu halkın lideridir. Biz önce onun sonra çocuklarımızın özgürlüğünü istiyoruz. O özgür olmadan süreç barışa evrilemez” ifadelerini kullandı. 
 
Açıklama “Bîjî berxwedana zindanan” sloganları ile son buldu. 
 
 
Şirnex 
 
Şirnex ve Mêrdîn Barış Anneleri, Şirnex Cezaevi önünde barış, adalet ve özgürlük talebiyle basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya kentte bulunan birçok sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcisi katılırken, barış annelerine çiçekler hediye edildi. Cezaevinde bir araya gelen anneler "Jin jîyan azadî" sloganları attı. Cezaevine yakın bir yerde bir araya gelen anneler, cezaevinin önüne kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte "Em şer naxwazin aşitîyê dixwazim", "Bijî berxwedana zindana" sloganları attı.
 
'Artık devlet adım atsın '
 
Behiye Nayır, tüm annelerin gününü kutlayarak, "Kürt annelerinin yüreği hep yandı. Bu sene artık barışın gerçekleşmesini istiyoruz. Devlet de artık bir adım olsun. Çocuklarımız bizden uzakta ama devlet hala adım atmıyor. Hepimiz kardeşiz cezaevindeki tutsaklar için bir af çıkmalı. Biz barıştan başka bir şey istemiyoruz. Bizler bu topraklarda doğduk burada varız. Bizim de haklarımız var ve biz de Adalet, hak ve hukuk istiyoruz. Artık silah devri bitsin. Buradan devlete de adım atması için sesleniyoruz" dedi.
 
'Söylem bitmeli pratiğe geçilmeli'
 
Mêrdîn Barış Annesi Gurbet Tekin, bugün yine annelerin kırık bir kalp ile anneler gününü karşıladıklarına dikkat çekerek, "Bütün dünya biliyor ki Kürt annelerinin çocukları cezaevlerinde, toprağın altında. Bu anneler günü barışa vesile olsun. Bu da elbette direnişle olur. Kürt halk önderi sayın Abdullah Öcalan bilindiği gibi bir çağrı yaptı. Ondan önce de Devlet Bahçeli ‘Abdullah Öcalan gelsin mecliste konuşsun’ demişti ama bugüne kadar söyledikleri hiç bir sözü yerine getirmediler. PKK birçok adım attı. Artık söylemler bitmeli bir an önce pratiğe geçilmelidir. Bizler bu sürecin bozulmasını istemiyoruz. Sayın Abdullah Öcalan'ın Umut hakkı sağlansın. Onun Umut hakkı Kürt halkının özgürlüğü ve hakkıdır. Önderimiz özgür olursa tüm tutsak arkadaşlarımız özgür olur. Annelerin yüreğindeki acı artık son bulsun. Anneler bugüne kadar özgürlük ve barış için mücadele etti. Artık barış için herkes adım atsın. Olduğumuz yerde durarak hiç bir barış olmaz. Adımlar atılmalı" diye konuştu.
 
 
Umut hakkı tanınmalı'
 
Son olarak konuşan DEM Parti Şirnex Milletvekili Newroz Uysal Aslan ise tüm annelerin gününü kutlayarak, "Kürt anneleri yıllardır tüm acıları ile her alanda seslerini yükselttiler. Birçok anne yıllardır çocuklarının mezarını arıyor, birçoğu yıllardır cezaevleri önünde gidip geliyor ve çok büyük bedeller ödediler. Ama her şeye rağmen barış anneleri olarak barış talebinden vazgeçmiyorlar. Barış anneler, özgürlük ve barışın bir parçasıdır. Ellerinden geldiğince bunun mücadelesini verdiler. Bu yüzden başlayan süreçle birlikte barışta en ısrarcı olanlar onlar oldular. Sürece rağmen sayın Öcalan hala İmralı'da tutsak. Tüm AİHM kararlarına dair atılan bir adım yok. Sayın Öcalan'ın statüsü neyse tüm Kürtlerin statüsü de odur. Barış sürecinin ilerlemesi için İmralı kapıları açılmalı. Süreç söylemlerle değil resmi yasalar ve şeffaf bir şekilde ilerlemeli. Gerillalar için resmi yasalar bir an önce yürürlüğe konmalı. Buradan sesleniyoruz; artık gözyaşımız mutluluktan olsun. Bir an önce umut hakkı sağlansın ve cezaevinin kapıları açılsın" şeklinde konuştu.
 
Açıklama slogan ve alkışlarla son buldu.
 
Amed 
 
Barış Anneleri, Anneler Günü dolayısıyla Diyarbakır D Tipi Cezaevi önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. Açıklamada, “Bijî berxwedana dayikan”, “Bijî berxwedana zindana” sloganları atıldı. Basın metnini Barış Annesi Hanife Akpolat okudu.
 
‘Terörsüz Türkiye’ kavramı değişmese, barış sağlanamaz’
 
Söz alan Barış Annesi Havva Kıran, “Anneler hiçbir zaman savaş istemedi. Bugün Anneler Günü. Başkan’ın başlattığı barış sürecinde, bu sene Barış Anneleri’nin barışa, çocuklarına sarılsın isterdik. Biz çocuklarımızın yolunu takip ediyoruz. Artık annelerin gözyaşı akmasın. Anne annedir, annelerin gözyaşının rengi yok. Başkan ve devlet birlikte müzakere yapıyor, masa kurdular. Adım atılmadı. Hala da devlet, cumhurbaşkanı ne diyor? ‘Terörsüz Türkiye.’ Acaba devlet kim, terör kim? Terör ismini asla istemiyoruz. Çocuklarımız barış için canını verdi. Terörsüz Türkiye’ kavramı değişmese, barış sağlanamaz. Biz terör değiliz. Biz Kürdüz, hak sahibiyiz. Biz hak hukuk adalet istiyoruz. Başkanımızın statüsünü istiyoruz” şeklinde konuştu.
 
 
‘Niye duymuyorlar? barış adımları atılsın’
 
“PKK silah bıraksın, teslim olsun” söylemlerine dikkat çeken Havva Kıran, “Kürtler, Türkler birlikte yaşasalardı, o çocuklar silaha aşık değildi. Biz hakkımızı istiyoruz, teslimiyeti asla istemiyoruz. Devlet artık annelerin sesini duymalı. Annelerin sesi dünyaya yayılıyor. Niye duymuyorlar? Bundan sonra inancımızın olması için barış adımları atılsın” diye kaydetti.
 
Talep net: Yasal düzenleme
 
Sonrasında söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Adalet Kaya, konuşmasına Anneler Günü’nü kutlayarak başladı. Adalet Kaya, “Bir buçuk yıldır bu coğrafyada analar ağlamıyor, kan dökülmüyor. 27 Şubat 2025’te Sayın Öcalan’ın yapmış olduğu çağrıyla bu mücadele başka bir merhaleye çevrildi. Bütün dünya Önder Apo’nun başlatmış olduğu süreci büyük bir titizlikle takip ediyor. Anaların ortak talebi Sayın Abdullah Öcalan’ın yasal statüye kavuşmasıdır. Cezaevinin boşalması, dağdaki gerillanın yaşam içinde yaşamını sürdürmesidir. Bunlar için yasal düzenlemeler gerekiyor. Türkiye halklarını, demokratik cumhuriyet ve hukuk çatısı altında eşit, özgür bir yaşam iradesine davet ediyorlar. Talepler net, yapılması gerekenler net. Artık yasal düzenlemeler yapılması gerekmekte, yasal adım gerektirmeyen adımların da hızla atılması gerekmekte” şeklinde konuştu.
 
Konuşmaların ardından açıklama son buldu.
 
Bedlîs 
 
Barış Anneleri Meclisi, Bêdlîs'in Xelat (Ahlat) ilçesinde bulunan Ahlat T Tipi Cezaevi önünde “Umut Hakkı”na ilişkin basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada sık sık, "Hepimiz anneyiz barıştan yanayız", "Jin Jiyan azadî", "Be Serok Jiyan Nabe" , "Biji berxwedana zindanan" sloganları atıldı. Açıklamaya hasta tutsak yakınlarının yanı sıra demokratik kitle örgütleri ile siyasi parti temsilcileri katıldı. 
 
'Çocuklarımız katledilmesine rağmen barış istiyoruz'
 
Türkçe bilmemesine rağmen Türkçe konuşulmaya zorlandığını söyleyen Barış Annesi Nuriye Turan, "Bizim dilimizi konuşmamıza izin vermiyorlar. Kürt ve Türk madem kardeş o zaman bizi dilimizi konuştuğumuz için zindanlara atmasınlar. Hakkımız olanı neden alıyorsunuz. Çocuklarımız katledilmesine rağmen yine barış" dedi. 
 
'Önderimizi aramızda görmek istiyoruz'
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü talep eden İpek Canbey, devletin bir an önce adım atması gerektiğinin altını çizdi. İpek Canbey, "Bizde bütün dünya gibi önderliğin özgürlüğünü istiyoruz. Bütün siyasi tutsaklar bırakılsın. Barış Anneleri bir olalım ve kan dökülmesine izin vermeyelim. İki senedir kan dökülmediği için çok mutluyuz. Barış ve adalet istiyoruz. Önderimizi aramızda görmek istiyoruz. Barış için iktidar adım atsın, kimsenin çocukları ölmesin. Biz sadece barış istiyoruz. Önderliğimiz ve çocuklarımızın yolunu gözlüyoruz. Bütün annelerin günü kutlu olsun. Barış ve özgürlük için umut ediyoruz. Önderliğimizi istiyoruz. Devlet adım atsın" şeklinde konuştu. 
 
 
'Savaşsız bir dünya istiyoruz'
 
Kürt ve Türk kardeşliğinin sağlanması gerektiğinden söz eden Gülperi İlbasan, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş'in Kürt olduğu için katledildiklerine dikkat çekerek, “Ne Türk ne Kürt anneleri ağlamasın artık. Bir an önce barış sağlansın. Kimse Kürt olduğu için tutuklanmamalı. Herhangi bir suçları olmamasına rağmen suçsuz haksız zindanda kalıyorlar. Kürt çocukları olan Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş gibi binlerce Kürt evlatları katledildi. Bunların arkasında devlet adamları çıkıyor. Adı Kürtçe olduğu için katlediliyor. Biz yurdumuz için değil halkımız için buradayız. Bu barışın sağlanmasını istemiyorlar. Bir yıldır kimsenin burnu kanamadı. Çok sevinçliyiz. Bu barışın sağlanmasını istiyorum. Dünya anneler günü kutlusun. Savaşsız bir dünya istiyoruz" diye konuştu.
 
Dîlok 
 
Dîlok Barış Anneleri Meclisi, Anneler Günü’nde Antep H Tipi Kapalı Cezaevi önünde bir araya gelerek dünyaya barış ve kardeşlik mesajı verdi. Şehitkamil ilçesi Zeytinli Mahallesi’nde gerçekleştirilen açıklamada, annelerin yüreğindeki barış özlemi dile getirildi. Açıklamada,"Bijî berxwedana zindana", "Bijî berxwedana dayika" ve "Bijî aşîtî" sloganları yankılandı.
 
‘Anneler barış istiyor’
 
Barış Annesi Perişan Akın, konuşmasında devlet yetkililerine seslenerek somut bir adım atılmasını istedi. Akın, barışın tüm toplum için bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:"Bugün Anneler Günü. Biz barış istiyoruz, huzur istiyoruz. Biz cezaevindeki anneleriz, şehit anneleriyiz. Yeter artık, ne kadar kan aktı, ne kadar insan yaşamını yitirdi. Devlet bir adım atsın, bize bir hediye versinler; o hediye bir çiçektir, barıştır. Biz barışın anneleriyiz, umudun anneleriyiz. Soruyoruz; barış nerede? Gözümüz yollarda kaldı, vicdanlı olsunlar."
 
 
Ardından söz alan Fidan Karadağ ise Anneler Günü'nü bir kutlama değil, bir mücadele günü olarak gördüklerini belirtti. Karadağ, barışın ancak adaletle mümkün olacağını söyleyerek şöyle devam etti:"Bizim yüreğimiz yandı, ciğerimiz parça parça oldu. Silahların, savaşın bitmesini istiyoruz. Barış gelsin, insanlar birbirine kardeş olsun. Devlet barış elini uzatsın, masaya oturulsun ve artık barış olsun. Önder Apo’yu bıraksınlar. Devlet Bahçeli ve Önder Apo bu süreci birlikte yürütsün. Bu sorunu çözsünler. Barış olsun."
 
Anneler, tüm dillerin ve renklerin bir arada, özgürce yaşadığı bir gelecek dileğiyle eylemlerini sonlandırdı.
 
İzmir 
 
Barış Anneleri Meclisi, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın baş müzakereci olarak statüsünün tanınması ve tüm siyasi tutsaklara umut hakkının sağlanması talebiyle Buca Kapalı Cezaevi önünde bir araya geldi. Açıklamada, sık sık “Barışım mimarı İmralı’dadır”, “Özgür Önderlikle özgür yaşama”, “Bijî berxwedana zindanan” ve “Bê Serok jiyan nabe” sloganları atıldı. Açıklamaya, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Sebahat Tuncel ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk’un yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
 
 ‘Artık adım atılması lazım’
 
Açıklamada ilk olarak söz alan tutsak yakını Hanife Gümüş, konuşmasına tüm annelerin, anneler günü kutlayarak başladı. Hanife Gümüş, “Oğlum Mehmet Nezir Gümüş, Burdur Cezaevi’nden aradı, tüm annelerin ellerinden öptüğünü söyledi. Devlet, cezaevlerinin kapısını açsın artık. Çocuklarımız yanımızda olsaydı, ellerimizi öpselerdi. Ama maalesef çocuklarımız cezaevinde, devlet hiçbir adım atmadı. Artık bir adım atılması lazım, çocuklarımız ne zamana kadar bu baskılar zulüm altında kalacak?” dedi.
 
‘Annelerin ihtiyacı çocuklarına kavuşmaktır’
 
Daha sonra söz alan Barış Annesi Peyruze Kurt, annelere verilecek en büyük hediyenin barış olacağını ifade ederek, “Önderimizin statüsünün sağlanması, bizim için en büyük müjde olur. Bir an önce Önderliğimizin fiziki özgürlüğü sağlanırsa, statü netleşirse bu süreç daha iyi ilerleyecektir. Bizim en büyük talebimiz ve çağrımız budur. Diğer çağrımız ise; hukuki adımların atılmasıdır. Çocuklarımız silahlarını yaktı, bir yıl oldu. Biz o silahların yakılışına şahitlik ettik. Neden bir yıldır yol açılmadı? Hukuki adımlar atılmadı? Bir an önce hukuki adımların atılmasını istiyoruz. Güvence istiyoruz, daha önce Barış Grubu gelmişti, cezaevine girdiler. Bu sefer biz inanmak istiyoruz, hukuki adımların atılmasını istiyoruz. Annelerin ihtiyacı olan şey çiçek değil, çocuklarıdır” şeklinde konuştu.
 
 
‘Sayın Öcalan’ın özgürlüğü önündeki engel kaldırılmalı’
 
Daha sonra söz alan DEM Parti İzmir milletvekili Burcugül Çubuk da şu ifadelere yer verdi: “Bizleri sürekli hapishane önünde umut hakkı ve tutukluların hakkı için basın açıklaması, eylem yapmak zorunda bırakan bir sistemle karşı karşıyayız. Barış anneleri başta olmak üzere, tutuklu aileleri başta olmak üzere yaşlı insanların sürekli buralarda olduğu, seslerini duyurmaya çalıştığı ve en temel insan hakları için mücadele etmek zorunda bırakıldığı bir iklimde barış mümkün değildir. Halkların barışı için, eşitlik, adalet, demokrasi için tutuklar üzerinden pazarlık yapılması bırakılmak zorundadır. Başta İmralı Adası olmak üzere bu ülkede bütün hapishanelerdeki bütün siyasi tutuklular bu sistemin ürettiği suçlarla düşürülerek tutuklanmış bütün gençler hayata dönmek zorundadır. Sokağa dönmek zorundadır. Bunu anca barışla sağlarız. Barış içinde bütün siyasi tutsakların ve Sayın Öcalan'ın özgürlüğünün üzerindeki engel kaldırılmak zorundadır. Bu eylemleri yapmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz. Bize herhangi bir pazarlıkla sıkıştıramayacaklar, herhangi bir şekilde hiçbir yoldaşımızı koz olarak kullanamayacaklar. Biz mücadele etmeye, anneler burada olduğu sürece olmaya devam edeceğiz”
 
‘Mesele Sayın Öcalan şahsında Kürt halkının statüsüdür’
 
Son olarak söz alan TJA aktivisti Sebahat Tuncel, Anneler Günü vesilesiyle cezaevi önünde olduklarını dile getirerek “Hem Barış annesi konuştu hem tutsak annesi konuştu. Aslında çok önemli şeyler söylediler. Barış annemiz aslında çok önemli şeyler söyledi. Son sözünü bitirirken dedi ki; ‘Biz gül, çiçek istemiyoruz. Biz çocuklarımızla buluşmak istiyoruz. Çocuklarımızla kavuşmak istiyoruz. Önderliğimizle buluşmak istiyoruz. Bence en büyük talep bu. Anneler, Barış Anneleri Ankara'ya gittiğinde siyasi parti genel başkanlarıyla görüştüğünde de bu talebi onlara ifade ettiler. Dediler ki: "Biz bayrama barışla girmek istiyoruz. Çocuklarımıza kavuşmak istiyoruz. Bu sürecin önünde engel olan her türlü engelin kalkması için de Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’a statü istiyoruz.” Mesele sadece kişisel olarak Sayın Öcalan'ın statüsü değildir. Onun şahsında Kürt halkının statüsüdür istenen. Çünkü Sayın Öcalan'ın özgürlüğü, Kürt halkının özgürlüğü, Kürt kadınlarının özgürlüğü Türkiye'nin demokrasisi demek. Yani İmralı'da bugün uygulanan tecrit, bugün Sayın Öcalan'ın üzerinde uygulanan baskı aslında Türkiye ve barışına yönelik bir baskıdır. Anneler bunu direkt muhataplarına ifade ettiler. Yine annemiz ifade etti. Bir yıldır süreç başladı. Bir yıldır gerillalar silahlarını yaktılar. Bir yıldır ne oldu? Siyaset dediğiniz şey sorun çözer. Siyaset dediğiniz şey talepte bulunmaz. Anneler talepte bulunuyor. Diyor ki bu sürecin önünü açın. Bu sürecin önünü açmanızın iki yolu var. Bir Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan'ın statüsünü tanımak, onun özgürlüğünü sağlamak, İmralı'nın kapılarını açmak. İkincisi de gerekli hukuki ve siyasi adımları atmaktır” diye ifade etti.
 
‘Anneler aynı zamanda devrimcidir’
 
Siyasetin yolunun açılması gerektiğini kaydeden Sebahat Tuncel, “Devlet Bahçeli çağrı yapmadı mı? "Gelsin Abdullah Öcalan siyaset yapsın” demedi mi? Sayın Öcalan'ın gelip siyaset yapabilmesinin koşulu da hukuki ve siyasi adımların atılmasıdır. Bugün anneler tam da bunu söylüyor. Bu annelerin yaşı ne olursa olsun, sadece anne değil. Onlar aynı zamanda devrimcidir. Çocukları devrimci olduğu için burada değiller. Onlar aynı zamanda barış istedikleri için de buradalar. Kendileri de bu barış mücadelesinin bir neferi olarak buradalar. İktidarından ana muhalefetine, muhalefetine anneleri dinlediler. Hepsi meclis komisyonunun oluşturduğu rapora ‘Evet’ dediler. Türkiye'nin yüzde 90'ı bu raporun hayat bulmasını istiyor” diye belirtti.
 
Açıklama, sloganlarla sona erdi.